Bir kolyeyle silinsin günahlar

uffizi.org

Instagram’da gezinirken -favori aktivitem pek çoğunuz gibi instagram’da GEZİNMEK- ve kimi fotoğrafları layklarken kimilerini içten içe kınamayı kendime hak görürüm. Neyse ki kınama faaliyetleri söz konusu olunca twitter’da da destekleniyorum (diğer Mahmut yazarları arkadaşlarım tarafından, tabi canım öyle olur mu diye bir gaz bir gaz…) ve bu sayede mahallenin her şeye karışan kötü kalpli teyzesinden kuşkusuz daha havalı sıfatlara sahip oluyorum. Sorgulayıcı, mizantrop, sarkastik gibi. Her neyse, kendimle ilgili bu girizgahtan sonra hakkında çemkirmeye karar verdiğim melek kolyelerinden bahsedebilirim.

Hangi kreatif semtimizde bilmiyorum ama kullanılan materyal altın, pırlanta ve zümrüt olduğu için menşei Nişantaşı diye tahmin ediyorum, çünkü Galata ve Karaköy genelde hurda demir tercih ediyor, bir marka-mağaza-atölye var anladığım kadarıyla. Tasarım (bu lafa da bayılırım) mücevherler yapıyorlar. Hedef kitlesi futbolcueşi veya futbolcueşi-to-be ama yine gördüğüm kadarıyla şu an -Ramazan vesilesiyle de- oldukça popüler. Neden? Çünkü MELEK yapıyorlar. Kutsal sayılır yani bir bakıma. İftar davetine takmalık. Koskoca futbolcu eşi deri içinde cevşen taşıyacak değil ya elbette melek olmalı ve öyle sıradan bir melek de değil, cennetin ve dinler aleminin en senior’larından CEBRAİL olmalı. Acaba meleklerin de Linkedin’i var mıdır? Varsa eğer bilmeyenler için Cebrail’in vahiylerden sorumlu olduğu (ama sadece peygamber doğanlara bu vahiyler, sıradansanız no no no), yaratanla direkt iletişime geçebilen tek varlık, adeta vice president olduğunu söyleyebiliriz.

Mücevhere, altına, pırlantaya karşı değilim. Her türlü tasarım değerine rağmen hurda demir değil, ‘bozdurulduğunda değer kaybetmeyecek’ karatta altın, pırlanta tercih edebilirim hatta. Karşı olduğum melek meselesi de değil. İsteyen melek takar, isteyen şeytan. Karşı olduğum ne peki, bu kolyenin (belki küpesi falan da vardır seride bilemiyorum) tasarımında esin kaynağına atıfta bulunulmaması. Kanatlar filan var, klasik meleksel şeyler işte, ama asıl figür ‘fleur de lys’ ve nilüfer çiçeği olarak bilinen bu figürün Cebrail yani Gabriel ile bağlantısı. Bu sembolü ilk olarak Fransız kralı Louis VI veya Louis VII zırhında kullanmış. 12. yüzyıldaymış. Koruma amaçlıymış. Ondan sonra da kullanmaya doyamamışlar, Louvre’dan Versailles’a hatta ağır jakarlı perdeler, yatak örtüleri satan Paris mefruşatçılarında bile sürekli karşınıza çıkar. Sadece Fransa değil, Floransa’nın da simgesi ve daha pek çok yerde karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla Cebrail, Fleur de Lys ve Hristiyanlık  ilişkisi gayet açık.  Ürün açıklamasında her iki dinde de müjde getiren melek olduğu söyleniyor, hakkını yiyemem. Hatta ürün özelliklerinde sevginin gücü gibi 21. yüzyıl pazarlama laflarına, kansere şifa gibi vurucu keywordlere yer verilmiş. Ama o kadar. İşini gücünü yürütmek için muhafazakarı ve her şeyin başı maneviyatı oynayan kadınlar için yeter de artar. Ben masumum temalı basın toplantılarının vazgeçilmezi beyaz gömlek ve allah yazılı kolye ikilisinin daha şık ve muhtemelen pahalı güncel sürümü.

Orjinal bir tasarım gibi sunulmasa, çizerken nereden esinlendiği yazılsa filan hiç sorun değil. Ama ben öyle bir atıf göremedim. Ama kolyenin o maneviyat, İslam sosuna şöyle hafifçe sokulmuş Ramazan şıklığının tamamlayıcısı sunumundan hoşlanmıyorum.

Benim hoşlanmamam kimseyi bağlamaz tabii ki ama hani çok takipçili biri eskaza haç veya şekil olarak haça benzeyen (mesela ank) bir takıyla fotoğrafını paylaşsa fotoğraf altında linçe girişen, hakaret eden, paylaşım yapanın burnundan getiren çok bilmişlerin katolik sanat için anlamı büyük nilüfer çiçeğini gözyaşlarıyla bağırlarına basmalarına öylece bakakalıyorum. Gerçekten de ignorance is bliss arkadaşlar.

Bir de anladığım kadarıyla bu kolyenin meraklısı kitle Floransa’ya bayılırım, yılda 2 kere Paris’e gittim diye seyahat tutkularından bahseden kimselerden oluşuyor. İstanbul dışına çıkmam diyen yok. Hiçbiri ben bu figürü Pitti Sarayı’nda görmüştüm demiyor mu acaba? Sadece merak…

 

Bu kadar paragrafın özeti: Bilmemek ayıp değil, google bu günler için, lütfen öğrenelim ve bir de kaynak belirtelim. O minicik dipnotlar, referans sayfaları filan düşündüğünüzden daha önemli ve hep saygı.

 

Görsel: Annunciation, 1333, Simone Martini & Lippo Menni, Uffizi Gallery Museum