Paris’te vintage satan bir mağazadan…

Amy-Press-Fashion-Mag-737x700

Dergilerde baskıya az kala ekstra ilan girecekse ilan sayfasının yanı boş kalır. Formaya oturtmak için de çeşitli çözümler düşünülür ve bu çözümlerin başında çok acil biriyle söyleşi yapmak gelir.

Sektörden biri olarak şunu söyleyebilirim ki genelde kanaat önderi, stil sahibi filan değilsinizdir, sadece o anda çeşitli bağlantılarımız aracılığıyla size ulaşabilmişizdir. Söyleşilen kişiler kendilerini kanaat önderi gibi hissedebilirler, amaç da biraz odur zaten.

Genelleme yapmak istemem, bu amaçla yapılmayan çok iyi söyleşiler de var, hatta bazıları başlı başına arşivlenmeyi hak eden söyleşi dergisi. Ama genelde boş sayfayı doldurmaktır amaç. Eğer söyleşi değilse de son gelen basın bülteni allayıp pullayıp girilecektir. Yani ya piyasaya yeni çıkan selülit kremi ya da siz.

Neyse ki son yıllarda potansiyel söyleşilecek insanlar olan ünlü ve az ünlülere yeni bir grup daha eklendi. Sosyal medya fenomenleri. Blogger, vlogger… Bu nedenle söyleşi yapmak hiç zor değil, sorular da hemen hemen birbirinin aynı zaten. İsteseniz de farklı soru soramazsınız, çoğu cevap veremez çünkü , ben buna e-mail ile dönüş yapayım derler, dönmezler. Ama sektörel dergi de olsa, moda dergisi de olsa bir soru genelde hiç değişmez. Karşınızdaki kişi kadınsa (erkeklerde pek rastlamadım) ona stilini neye borçlu olduğunu sormak. Bu sorunun ardından da nerelerden alışveriş yapmayı sevdiği filan gelir. Bence kendisiyle röportaj yapılan kişinin en sevdiği an bu olmalı. Kural nettir: Önce bir iki lüks markayı mümkünse beşikteki bebeğin bile bildiği özellikleriyle söylersiniz, bu arada bu özelliklerden bahsetmek önemli. Sonra toplumun geneline de sempatik görünmek için her köşe başında bulunan birkaç hızlı moda markası ve en önemli kısım, özgünlüğünüzü vurgulamak için vintage kıyafetler satan mağazalar. Ve nedendir bilmem bu mağazalar hep Paris’te olmalıdır. Yani şuna benzer bir cevap çıkıyor ortaya:

”Yeni kreatif direktörü sayesinde kendini tamamen yenileyen Gucci’yi çok seviyorum, çünkü 70’lere atıfta bulunan bu boho tarz tamamen beni yansıtıyor, Zara ve Mango da sık sık uğradığım stil duraklarım arasında, böyle markalar sayesinde moda demokratikleşiyor, bir de kimsede olmayan özgün parçaları seviyorum, vintage tutkum var, Paris’teki vinage butikleri mutlaka ziyaret ediyorum. Hem benim anneannem de…”

 

Şimdi de bundan ne anlam çıkması gerektiğini özetleyeyim:

  • Gucci’nin yeni kreatif direktörünü biliyor, moda dünyasıyla ilgili.
  • Parası var, uzaktan sevmeyi kast etmiyordur sonuçta. Neticede kur da ortada, bir Gucci terlik 2000 lira.
  • Ama snob bir tip değil, alçakgönüllü, Mango’dan 30 liraya elbise de alabilir.
  • Demokratikleşmeyi cümle içinde kullandı, artık toplumsal meselelere daha duyarlı, sadece giydiklerinden ibaret boş bir insan değil.
  • Yüzü batıya dönük. Paris olmazsa Londra olurdu.
  • Vintage demek sofistike olmak demek, sofistike olmak ne demek? Dönem meselesine de hiç girmiyor. Sonuçta ikinci el birkaç parça aldı, retro mu vintage mı değerli mi çöp mü kafa karıştırmaya ne gerek var?
  • Bu tutkusu genetik, ailesi de stylish’ti.

 

Her neyse, eleştirmek için söylemiyorum, sektörde duymak istenen buysa böyle röportajlar verilsin. Zaten sayfa tasarımı da allı pullu oluyor böylece. Gucci’nin kampanya görselini koy, yanına bir dekupe Zara elbise, bir de eskiliği belli bir mücevher. Sanki 2. el ürünler satan sıradan bir yerden alınmamış da müzayededen çalınmış gibi görünsün. Pırlanta değil, buğulu elmas. Denklemi özellikle yukarıda verdim, bir gün bir dergi bu soruyu size de sorarsa zorluk çekmeyin. Ama Paris’i bir süreliğine Berlin’le değiştirin bence. Bu aralar çok trendy. Sonuç olarak dergiyi yapanların da söyleşiyi verenlerin de kazandığı bir şey bu.

Mahmut’un Fransa temsilcisi olarak ben de ilerleyen zamanlarda o söyleşilerde duyduğunuz vintıç mağazalarının, antika pazarlarının adresini vereceğim size. Hangisinde tasarım ürünler var, hangisi Mahmutpaşa’dan hallice, hangisi hangi dönemi satıyor, kim güvenilir, kim değil hepsi ilerleyen günlerde burada olacak. Bence sevgili Deryik de Londra için adresler versin. Hem kendisi söyleşisi olmayan, kıymeti bilinmeyen en gerçek fashionistalardan. Herkes sofistike, herkes stil sahibi olsun.

 

 

 

Görsel: justmytype.ca

 

 

 

 

 

 

 

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s