Toplum içinde yaşamak-1

Ben almayayım. Kararımı desteklemek için gerekçelerim mevcut. Bugünkü yazımda üst kat komşularımla başlamak isterim. Genç ve kariyer sahibi bir çift (bunu biliyorum çünkü iş ile ilgili telefon konuşmalarını adeta yatak odamda yapıyorlar); çocukları yok, köpekleri var. Her ikisi de sigara içiyor ve içtikleri sigaraları kendi çöplerine değil de alt kata ya da aşağıya atmayı seviyorlar. Kadın evde topuklu ayakkabı giymeyi çok seviyor, adam da adeta bir yeşil dev gibi bastığı yeri titretiyor. Ne kadar birbirine göre bir çift <3

Pas seviyorlar. Onlarla ilgili en ilginç bulduğum şeylerden biri bu. Dolap kapaklarının, kapılarının paslanmış olması ve yağlanmaya ihtiyaç duyması onları mutlu ediyor.

Sıklıkla eşyalarının yerlerini değiştiriyorlar. Tabii söylediğim gibi kariyer sahibi çalışan bir çift oldukları için mümkünse cumartesi ya da pazar sabah 8 ile 10 arasında. Adam aynı zamanda elinden iş gelen biri, yatak odamın  üstünü atölyesi haline getirmiş olsa gerek. arada sırada orada bir şeyler çakması, kesmesi, biçmesi bana çok “Almanya’da” hissettiriyor. Ausgezeichnet!

Eh, her çift gibi kavgaları oluyor, ancak ek olarak birbirlerine bir şeyler fırlatmak hobileri arasında yer alıyor. İşlerin bu raddeye gelmesindeki en büyük sebeplerden biri de adamın kadının söyledikleri ya da talepleri karşısında olumlu ya da olumsuz herhangi bir tepki vermemesi. Ama tabii ben kimim ki yargılayacağım? Neyse, bu çekişmeli mücadele kadının çok histerik şekilde ağlaması ve küfürler etmesi, adamın “aşkım tamam üzülme” demesi ve barışma seksi ile tatlıya bağlanıyor. Seksin neden cihat çağrılarıyla son bulduğunu ise henüz bilmiyorum.

Cihat dışında genellikle baş başa kalmayı sevmediklerini düşünmeye başladım, çünkü evlerinde her zaman “bir şey” gecesi oluyor. Playstation gecesi, Survivor gecesi, film gecesi, 300 kişi toplanıp bağırma gecesi, maç gecesi, Game of Thrones gecesi gibi. Bu gecelerin her birini, gelen arkadaşlarını, kimin o gece sattığını ama bak bunun iki olduğunu üçüncüde affedilmeyeceğini biliyorum ama hususen bana anlatıldığı için değil.

Müzik zevklerimiz uyuşmuyor, ancak kafamda görselliği eksik olan sesler olduğu için bu konuda çok da bir şey söyleyemiyorum. Çünkü mesela yukarıda bahsettiğim aktivitelerden bir tanesi de 30-40 yaş aralığında yaklaşık 15 kişinin toplanıp “Haydi Gel İçelim” gecesi yapması. Tüm gece loop’a aldıklarına göre; belki de eşliğinde çok yaratıcı koreografiler oluyor, bilemeyiz.

Her ikazda son derece kibar şekilde “Çok afedersiniz” dedikleri ve ben de “ehi peki” diyip ikna olan ezik bir insan olduğum için; dağa kaçmadığım sürece devam edecek rutinimden bir parça seslendirdim size.

Nazarımda önemli bir not: Kendilerine dair sevdiğim tek gürültü kaynağını, evde olmadıklarında pıtır pıtır sağa sola koşturan cocker spaniel kardeşimi tenzih ediyorum.

Yazar: melahatbaykusolsam

hayata karşı çok ilgiliyim.

2 thoughts

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s