Londra demi

Sothyz’in yazısındaki pası göğüste yumuşatıp bi Londra’da çay yazısı yazayım dedim. Bulunsun. Bir de bugün hızımı almışken duramıyorum, yazdıkça yazıyorum.

Londra, turistlerin beklediğinin aksine gerçek bir kahve şehri. Evet, Fortnum & Mason’da havalı bir afternoon tea yapabilirsiniz, ama yolda sokakta muazzam çay bulma ihtimaliniz düşük. Onun yerine, şehirdeki 17 roastery (kurukahveci? kahvekavuran?) tarafından en ufak deliğe bile ulaştırılan güzel kahvelere denk geliyorsunuz. Bu baristalı, 3. nesil kahve işleri çıktığından beri Avrupa’daki butik kahve ödüllerini bu şehir topluyor.

Yine de son zamanlarda çayın popülerliği artmaya başladı. Bence sebebi belli: çarpıntı veya selülit yapmıyor, birden fazla içmek yük değil, günün her saati içebiliyorsunuz, misafir ağırlamak için olduğunda ritüelli, en az kahve kadar ayrıntısı olduğu için uzmanlaşmak mümkün ve kahvenin aksine, uzun süre tazecik kalıyor. ooOOooo ÇAY! öhöm.

Ben mağazadan yaprak çay alıp kendi çay poşetlerimi yapıyorum. Dolayısıyla çaycılara da genelde  yaprak çay için gidiyorum. Poşet çaya göre çok daha fazla seçenek oluyor. Birkaç favorim:

Çaycılar

1. Whittard of Chelsea

16045675137_15d6912394_b
kaynak: Flickr

Şehrin eski çaycılarından, tevellüt 1886. Son zamanlarda, büyük mağazalarının içine kafe açmak, mağaza içinde tadım seçeneği, yenilenmiş kutu tasarımı ve menü gibi atılımlarıyla göz dolduruyor. İstanbul’da da franchise mağazası var, ama seçenek çok daha az. Gelmişken uğrayın, zaten tam turist rotasında. Covent Garden ve Regent Street St James mağazaları özellikle güzel. İkincisinde bir de Tea Bar var ve o turist kıyametinin ortasında, sakin bir şekilde öğle yemeği yiyebilirsiniz. Ayrıca personel harika, istediğiniz herhangi bir çayı üşenmeden demleyip tattırıyolar, çayınız yanında bir sayaçla geliyor ki fazla demlenmesin, falan filan.

favorilerim: salatalıklı naneli yeşil çay, elderflowerlı (mürver çiçeği) earl grey, chelsea garden (güllü beyaz çay), piccadilly blend (çiçek aromalı siyah çay), mango ve bergamutlu yeşil çay

çay vaziyeti: toz ve piramit poşet çay mevcut. yaprak çayı pakette veya gramla alabilirsiniz

çay dışında: kahve, sıcak çikolata ve bitki çayı karışımları, marshmallow, reçel, kurabiye vb yiyecek; kupa-fincan vb çay aksesuarları, hediyelik setler

2. Amanzi Tea

amanzi-tea-brewer-st-soho-london-cafe-teahouse
kaynak: Arina in Londonland

Tamamen tesadüfen, ofisimin dibine mağaza açılınca tanıştım. Bir de Marylbone mağazası varmış. Ufak ve güzel bir yer. Benim bildiğim mağaza Brewer Street üzerinde ki adı sebebiyle daha uygun bi yerde olamazmış. Klasik çayların yanında bubble tea, alkolsüz kokteyl, frappe gibi daha yeni nesil ürünler de mevcut. Matcha konusunda da gayet iddialı. Chai Matcha Latte’sini ben bile sevdim ki pek matchacı değilim, bloggerlar da onaylamış meğer. Ortam bir laboratuar gibi olduğundan, her şeyi koklayıp karıştırabiliyorsunuz. zaten mağaza “play before you pay” diyerek de gönüllerin fatihi oluyor.

favorilerim: lychee ve nar aromalı yeşil-siyah çay karışımı, uyku çayı (papatya, nane, limonotu), silver needle beyaz çay. henüz deneyemediğim kavunlusu da not olsun. karışım sevenlere detox, hangover vb vaatleri mevcut.

çay vaziyeti: yaprak çayı pakette veya gramla alabilirsiniz, poşet  yok

çay dışında: sandviç ve tatlılar, bitki çayları, kokteyl

3) T2

t2-tea-store-design-by-landini-associates-london-uk
kaynak: Retail Design Blog

Aslen Avustralyalı ve 20 yaşında bir marka. Şehirde 3 mağazası var ve sadece çay değil, çay aksesuarları konusunda iddialı. Mesela buzlu çay sürahisi gibi. Ben Whittard’ın gençleşme atağında payları olduğunu düşünüyorum. Ayrıca her çayın kendine has fincan gerektirdiğini de atlamıyor. Blogunda çay ve yemek eşleme önerileri de mevcut, tam bir ‘bir lifestyle olarak çay’ yaklaşımı. Zaten tasarımı da gayet sade, iskandinav havalı. Websitesinin fon rengi siyah olan firmalardan – kalite satın alıyorsunuz.

favorilerim: tomurcuk yasemin çayı, çikolatalı çay

çay vaziyeti: piramit poşetin yanında pamuklu çay keseleri de var, gramla açık çay

çay dışında:  “çay yapmak için bu kadar şey gerekiyo muydu ya?” diye düşündürecek kadar çok çay aksesuarı, bitki çayları

4) Twinings

introduction_panel
kaynak: Twinings

Her yerde bulabileceğiniz bir markayı tabii ki tek bir şey için tavsiye ediyorum: mağazası. 216 Strand diye bilinen mağaza, ilk açıldığı yerde 310. yılını kutluyor. Bir yandan da Çay Müzesi zaten. Mağazanın güzelliği yanında, markanın daha premium çaylarını da tadıp alabilirsiniz. Genelde saçma bir turist kalabalığı oluyor, ama hızlı ilerliyor. Tadımda bonkörler ve tabii ki çay hakkında bilmedikleri şey pek yok. Sanırım bizim Rize çayından bile görmüştüm.

favorilerim: Lady Grey, kış karışımları, vanilyalı siyah çay.

çay vaziyeti: yaprak çayı pakette veya gramla alabilirsiniz, toz ve piramit poşet mevcut

çay dışında: kahve, bitki çayları

Buçukluklar

Bu büyük abilerin yanında sevip uğradığım 1-2 yer daha var, atlamış olmayayım:

1) Selfridges – Mariage Frères reyonu

image123
kaynak: Flickr

Selfridges’in Mariage Frères çaylarını ithal ettiğini fark ettiğim günkü sevincimi burada anlatmam zor ama mağaza müdürünü öpebilirdim. Bence Fransa’dan çıkan en iyi şeylerden. Paris’teki ana dükkanı Paris şübemize ödev olarak paslayıp burayı öveyim azıcık. Beklediğimden fazla ürün seçeneği var, beyaz çay hariç. Hizmet ve sunumda uzman iki marka birlikte iş yapınca gönül yaylarım gevşiyor. Earl Grey gibi bir İngiliz lezzetini işte bu Fransızlardan almanızı önereceğim.

2) Tiosk

mg_0095
kaynak: Flickr

Aslında ufacık bir kafe ve benzerleri bolca olsa bile mahallemizin gülü olduğu için kıyak çekiyorum. Tiosk, yani tea kiosk. Bir cumartesi günü Broadway Market’a gelirseniz veya bir pazar gezmesi için Columbia Road Flower Market çekerse canınız, çaylar Tiosk’tan. İstediğiniz her çayı soğuk olarak da hazırlıyorlar. Oolong çeşitleri çok başarılı. Ayrıca atıştırmalıkları da pek lezzetli ve tabii ki hipster semte yakışır derecede sağlıklı.

3) The Tea House

covent-garden-01sm
kaynak: Flickr

Neal Street üzerinde bulunan, Covent Garden’a yolu düşen herkesin mutlaka fotoğrafını çekip bir de içinde tur attığı çaycı. Yani, buçukluk dediğimi duysalar beni dizimden vururlar. Fazla turistik olmasından mı, ısrarla TURKISH APPLE TEA satmasından mı, yoksa nemrut personelinden mi bilemiyorum, ısınamadım.

Yine de işte, anmadan etmeyelim: Çay çeşitleri adının hakkını veriyor, ayrıca camdan porselene uzanan çay fincan ve çaydanlık seçenekleri de sahiden güzel.

kapak fotosu: Zest

2 thoughts

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s