Sevgili Mahmut,

İlk kartpostal trafiğim nasıl başladı, hatırlamıyorum. Her zaman kartpostal toplayan biriydim ama yollamak başka. Bunda kesinlike Merve’nin parmağı var, ondan eminim. Türkiye’deyken de kartpostal yollardı, ondan alıştım diyebiliriz. Kendi kendisine de gittiği her yerden kart yollamasıyla aklımı çelmişti. Ne muazzam hatıra ama, di mi?

Kartpostal, alması çok zevkli ama göndermesi dert bir şey genelde; insan ne kadar istese de çok üşeniyor. Kartı buldun yazdın, pul lazım. Postanenin açık olduğu zamana denk gelmek lazım. Resmen ayrı bi mesai lazım. Ben işte o kısımlara çok üşendim Türkiye’deyken.

Sonra İngiltere’ye taşındım ve bu kart işinin ne kadar da İngiliz bir şey olduğunu fark ettim: ikiz teyzelerim, iyi ki doğdunuz! yeni nişanlılara mutluluklar! taşındık, yeni adresimiz bu! en tatlı emeklilik günlerine! boşanma ertesi yeni hayat şerefine! Geçmiş olsun, hemen iyileş! İstifana üzüldük, bizi de götür! – onlarca, yüzlerce iyi dilek, her gün o raflarda sahibini bekliyor. Bu iş o kadar ciddi ki mesela doğum, evlilik, yılbaşı vb büyük durumlarda bir de cevaben teşekkürler kartı atmak gerekiyor. Atmamak, birinin evinde sifonu çekmemeye filan denk: hiçbir zaman unutulmuyorsunuz.

Şahsen, ilk senemde ev sahiplerimize “bulunsun” diye yılbaşı kartı attığım için kendime gurur duyuyorum, çünkü hemen ertesi gün onların kartı gelmişti. Üstelik el yapımı: kartın üstüne sıcak şarap tarifi yazmışlar, arkasına da bir şeffaf zarf içine gerekli baharatları doldurup zımbalamışlar. Bu iş ciddi demiştim. Zaten yer gök kartpostalcı. Cards Galore gibi zincirlerin yanında, Paperchase, hatta Liberty filan da eklenince iş büyüyor.

cards2

Neyse, bunca kart arasında en sevdiklerim “just to say hi…” kartları oldu. Öylesine, merhaba demek için. Sebepsizliği, aylaklığı hoşuma gitti. Uzaktayken insan en çok arkadaşlarını özlüyor; onlara illa bi “ee n’aber?” demeden her hallerini bilmeyi. Ben de online iletişim yerine, kartlara yüklendim. O iki satırlık yere ne yazdığınız, upuzun maillerden daha fazla sizi anlatıyor. Kısacık, o anlık, özet. Just to say hi. Posta kutusunda pizzacı ilanı ve fatura dışında bir şey görmeleri de bonus (bu konuyu ayrıca yazacağım buraya not edeyim).

Önce seyahatlerle başladı, gezdikçe yolladım. Sonra oturduğum yerden yazmaya başladım. Fark ettim ki aslında kartlaşmak isteyen veya zaten bunu yapan çok tanıdığım var. Bazıları bunu şiir gibi yapıyor, bazıları aksatıyor – önemli değil. Mesele gün içi sürprizleri çünkü. Çok yakın arkadaşlarımdan pas alamadım; ama birçoğu burada da yazan, süper insanlardan aldım. Ayrıca o oyalanma, arayıp bulma ve yollama filan, müthiş kafa dağıtıyor. Postcrossing gibi siteler de var (ki bunu işin bilenleri uzun uzun yazacak), ama ben hiç tanımadığım insanlara söyleyecek bir şey bulamadığımı fark ettim. Onun yerine, tanıdığım insanlara, bi an için günlerini aydınlatacak şeyler yollamak daha cazip geldi.

20160622_210901

Sonra her kırtasite zaafı olan insanın anlayacağı bir karadeliğe düştüm: bunca  kartpostal trafiğinin olduğu ülkede bu işin aksesuarı da çoktu. Zarflar, zarf üstü süsleri, yapıştırmalar, kurdeleler, adres etiketleri vs vs. Şu an evde iki dev kutu içinde tonla ıvır zıvır var. Bazı günler salondaki koca yemek masasına her şeyi yığıyorum ve bi batında 7-8 kart ve zarf çıkarıyorum. Herhalde en az 2 saatimi alıyordur. Alsındır. Benim gibi el işi konusunda beceriksiz birini bile sanat dehası gibi hissettirecek bir tatmin sağlıyor. Kendi kartını kendi yapabilenler için zaten dipsiz kuyu. Buyrun atlayın.

Gittiğim her geziden “aa bu zarfa konur, bu pul yapılır” diye bir şeyler topluyorum. Hatta pinterest sağolsun, free template onlarca şey indirip kırtasiyede bastırdım. Karadelik demiştim. Bu kartlar yetmeyince veya önemli gün ve haftalar gereği, bazen de mini paketler yolluyorum. Onların ıvır zıvırlarını da yine bir sincap gibi, fare gibi biriktiriyorum.Tüy de olur çay da, fark etmez. Bazı şeyler doğrudan biri için aklımı çeliyor, bazısı bulunsun lazım olur diye. Biriktirmeye saçma sapan bir eğilimim var çocukluktan beri; ama bu seferki tek anlamlı hali oldu: birikiyor ve sonra sahiplerini buluyor (Bazen de bulamıyor gerçi ve ben PTT’de benim zarflarımın koleksiyonunu yapan sinsi amcalar olduğunu düşünüyorum).

Posta işine sardıkça fark ettim ki pullar çok sık zamlanıyor; çünkü artık evrak vs hariç posta yollayan kalmamış. İngiltere’de bile, evet. Sezonluk pulları bulmak zor, çünkü isteyen yok. Postanenin işleyişini, farklı ülkelerdeki posta kodu sistemlerini (mesela Türkiye: yok), sınırlı üretim pulları filan takip ediyorum. Gittiğim her yerden kartpostal yolladığım beş kişi var. Seyahat ritüelimin bir parçası olmasını seviyorum.

20160622_210435

Tabii bir de aldıklarım var: öylesine merhabalar, seyahatlerde bir şey görünce yollayanlar, kafası karışıklar, uzun uzun mektup yazanlar, hayatına takla attıranlar. Herkes en harika hallerini döküp yolluyor. Ben onları 1-2 hafta göz önünde tutup sonra gelen kutusuna kaldırıyorum. gerçek bir kutuya.

Özetle, hani olur da sizin de içinizden gelirse birilerine yazmak, hiç tutmayın. Hem alanı hem yollayanı mutlu eden, basit bir şey. Hiç olmadı, bu sefer birinin doğumgününü kartla kutlayın mesela. Kocaman çiçek ve çikolata demetlerinin aksine, iki tık tıkla halledilen değil, sahiden özenerek gönderilen bir şey olduğu için.

 photo credit: kapakta pinterest, derken silverinthecity, sonrası ben, menekşecim, limoncum ve su bardağım ile ortak çalışma.

9 thoughts

  1. dünyanın çeşitli köşelerinden kart alıyorum -bunu kısmetse yarınki konumuzda işlicez– ama postakutusundaki deryik kartpostalı, ülke damgasından önce zarfından bile kendini belli ediyor <3

    Liked by 1 kişi

  2. bir dönem özel günlerde sevdiklerimin masasına, çekmecesine, ajandasına, panosuna, hediye kutusuna kartpostal iliştirmek gibi tatlı bir huyum vardı. bu sayede çok güzel kartlar biriktiridim. birkaç kişiye yollamayı da başardım, ama pullu vintage kartlarımdan biri hala paris’e gitmeyi bekliyor, mahcubum.

    Beğen

  3. 2000’lere kadar unicef’in her yılbaşı kart koleksiyonunu ezbere bilenler parmak kaldırabilir mi? :) İki Billy dolabı içinde diy malzemesi biriktirmiş bir insan olarak o karadelikten korktum ama biraz O.o

    Liked by 1 kişi

  4. Ya kafa dağıtıyor demişsin ya benim için o seçme seçerken kişiye özel olması yazarken “yeterince ilginç” yazabilmek başlı başına stres kaynağı oluyor tembellikle de birleşince :( Cezaevi mektubu bile yollayamadım, abv :(

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s