Kartpostalcığa giriş 101

Deryik hanımcığımın oya gibi yazdığı kartpostal yazısının ardından, meşaleyi ben devralıyorum.

Benim kartpostal maceram galiba, üniversitede yani 2000’lerin ilk yıllarında başladı. Ama ondan evvel, ilkokuldan itibaren rahmetli dedemle yıllarca sürdürdüğümüz birbirimize mektup yollama alışkanlığını ve birkaç kez şehir değiştirdiğim için hep uzaklarda arkadaşlarım olması gerçeğini de anmam gerekir.

Aslında bu iki aşamalı bir deveran:
1.) Posta kutumda faturadan ya da kebapçı ilanından farklı bir şey bulmam, damgasına bakmam, heyecanla açmam -ya da zarfsızsa, çevirmem- sonra okumamla başlıyor. Ardından el yazısına dikkat ederek tekrar üzerinden geçmem: Ne anlatmış? Ne hissetmiş? Aceleyle mi yazmış? Nasıl bir günmüş? Bunun hemen ardından ikinci aşama geliyor…
2.) Yollayacağım kişiye ya da yazacağım konuya uygun bir kart seçmekle başlayıp, -asla kısa olmayacak şekilde- bir şeyler yazmak ve çoğu zaman çeşitli sarf malzemeleriyle süslemekle devam eden, sonra postaneye gitmek için birkaç kart birikmesini bekleyip postalamakla ve sahibine varmasını beklemeye başlamakla tekrar ilk aşamaya döndüğümüz bir döngü.

İlginizi çekti mi? O halde size naçizane tecrübelerimden bahsetmek isterim. İstanbul dışındaki şehirlerde olanlar için pek bağlayıcı olmayabilir ancak benim en çok yaşadığım problem kartpostal bulmak oluyor. Yurtdışına çıkıyorsanız, genellikle birçok farklı seçenek bulmak işten bile değil. (Alın size doğmuş ya da doğmamış çocuğunuzun rızkını tüketmek için nurtopu gibi bir harcama kalemi daha)
Ancak memleketimizde Ayasofyasız, manzarasız, cheesy olmayan kartpostal bulmak biraz zor olabiliyor. O yüzden öncelikle size benim bildiğim birkaç kartpostal kaynağından bahsetmek niyetindeyim. Sıralama rastgele.

Kabalcı: Burası üniversitedeyken en çok kartpostal topladığım yerdi. Bir de karşı kaldırımında, biraz daha Ihlamurdere’ye doğru ilerlediğinizde sokağın köşesindeki tezgahta yaz-kış kartpostal satan bir amca vardı ama Beşiktaş’taki birçok güzel şey gibi artık o da yok.
En son birkaç ay önce gittiğimde özellikle Yeşilçam’lı değişik kartlar vardı, bir uğrayın derim.

Yüksekkaldırım: Tünel’den aşağı doğru inerken, özellikle sol taraftaki dükkanlarda birçok seçenek bulabiliyorsunuz. Ecnebiler arasında pek beğenilen 20. yüzyılın başlarındaki İstanbul fotoğrafları kartlarımın kaynağı bu civarlardaki yerler. Ara sokaklara da girin nereden ne çıkacağı belli olmaz. Ama dikkat edin, bilmeden o malum sokağa girerseniz şaşırmayın :)

Serdar-ı Ekrem: Hazır Tünel’den aşağı inerken Serdar-ı Ekrem sokaktaki mini dükkanlardan da bir sürü ganimet toplama şansınız yüksek. Hatta takıdan kıyafete birçok farklı şey satan spesifik bir dükkan da vardı çok güzel kartlara denk geldiğim, ne yazık ki şu an ismini hatırlamıyorum. Neyse ufacık sokak zaten, görünce anlarsınız.

Kağıthane: Burası Fransız Geçidi’nde, ismiyle müsemma bir yer. Ben her zaman gönlüme göre bir şeyler bulamıyorum ama belki siz bulursununuz.

FilBooks: Hazır Karaköy’e inmişken bir kahve içmek isterseniz, Fil‘e uğrayabilirsiniz, ben gittiğimde bir kartpostal seti görüp havada kapmıştım. Belki kalmamıştır ama ısssrarla sorunuz, zira bu iş arz-talep meselesi. Kıppps.

Kadıköy sahaflar: Sokakların ismini maalesef bilmiyorum ama sahafların olduğu ara sokaklarda birçok kartpostal da bulabilirsiniz. Hele bir yer var, oradan oldukça eski -moda tabirle vintage– birçok kartpostal lüplettim. Bir daha gittiğimde dikkat edip, net koordinat vericem.

Kadıköy Liman: Burası Rexx’in karşısında, yüzlerce kartpostal var. Ama çogafedersiniz hıyar gibi arkalarına damga bastıklarından, yazı yazılacak yeri kafam kadar bir lekeyle mundar ediyorlar. Ben sitemlerimi ilettim ama henüz tekrar uğrama fırsatım olmadığından ciddiye alınıp alınmadığımı bilmiyorum. Sizler de gidip “Aaa, hiç oldu mu şimdi bu damga?” derseniz, belki mahalle baskısı oluşturabiliriz.

IMG_0079.JPG
Staten Island Ferry vs. Vapur, NYC vs. Istanbul serisinden.

Bu arada, eli tasarım tutan arkadaşlar kendi kartlarını kendileri tasarlayabilirler. Tutmayanlar ama yine de orijinal şeyler peşinde olanlara da Etsy, Pinterest gibi yerlerde printable kartlar bulabileceklerini söylemiş olayım.

Screen Shot 2016-06-27 at 15.02.38.jpg
Screen Shot 2016-06-27 at 15.02.16.jpg
Kartpostal seviyoruz ama herkesi de sevmek zorunda değiliz. Kaynak: Pinterest

Yerinizden kalkmak istemiyorsanız, oturduğunuz yerden de nefis kartpostallara erişmek mümkün. Mesela:

İbeking: Sevgili ibeking’in, ıvır zıvır severler için açtığı dükkanında sadece kartpostal değil, minik tefek kırtasiyeye dair birçok şey bulabilirsiniz.

İkisatır: Geçen sene twitter’da “öeeff memlekette düzgün kartpostal bulmak niye bu kadar zor?” diye söylenirken Ferhat’ın kulağıma fısıldadığı bir oluşum. Sevdiklerine “iki satır” yazmak isteyenler için yola çıkmışlar, ne iyi yapmışlar.

A Beautiful Mess, Happy Mail: Bu kızların blogunu yıllardır takip ederim, bir süre önce farkettim ki Happy Mail adında aylık bir abonelik sistemi yaratmışlar. Aylık 15 dolar’a abone oluyorsunuz ve ayın ortalarına doğru size sürprizlerle dolu bir paket geliyor. Ben iki aydır alıyorum, şahsen çok memnunum. Eğer ilgilenirseniz bir de envai çeşit kırtasiyeyle dolu Messy Box‘a da göz atın derim.

Evet, size neredeyse bütün sırlarımı verdim. Teşekkür etmek isterseniz bana kart atabilirsiniz ^__^

Eğer “Ya Zeynep, iyi hoş da bu kadar kartı kime yollicaz?” diye dertleniyorsanız, etrafınızda sizin gibi bu hevesi paylaşan çok kişi yoksa, ya da kartlarınıza cevap alamadığınız için hevesiniz kırılıyorsa size son bir kıyak daha yapıyorum…

Screen Shot 2016-06-27 at 14.47.25.jpg
Dertli gönüllere giren, Postcrossing.com

Benim 9 yılı aşkın süredir üyesi olduğum Postcrossing sitesi: dünyanın rastgele bir yerindeki üyesinin adresini size verecek, siz onun profiline bakıp -zorunlu değil elbette- ona uygun bir kart seçeceksiniz, yazıp yollayacaksınız. Kartınıza özel TRXXXXX kodunu da eklemeyi unutmayacaksınız. Kartınız sahibine ulaştığında, alan kişi bunu o kodla kaydederek size bir teşekkür mesajı yazacak. Ardından sizin adresiniz dünyanın rastgele bir yerindeki kullanıcıya çıkacak ve yolladığınız kadar kart alacaksınız <3
Postcrossing hakkında detaylı bilgiyi buradan da okuyabilirsiniz.
Nefis bir sistem, değil mi? Eğer desteklemek isterseniz, gönlünüzden ne koparsa 3-5 dolar bağış da yapabilirsiniz. Elinize yapışmıyor, kesin bilgi.

Evet şimmmdilik bu kadar, unuttuğum ya da merak ettiğiniz bir şeyler varsa yazın.
Ben şimdi çıkıp postaneye gidiyorum, kızlara yazdığım kartları atıcam. Aaa bu sefer bir de Mahmut’taki ilk yazımda bahsettiğim Teapigs’e güzel çayları için teşekkür ettiğim bir kartım var, onu da atıcam. Louise the Tea Taster ne kadar şaşıracak hayal edemiyorum, hehe.

Posta kutunuz, gününüzü güzelleştiren kartlarla dolsun. Amen.

Yazar: sothyz

sevdigim seyler, sevmediklerimden az.

6 thoughts

  1. Minik bir ekleme yapabilirim sanırım. Artık Salt’ta kitapçılığa devam eden Robinson Crusoe’da gerçekten hoş kartpostallar bulmak mümkün. Eski Vanity Fair kartpostallarını bulduğumda sevinç çığlığı atmıştım.

    Liked by 1 kişi

  2. Dinozorlu olan o kadar muhteşem ki üstünde atalarıma küfürler sıralansa dahi hoşuma gider. Kartpostal kültürü 90lar kış manzaralı, bol simli yılbaşı karlarından öteye gidemeyen biri için süper bir rehber olmuş (o tip kartları hala çok seviyorum, o ayrı).

    Liked by 1 kişi

  3. Ankara için suluboyadan çoğaltma kartpostallar görünce azıcık çığlıķ atmıştım, Hitit Güneşi, Tunalı filan var. Onun adresi de benden olsun, baska yerde de vardir belki: Ankara Kalesi’ndeki Rahmi Koç müzesi girişindeki dükkanlardan biriydi.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s