Siyah seven kadınlar

Cannes’ın popüler caddesi La Croisette’te yürüyorum. Plajların sıralandığı kaldırım güneşli, o nedenle ben yolun mağazalar tarafındayım. Sağ tarafımda Gucci, Hermes, Louis Vuitton gibi ünlü mağazalar, vitrinler rengarenk.

Güneş hala tepede, 2016’nın oflatmaya müsait ilk sıcağı olabilir benim için. Fırsatı kaçırmayıp gözlüklerimi indiriyorum, yüzüme krem sürmeyi unutmuşum, burnum kızaracak kesin, olsun, kırmızı burun da yaza dahil. Kaldırım kenarındaki bir bara atıyorum kendimi, beyaz şarap söylüyorum ve gelip geçeni izlemeye koyuluyorum. Çocukluğumdan beri insanları izlemeyi severim. Doktor muayenehanesinde bekleyen diğer insanları, kasa sırasında önümdekileri, bankada numaratör önünde mini gerilim yaşayan müşterileri…

Birkaç Uzakdoğulu turist geçiyor, reklamcı olduğunu düşündüğüm bir grup sonra da. Ve ağır adımlarla yürüyüp bir yandan da önündeki küçük puseti ittiren yaşlı bir kadınla göz göze geliyoruz. Pusetin içinde hiç büyümeyen kıvırcık köpeklerden var ve her ikisinin de keyfi yerinde gibi. Kadın sarıya yakın açık kumrala boyalı saçlarını zümrüt yeşili taşlı zarif bir tokayla tutturarak topuz yapmış. Saç rengine o toka nasıl da yakışmış. Catherine Deneuve’ü andırıyor biraz. Diz boyu gömlek elbisesinin üstten birkaç düğmesi açık, altın kolyesinin zinciri görünüyor, elbise gülkurusu gibi ama biraz daha açık. Eski gül deniyor bu tona sanırım ve fildişi rengi az topuklu, yuvarlak burunlu ayakkabılarıyla ne uyumlu! Benim ve aslında bu jenerasyonun sorunu bu -istisnalar hariç-, gülkurusu ya da su yeşili ya da mürdüm rengi elbisemiz yok, mavi jean şortumuz, siyah tişörtümüz, Birkenstock terliklerimiz var. Barın önünden geçen birbirinin aynı tipleriz. Kimse kıyafetimizin rengini tanımlarken ya da saçımızın modelini tarif ederken zorlanmayacak. Açıkçası biraz görünmeziz. Ama kadın o kadar güzel ki arkasından bakarken camgöbeği çantam olsun ve saçımı şık bir tokayla toplayayım istiyorum.

Yarım saat sonra, güneş biraz kaybolmuşken bardan çıkıyorum. Topuz saçlı, gülkurusu gömlek elbiseli kadın aklımda, yandaki ilk mağazaya giriyorum. Raflara ordu gibi dizilen tüm çantaların renkli olduğu yer. Hatta, multicolor çantalarıyla ünlü bir marka. Bir kadın mavi uzun elbiseyle kabinden çıkıyor, elbisenin mavi dışında baştan çıkarıcı bir katalog ismi olduğundan eminim. Başka bir kadın iki farklı çanta arasında kalmış, karar vermeye çalışıyor. Göz göze geliyoruz, sarı olanı işaret ediyorum. Ben de onu düşünmüştüm, vanilya diyor. Vanilyaymış. Hiç vanilya çantam olmadı. Yeşil taşlı bir şey var mıdır acaba diye camekan bölmenin içindeki takılara bakıyorum. Aklımda yaşlı kadının tokası. Zümrüt değil ama zeytin yeşili (ya da kahvesi mi demeliyim?) bir kolye var. Tüm renklere sanki ilk kez görmüş gibi hayranlıkla bakıyorum ve sonra rengarenk mağazadan dünyanın en düz ve siyah çantasını alarak ayrılıyorum. Muhtemelen hiç vanilya çantam olmayacak.

Kaldırımda ilerlerken karşıdan şık topuzlu açık gül kurusu elbiseli kadının bana doğru geldiğini görüyorum. Cadde üzerindeki turunu tamamladı, dönüş yolunda muhtemelen. O sırada çantasına gözüm takılıyor, barda otururken fark etmemişim, biraz önce mağazada gördüğüm vanilya çanta. Nasıl güzel. O da benim biraz önce aldığım siyah olanı görse aynısını düşünür mü acaba? Bilmiyorum.

Görsel: Styleminimal

3 thoughts

  1. tokalar en sevdiğim aksesuarlardan biri oldu hep, ama bir türlü hakkını veremedim, en sevdiklerimi de kullanmak yerine genelde saklıyorum zaten. bundan böyle saçlarıma bir örgü ya da zarif bir toka, giysilerime de biraz daha renk iliştirmek şart olsun :)

    Beğen

  2. Ne guzel anlatmissin kadini, parfumune kadar kafamda canlandi. Anneannem nikahi icin turkuaz bi palto diktirmis, mavi gozlerine uysun diye. Hala cok sasiriyorum. Yani nikahi gectim, turkuaz palto? Ben eskiden cok daha renkli giyinirdim, sonra tembellestim ve siyahlara grilere kapildim. Daha kolay ve guvenli diye biraz da. Sonuc: Turkuaz paltosuzluk.

    Liked by 1 kişi

  3. Bende de durum tam tersi, siyah o kadar azdır ki dolabımda. Olan da renkli bir etekle, çantayla, ayakkabıyla kombinlenmek için var. Sıkılıyorum renksiz kalınca. Gelinlik alışverişinde dahi mücadele ettim “ama eteklerinde pastel renk geçişleri olabilir, varsa öyle bir model, degrade olur meselaaa” diye diye. Turkuaz paltoyu iyi anlıyorum o yüzden. Sıkıcı buldu baştan ayağa beyaz giymeyi anneanne herhalde :)

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s