Brainstorming neden aşırı kötü bir fikirdir?

Sene 1951, dönemin popüler bilim insanı Asch tek bir sorusu ile bizi acı bir gerçekle yüz yüze bırakıyor: etrafımızdaki insanlara uymak için kendi doğru bildiklerimizi eğip, büküyoruz.

Asch’in deneyinde, ilk kutudaki çizginin uzunluğunun, ikinci kutudaki hangi çizginin uzunluğuna eşit olduğunu tabii ki kolaylıkla cevaplayabiliyoruz. Cevaplayabiliyoruz cevaplamasına ama yalnızken. Aynı soru grup içinde sorulduğunda ve grubun tamamı yanlış cevap verdiğinde nasıl oluyorsa biz de bildiklerimizi unutuyor ve yanlış cevabı tercih ediyoruz. Üstelik de her dört kişiden üçü bu şekilde davranıyor.

Asch_experiment.svgBirileri gelip de beynimizin içine bakana kadar neden böyle yaptığımızı tam olarak biz de bilemiyorduk. Berns ve arkadaşları (2005) imdadımıza yetişti de tek başımıza karar verirken kullanmamıza rağmen grup içinde karar verirken beynimizin neresini kullanmaktan vazgeçtiğimizi öğrendik. Yalnız haberler pek iyi değil. Kullanmaktan vazgeçtiğimiz bölge: prefrontal korteks. Hemen alnımızın arkasında duran, homo sapiens familyası olarak en yakın akrabımıza fark atmamızı sağlayan, düşünme ve mantık kurma gibi birçok bilişsel işi yapmamıza yarayan, üst düzey karar vermenin beşiği prefrontal korteks’imiz, en nadide parçamız. Bu da demek oluyor ki gruba uyum sağlayabilmek için düşünmeyi ve akıl yürütmeyi bir kenara koyuyoruz.

Belki de daha da vahim olan, uyum sağlayabilmek için doğru bildiklerimizi unuttuğumuz, düşünmekten vazgeçtiğimiz bu insanları hiç tanımıyor olmamız. Onlardan hiçbir çıkarımızın olmaması. Onlara uyum sağlamamız için bize kimsenin baskı yapmaması.

ross-gellar-slow-cup

Bu şekilde davranmayan, zorluklara göğüs gererek, gruba karşı durmayı başaran azınlığın beyninde ise bambaşka fırtınalar kopuyor. Bu fırtınanın arkasında beynin en antik bölgelerinden, milyarlarca yıllık evrimsel bilgelik ile dolu, huysuz bir ihtiyar var: amigdala. Amigdala’nın yegane görevi bizi hayatta tutmak ve haliyle tehlikelere karşı uyarmak. Geçmişimizi avucunun içi gibi bilen amigdala, Afrika bozkılarında birlik ve beraberliğin, grup halinde hareket etmenin atalarımızı nasıl hayatta tuttuğunu da çok iyi biliyor. Grubun değil de kendi bildiklerimizin doğruluğunu savunmaya kalkınca, gruptan atılıp, yalnız başımıza bir köşede ölüme terk edileceğimizden korkan amigdala bizi uyarmayı kendine görev biliyor. Acil durum düğmesine basıyor, sirenlerini açıyor.

Hal böyle olunca cesur yürek olmayı başaranlarımız, endişe içinde çığlıklar atan amigdala’larıyla başa çıkarak, yani kendi doğalarına rağmen doğru bildiklerinin peşinden gidiyor, gidebiliyor. Onlar gibi amigdala’ya racon kesip, bağımsız ve havalı olabilmenin bedeline de bağımsızlık acısı deniyor. Bu acıya katlanmak hepimizin harcı değil.

Günün sonunda 150.000 yıl önce Afrika bozkılarında şekillenmiş beynimiz ile plazalara girince içimizdeki mağara adamından kurtulamıyoruz. Bu yüzden de “brainstorming”lerde aklımızdan asıl geçenleri savunmak yerine, genellikle çoğunluğun fikirlerini onaylayarak güvenli tarafta kalmayı tercih ediyoruz. Başımız ağrımıyor. Böylece “brainstorming”ler de büyük bir zaman kaybı olarak o günkü toplantı takvimimizde yerini alıyor.

Referans:

Berns, S.B., Chappelow, J., Zink, C.F., Pagnoni, G., Martin-Skurski, M. E., & Richards, J. (2005). Neurobiological Correlates of Social Conformity and Independence During Mental Rotations. Biological Psychiatry, 58, 245-253.

Yazar: gemiolanbeagle

Neden? İşte çünkü evrim.

4 thoughts

  1. Elinize saglik cok guzel bir yazi olmus. Ancak basligi okur okumaz aklima Asch’in deneyinden ziyade Sherif’in Otokinetik Etki Deneyi gelmisti. Brainstorming’i Asch’in deneyinde belirli uyaricilara karsi verilen uydumculuk davranisiyla degil de, Otokinetik Etki Deneyi’nde Sherif’in kullandigi belirsiz uyariciya karsi deneklerin ortaklasa olusturduklari norm insasiyla aciklamak daha cazip geldi bana nedense.
    Bi de her 4 kisiden 3’u yapiyor yazmissiniz ama benim bildigim kadariyla oran %32. 3/4 orani tekrar deneylerine ait bir oran mi?

    Beğen

    1. Çok teşekkürler. Tabii Sherif’in deneyi de bu konuya uygun olabilirdi eminim ancak ben bilişsel nörobilim üzerine çalıştığım için nörobilim ile de desteklenmiş olan Asch’in deneyini tercih ettim. Asch’in deneyinde denekler toplamda 18 denemeye maruz kalıyorlar. Bunların ilk üçünde gruptaki diğer insanlar da doğru cevap verirken, sonraki 15 denemede grubun çoğunluğu ya da tamamı yanlış cevap veriyor. Asch kırılma noktasını da 12 deneme olarak belirliyor. Katılımcıların %75’i, 12 denemenin en az birinde gruba boyun eğiyor.

      Liked by 2 people

  2. Elinize saglik cok guzel bir yazi olmus. Ancak basligi okur okumaz aklima Asch’in deneyinden ziyade Sherif’in Otokinetik Etki Deneyi gelmisti. Brainstorming’i Asch’in deneyinde belirli uyaricilara karsi verilen uydumculuk davranisiyla degil de, Otokinetik Etki Deneyi’nde Sherif’in kullandigi belirsiz uyariciya karsi deneklerin ortaklasa olusturduklari norm insasiyla aciklamak daha cazip geldi bana nedense.
    Bi de her 4 kisiden 3’u yapiyor yazmissiniz ama benim bildigim kadariyla oran %32. 3/4 orani tekrar deneylerine ait bir oran mi?
    (yorumum gitti mi gitmedi mi emin olmadigin icin 2. kez atiyorum, eger onaylama sureci varsa lutfen dikkate almayin. tesekkurler.)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s