Ölmeden önce dinlemeniz gereken bir kısım Chopin prelüdleri

Prelüdler Chopin’in şaheseri kesinlikle değil, eserleri arasından ille de en iyilerini seçecek olsak 2 numaralı piyano sonatını, noktürnleri ve az bilinen viyolonsel sonatlarını söylerdik fakat benim gözümde Chopin’in, hatta piyano için yazılmış eserlerin kesinlikle en karakterlisi ve zamanına göre yenilikçisi de. Bu nedenle kendilerine apayrı bir yazıyı hakettiklerini düşünüyorum.

Öncelikle prelüd ne diye soracak olursanız literatürde giriş parçalarına verilen isim ama Chopin kısa parçalar için kullanmış bu ismi. Toplamda 24 tane prelüd var, her biri her notanın major ve minor gamı için yazılmış ve kesinlikle önceden yazılmış eserlerin sahip olduğu bir bütünlüğe sahip değiller aralarında. Son derece yumuşak ve sakin bir prelüdden enerjik ve atonaliteye yakınsayan, melodik olmayan sert bir parçaya geçiş olabiliyor. Bunun nedeni her prelüdün başka bir histen bahsetmesi ve Chopin’in biz sıradan insanlara kıyasla çok daha fazla şey hissedebilmesi. Bu güzel parçacıkları Chopin ömrünün sonuna kadar beraber olacaklarını sandığı, ölüm döşeğinde “Ölürken yanımda olacaktı, nerede?” diye ağladığı sevgilisi George Sand ile beraber kiraladıkları evde bir yandan nem ve soğuktan veremine güç katarken bestelemişti. 24 taneyi incelemek biraz uzun süreceği için bu yazıda kendi gözdelerimden olabildiğince çok icracıdan paylaşarak bahsedeceğim.

Prelüd no.2

Tekdüze sol el eşliğiyle ilerleyen ağır ve karamsar bir parça. Müzik teorisyenleri tarafından yalnızlık, acı ve ölümle anılıyor. Bana şahsen bunları hissettirmedi, size de hissettirmek zorunda değil. Bu eserlere sonradan konulmuş isimler var ki tam bir saçmalık. Özellikle o hislere ulaşmamızı isteseydi tıpkı Elif Şafak gibi Chopin de bizi buna zorlayacak isimler verirdi, örneğin Şu Anda Çok Acı Çekiyorum ve Sanırım Öleceğim gibi.

Prelüd no.3

İkincinin karamsarlığının hemen arkasından iyimserlik geliyor. Eşlik yine tekdüze ama hızlı (bazı yorumlarda gereksiz hızlı, o kadar güzel bir eşlik bana göre notalar yutulmadan, daha kararlı çalınmalı) asıl melodi ise sizi salıncakta hızlanır gibi yukarılara çıkarıyor. Siz daha doyamadan parça bitmiş oluyor. Arkasından gelecek ünlü 4. prelüdün son derece ağır ve mutsuzluk vurgulayıcı olduğunu düşünürsek bence bir başa alıp tekrar dinleyerek moral depolayın derim.

Prelüd no.7

Küçük Mazurka da denen bu prelüd (mazurka tarzında yazıldığı ve küçük olduğu için eğer anlamadıysanız) klasik müziğe yeni başlayanlar için ders niteliğinde. Çok kısa, piyanoda birinci yılında birinin çalabileceği basitlikte. Ama videoda Igoşina’nın da dediği gibi anlam yüklemek çok zor. Enstrüman çalanlar olarak ortak acımızdır, habersiz insanlar tekniğe bakarlar “oo Liszt’in Macar Rapsodisi’ni çalabiliyor musun?” derler, elbette çalabiliriz ama müzik zanaat işi değildir, teknik anlamda zorlayıcı bir eser olmasa da Macar Rapsodisi Liszt’in çoğu eseri gibi yüzeyseldir asıl zor olan kendi özel yorumunu verebilmektir. O yüzden lütfen “Bunu bizim kız da çalıyor, peh.” yorumlarınızı amatör veya profesyonel her türlü müzisyenin evine girerken kapısında bırakınız. Neyse anlayacağınız bu prelüd de kısalığına basitliğine rağmen müzikal değeri çok yüksek bir parça.

Prelüd no.8

İşte bir önceki prelüdün antitezi. Teknik olarak çok zor, hisler olarak yüzeysel. Ama yine de gösterişli olduğu için her zaman dinlenmeye değer. Martha Argerich’in prelüd yorumlarını pek sevemiyorum çünkü akademik değil ve fazla hızlı. Akademik yorumlara çok da meraklı değilim ya bu prelüdler zaten deneysel olduğu için yorumlarda çılgın atılmasından hoşlanmıyorum. Hatta bir de Pink Freud yorumu yapayım: Teyzecim teyze sen de iyice yaşlandın hep hızlı yorum hep bişiyler. Git Ravel çal, ayrıca bu legato’ların hali ne Allahım kezo ya!

Prelüd no.12

Kromatik bir girişle başlayan, enerjisini hiç düşürmeyen hafif alaycı enfes bir parça. Kromatik ne demek diye sorarsanız piyanoda her yan yana tuş arasında yarım seslik fark vardır, eğer ki yarım yarım ya da 1.5 ya da yarımın tek katlarıyla ilerliyorsanız bu kromatik bir ilerleme olur ve kendiliğinden tekinsiz bir hava oluşur. Beste yapacakların aklında bulunsun. Bu yorum da pek staccato (o da tuşlara hoplarcasına kesik kesik vurmak manasına gelir) hiçbir şey beğenmiyorsun diyecekseniz de bassana evladım şöyle çekinmeden.

Prelüd no.16

Hem teknik hem his! Hem de şeytani bir havası var, hızlı ve gösterişli kısalığına rağmen sonunda tatmin oluyorsunuz. Başka anlamla çıkarmadınız umarım, cümleyi tekrar okuyana kadar öyle şeyler düşünmedim.

Prelüd no.17

En, en çok sevdiğim sırf prelüd değil yazılmış müzik eseri. Romantizm ama can sıkmadan, ağlaklaşmadan ama üstünkörü de geçmeden, büyük dalgalar halinde başlayıp biten, hakkı verilmiş bir yorumla transa bile girmenize sebep olabilen. Aslında kendi kaydımı koyacaktım ama hard disk’imi bulamadım ve böyle bir hadsizlik yapmaktan kurtuldum ama zamanında, hayatımın en kötüsü olduğunu sandığım günlerde gece yarılarına kadar tekrar tekrar çalıp ayakta kalmamı sağlamıştır. Umarım sizin de hayatınıza güzel katkılarda bulunur. (Videoda iki ayrı yorum var, ikisini de dinleyin lütfen)

Further listening: Elbette listemize girememiş öteki prelüdler. Tamas Vasary’den, Sokolov’dan, Horowitz’den dinleyin. Sonra da Rahmaninov prelüdlere geçin.

Resim liviusnotes.wordpress.com sitesinden alındı, Delacroix’nın ünlü tablosu. Bazı kaynaklar Chopin’in bu resimden hiç hoşlanmadığını söylüyor.

4 thoughts

  1. Çok güzel, çok. Sonlara kadar gözlerim Liszt ile ilgili olumsuz bi şeyler aradı ve işte orada. Daha sık yazsan keşke.

    Beğen

  2. Merhaba. Yazi baya bilgilendirici olmus. Ben farkli sanatcilarin ayni parcayi kafalarina gore hizlarda calmalarina anlam veremiyorum bir turlu. Stil ve ozgunluk mu oluyor bu? Parcalarin onceden belirli hizlari yok mu zaten allegro andante vs diye? Nasil herkes kafasina gore bazi yeri daha hizli vs calabiliyor?
    Tsklr

    Beğen

    1. Evet mesela allegro diye hizi belirtiyorlar ama bir metronom olcusu olmadan o bile kesin sinirlari cizilmis bir hiz degil, sonucta bestecinin hangi hizda caldigini kimse bilmiyor. Bazi eserleri beklenmeyecek tempoda, yumusaklikta ya da farkli hissederek calabiliyorlar, bunlara akademik olmayan yorumlar diyoruz. Bu sekilde Gould gibi efsane olabiliyorlar ya da husranla sonuclanabiliyor. Kafalarina gore yorumu beliyorlar fakat cok da ozgur degiller bu arada cunku purist elestirmenlerin yerden yere vurma olasiligi var.

      Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s