Belki şehre bir film gelir…

Sevgili Mahmut’lar ve Mahmutter’lar,

Sinema salonlarının sinek avladığı ve ağırlıklı olarak telefonunuzu karıştırırken de takip edebileceğiniz filmlerin sinema salonlarında arz-ı endam ettiği bu günlerde favori vakit geçirme yöntemim önümüzdeki sezona bakmak, kış gelip de sezon hareketlenince neler izleyeceğimizi görüp heyecanlanmak ve sabırsızlanmak. Benim kalbimi hızlandıran, iyi kurgulanmış iki tane dumanı üstünde fragmanı paylaşmadan önce bahsetmesem olmayacak iki konu var.

İstanbul’daki bağımsız sinemanın son kalesi, her daim festival kuşağı Beyoğlu Sineması kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. “Sürümden kazanalım, koltukları dolduralım” diye yola çıkılıp “bütün filmler 10 lira” kampanyasıyla hem yepyeni filmleri hem de geçen sezonun kaçırdığımız işlerini seyircisiyle buluşturuyor. Keşke koşup çok sevdiklerimizi ve izlemek isteyip de izleyemediklerimizi izlemek için bu fırsatı kaçırmasak. Öte yandan, gidemeyecek bile olsak, 1-2 tane bilet alsak, Beyoğlu sinemasına ve açık gözle gördüğümüz rüyalara sahip çıksak ne güzel olur.

Program şurada: http://www.beyoglusinemasi.com.tr/ Meraklısına.

İkinci mesele şu, çok erken kaybettiğimiz Polonyalı büyük yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin mütevazı başyapıtı La Double Vie de Véronique – Veronique’in İkili Yaşamı, yapımından 25 yıl sonra, Başka Sinema sayesinde Türkiye’de vizyona giriyor. Büyük ses getiren Beyaz – Mavi – Kırmızı üçlemesiyle tanınan Kieslowski’nin, üçlemeden hemen önce çektiği Veronique’ini sinemada izleme fırsatı sinemaseverler tarafından kaçırılmamalı, radarlarınızda olsun isterim ben, naçizane. 12 Ağustos’ta sizlerle.

img_current_1048_large
Criterion Collection websitesinden

Gelelim sebebi ziyaretimize. Bahsetmek istediğim filmlerden ilki Richard ve Mildred Loving çiftinin hikayesine odaklanıyor. Cannes’da büyük tezahürat ile karşılanan Jeff Nichols imzalı “Loving” yakın geçmişten akla zarar bir imkansız aşk hikayesi anlatıyor. Haklarında hiçbir şey bilmeden gezdiğim bir fotoğraf sergisinde tanıştığım Loving çiftinin hikayesinin içerdiği sinemasal potansiyel Hollywood’un da gözünden kaçmamış. Devlet eliyle engellenmeye çalışılan büyük ırklar-arası aşk hikayesi ve melez çocuklarının varlığını tehdit olarak gören devlet mekanizmasının sınırsız kötülüğü arasındaki kan donduran çelişki, orta batı Amerika’nın çok fotojenik topoğrafyası ve Jeff Nichols’ın şefkatli kamerasıyla melodramik bir seyirlik vaadi “Loving”. Kimin kimi sevebileceğinin devlet eliyle dikte edilmeye devam ettiği bazı ülkelerin vatandaşları içinse hala fena halde tanıdık üstelik. Yukarıda bahsi geçen sergi için, tık tık. Film gelmeden daha çok şey öğreneyim diyenlere konu ile alakalı bir de HBO belgeseli olduğunu söylemek boynumuzun borcu.

Baş rollerdeki Ruth Negga ve Joel Edgerton şimdiden Oscar yarışında adı geçen isimler. Oscar hala #çokbeyaz mı, onu zaman gösterecek. Jeff Nichols, Amerika’yı iyi anlayan, tekinsizliğini seyirciyle paylaşmaktan imtina etmeyen bir yönetmen, zaman zaman Spielberg’ün halefi olarak bile gösteriliyor, film beğenilirse onu da yarışta görmek mümkün olabilirmiş gibi görünüyor. Lakin, gelin bunları kışa bırakalım, biz nefis fragmanımıza bakalım.

İkinci filmimiz, iki yıl önce Oscar sezonunu sallayan Whiplash ile yaptığı büyük çıkışla Amerikan sinemasının harika çocuğu olarak selamlanan Damien Chazelle (1985 doğumlu kendisi) imzalı La La Land. Şöhret vaadinin büyüsü üzerine kurulu Los Angeles’ta bir müzisyen ve bir aktris heveslisinin aşk hikayesine odaklanan film, teaser’ında kurduğu melankolik ton ve renk kullanımındaki ustalıkla radarıma girdi. Kendi kuşaklarının en gönül çelen isimlerinden olan Ryan Gosling ve Emma Stone’u (üçüncü kez) bir araya getiren La La Land’in bir müzikal olduğunu ve 2016 Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak seyircisiyle buluşacağını da paylaşıp bu yıpratıcı faslı kapatalım. Ryan Gosling’in ne kadar iyi şarkı söylediğini hatırlamak adına, teaser’ımız şurada.

2 thoughts

  1. yakışıklı anlayışıma tamamen ters olsa da ryan gosling’e ba-yı-lı-yo-rum. sesinin zaten ayrıca hastasıyım. şu anda film gösterimde değil diye sinirlendim resmen.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s