O halde biz nasıl iyi olacağız

 

Sabahları uyandığında bir bardak limonlu su hazırla kendine, ağzını hindistan cevizi yağıyla çalkala, duştan önce vücudunu kuru fırçala, yirmi dakika meditasyon yap, iki kaşık elma sirkesi iç, beş dakika sahip olduklarına şükret ve mutlu ve keyifli bir şekilde güne başla.

Diyemeyeceğim sana. Üzerinden yakın mesafe uçan jetlerin travmasını henüz atlatamadın sen. Sen, ben, o. Biz şimdilik bu avrupai wellness, well-being kavramlarının ötesinde bir yerdeyiz iyi olmak için. Bizim içimiz dağlanıyor her gün yeni bir haberle. Türkiye’de olup bitenler dünyanın neresinde yaşıyorsak yaşayalım, ruhumuza çizikler atıyor, yıpratıyor, yoruyor bizi. İşin tuhafı bir yanımız kötü haberlerle boğuşurken, bir yanımız HALA hafifliklere kucak açıyor. Derya devetabanı ile ilgili bir yazı hazırlıyor heyecanla, Zeynep yeni bir güneş gözlüğü görmüş denemek istiyor, Berna tatilden döndü cok güzel bronzlaşmış hepimiz onu kıskanıyoruz, Selin yeni bir çocukla tanıştı, merakla haberlerini bekliyoruz. Biz bu aralar korkuyoruz gelecek günlerden, ama elimizde değil, yine de içimizde bir heyecanla uyanıyoruz ertesi sabahlara, pırpır ediyor kalbimiz, iyiyiz diyoruz, iyiyiz, ta ki yeni bir kötü habere kadar.

Bazen bütün sevdiklerimi bir akvaryuma koyup içini rengarenk çiçeklerle donatıp onların dünyayla ilişkisini kesmek istiyorum. Güvenimizi kaybettiğimiz yerlerden öze dönüş, sanki ana rahmine. Kimse bize dokunmasın istiyorum.

Ama bu mümkün değil. Dolayısıyla beynim “iyi olma stratejileri” üzerinde calışıyor. Depresyondan korunma yolları, gelecekten korkmama yolları. Bana iyi gelen birkaç fikir benden sana:

  1. Hayatında gözle görülebilir şeyler değiştir: Elinde olmayan şeyler seni üzdükçe, elinde olanlara yoğunlaş. Mesela: Bir paket cipsle ağlaya ağlaya televizyon izleme, kapat o televizyonu, giy şortunu, odana git, Fitnessblender.com’a gir, bir yarım saat Kelly ile bedava hopla zıpla spor yap, endorfinler dolsun vücuduna. Üzerine karıştır blenderında birkaç meyve, biraz soda ekle, serinle. Kaos dönemlerinde insanların topluca kilo almaları ve sonra sağlık problemleriyle uğrasmaları çok normal. Sen o insanlardan olma. En azından aç müziği, dans et, terle, temiz beslen.
  2. Sevdiklerinin yanından ayrılma: Çocuklarının boynuna daya burnunu, gülümse, sevdiğinin göğsüne koy başını, gülümse, kedini okşa mırmırlasın, en basit terapi. Sevdiklerinle geleceğe dair karamsar konuşmalar içine gir, ama orada kalma, hemen çık, sarıl onlara, gülümse, sevgiden güç al, “iyi olacağız” de kendine ve onlara.
  3. Minik keyif öğelerine önem ver: Hala bir çift güzel göz görünce heyecanlanıyorsan, vitrindeki ayakkabıya dönüp bir daha bakıyorsan, bir kitap kapağı görünce içini merak ediyorsan, yaşasın, cok onemli: demek ki depresyonda değilsin!!. Göz kırp hemen o güzel göze, gir dene o ayakkabıyı, karıştır kitabin sayfalarını.
  4. Doğaya dön: Şehir insanıyız, o kadar kolay değil biliyorum. Ama ya bul bir park, bahçe, tatil yeri, yüzünü göm ağaçların serin yeşil yapraklarına, çiçeklerin kokusunu içine doldur, ya da doğayı taşı evine.”Gereksiz” deme, bir saksı çiçek al, koy masanın üstüne. Doğanın mucizelerini oku kitaplardan, izle videolardan.
  5. Türkiye’den kaçma rehberi: Yalnız değilsin. Gitmek isteyenler çok, gitmeyi düşünenler orta, gitmeyi planlayanlar az. Otur masana ve sanki çok da kolaymış gibi, çözülmeyi bekleyen problemmiş gibi kafa yor ne istediğine. Kalmak zor oldugu için mi gitmek istiyorsun, gitmek istediğin için mi? Nereye? Somut planlar yap. Avrupa’da yaşam pahalı. Çalışma şartları hakkında bilgi edin. Orada yaşayanlara sor soruştur. Hareket planı yap her güne bir listeyle. Harekete geç. Belki gidersin, belki kalırsın ama konu ile ilgili somut ilerle.

Olanlardan etkilenmemek mümkün değil. Her yeni haber yeni bir tokat, her tokatta gözyaşı döküyoruz, kaçınılmaz. Ama melankolinin yerleşmesine izin verme, depresyona dönüşmesine izin verme, yüksek sesle”buna izin vermeyeceğim” de, bir günbatışında gözlerin dalmasın, o renkler dokunsun hala içinde bir yerlere.

Çünkü bugünlerde en büyük tehlike, üzerimizden F16’lar geçerken, görünmez dalgalar tarafından uzaklara savrulmak, geri dönüşü olmayan ıssız adalara sürüklenmek ve bir daha “kendimize” dönememek. Ne yaparsan yap ama işte buna sakın izin verme.

 

2 thoughts

  1. Bence somut bir seye odaklanmak kesinlikle iyi geliyor. Dedigin gibi; gitmeye, çiçeğe, çocuğa, neyse. Tüm dikkatini vermek. Ben mutfağa kapanıp kazanlarla yemek yapıyorum. Çünkü hem dikkat ve sabir gerektiriyor, hem de azından yeniyor. Yani saçma biliyorum; ama kısa sürede, elle tutulur bir faydası oluyor diye resmen iyi hissediyorum.
    Bir de dans etmek. Yarınlar yokmuş gibi, içime şeytan kaçmış gibi. Atamadığım çığlıkları vücudumdan atıyorum sanki.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s