Bir gün Ani’de buluşacağız…

Şu sosyal medya hakikaten bir âlem, bazen hiç olmadık öyküler çıkarıyor insanın karşısına. Instagram’da o gün o fotoğrafı paylaşmamış olsaydım, bir daha nerede bu hikayeyle karşılaşırdım, bilemiyorum. O akşam Ani’den paylaştığım o kırık Arpaçay Köprüsü fotoğrafı, sadece birkaç dakika sonra beni onunla tanıştırdı. Önce telefon ekranıma bir beğeni düştü, ardından mesaj kutuma bir soru: Ani? Sonrası insana ah dedirten bir hikâye.

New York’ta yaşayan genç bir Ermeni. Adı Levon. Tahmin edebileceğiniz gibi büyük büyük ailesi vakti zamanında Anadolu’da yaşıyormuş. 1915’in ardından apar topar terk ettikleri yurtlarına, bir daha hiç dönememişler… Canlarını kurtarmanın bedeli, ömürlerinin kalan kısmında bitmeyen bir keder, dinmeyen bir hasret olmuş… Bu acılı hikâyeyi hepiniz biliyorsunuz, o yüzden daha fazla detaya girmiyorum.

Levon henüz Ani’yi ziyaret etmemiş; sadece uzaktan izlediği, yakınlarından dinlediği kadarıyla biliyor. Instagram’da gördüğü bir fotoğraftan heyecan duyacak, peşine düşecek kadar da seviyor Ani’yi. O kadar ki odasının bir köşesinde küçük bir cam şişede Ani toprağı bile var. Bana sorduğu ilk şey, gördüğümde ne hissettiğim oldu. Sevmiş miydim, etkilenmiş miydim, bir daha gitmek ister miydim?

Bir zamanlar ailesinin yaşadığı toprakları, hiç tanımadığı bir yabancıdan dinleyemeye bu kadar gönüllü olan Levon’un kurduğum her cümleye, paylaştığım her fotoğrafa gösterdiği ilgi o gün biraz içimi burkmuştu. Ama belki yakın bir gelecekte yollarımızın Ani’de kesişebileceği ihtimaliyle, tanışıklığımızda mutluluk galip geldi. Üstelik bu yeni arkadaşım bana, çok sevdiğim yeni bir isim de armağan etti. Gerçi aynı ismi yıllar evvel üniversiteden hocam da vermiş; Ermenilerle aramdaki gönül bağını gulerjan olarak taçlandırmıştı. Şimdi hiç tanımadığım Levon’dan da duyunca, hayatımın kalan kısmında bu isimden hiç vazgeçmemeye karar verdim.

Evet, kendimi tanıdım tanıyalı Ermenilerle aramda derin bir bağ hissederim. Aslına bakarsanız doğduğum yerde Ermenilerle bir bağı olmayan neredeyse yok. Nasıl olsun ki zaten, aynı coğrafyaya memleket demişiz. Köylerimizde yüzlerce yıldır meyve veren ağaçlarda, suyunu içtiğimiz çeşmelerde, yürüdüğümüz patikalarda hep onların emeği var. Sevdiklerimiz bile aynı topraklara emanet. Daha ne olsun!

Çocukluğu boyunca Sarı Gelin’i Ermenice olarak dinleyip sözlerini ezberleyen birinin, yıllar sonra Kütahyalı Komitas’la (Gomidas Vartabed) tanıştığında neler hissedebileceğini ben anlatmasam da siz anlarsınız diye düşünüyorum. Komitas’ın sessiz çığlığını duyduğum günden bu yana hikâyesi peşimi hiç bırakmadı. Anadolu’yu karış karış gezmiş, binlerce halk türküsü derlemiş bu isimsiz kahramanın, Paris’teki sürgün hayatında sessizce aklını yitirişini her hatırladığımda, içimi tarifsiz bir sızı kaplar hâlâ.

Böyle zamanlarda Mıgırdiç Margosyan’ın Gavur Mahallesi’ne koşarım hemen. Bir zamanlar Diyarbakır’da Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin, Süryanilerin ve Yahudilerin neşeyle yaşadığı Hançepek Mahallesi’nin varlığı, biraz olsun dağıtır karamsarlığımı. Aynı göğün altında birbirine karışan Pariluys, Aleykümselam, Rojbaş sözcükleriyle yeniden yolumu bulurum.

Bir de Saroyan ülkesi var tabii. Tıpkı Margosyan gibi o da umudumu tazeler. Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde göçmen bir Ermeni Ailesi’nin çocuğu olarak dünyaya gelen bu deli adamın, Bitlis’e yaptığı o meşhur yolculuğu henüz bilmiyorsanız, SaroyanLand filmini lütfen bulup izleyin. William Saroyan’ın, 1964’te Yaşar Kemal, Fikret Otyam ve Ara Güler ile bölgeye yaptığı yolculuk, bağışlamanın ve sevginin şiirsel bir ifadesi gibi. Bitlis’e geldiğinde eğilip toprağı öpen, ağaçlara sarılan, gördüğü her şeye ‘memleketlim’ diyen, Sapkor Çeşmesi’nden doya doya su içen Saroyan, bu yolculuğuyla bize barış dolu bir dünya hayalini emanet etti.

Söz konusu barış olunca Hrant’ı anmamak mümkün mü? Ama dilim varmıyor pek Hrant’tan bahsetmeye. Onun acısı henüz içimizde taze. Giderken uçurduğu barış güvercinleri ise bir süredir ortalarda görünmüyorlar maalesef. En son Dört Ayaklı Minare’de kanatlandılar, sonra çok sevdiğimiz Tahir Elçi’yi de alıp gittiler.

Yine de enseyi karartmak yok! Ani hâlâ koca bir dünya ve biz de dünya Ani olsun diye hayal kurmaya devam edeceğiz. Bir gün gelecek, yollarımız Ani’de, Gavur Mahallesi’nde, Saroyan Ülkesi’nde tekrar kesişecek. Çünkü hepimizin göbek bağını Kure Mama kesti. Çünkü hepimiz o çeşmeden su içtik. Çünkü Dört Ayaklı Minare hâlâ ayakta…

***İLGİLİSİ İÇİN NOTLAR

-Henüz görmediyseniz Ani Harabeleri’ni bence mutlaka planlarınıza dahil edin. Geçtiğimiz günlerde UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Ani’deki kırık Arpaçay Köprüsü’nü gördüğünüzde bakalım siz neler hissedeceksiniz. Ve çok uzakta değil, köprünün hemen diğer ucunda Kütahyalı, Kayserili, Bayburtlu, Elazığlı, Dersimli, Karslı, Vanlı, Muşlu, Bitlisli Ermenilerin de tam da o anlarda sizinle birlikte Ani’yi izlediğini unutmayın.

-Benim bu yazıda sadece andığım Komitas’ı ne olur biraz daha yakından tanıyın. Kalan Müzik’in yayınladığı “Yerkaran” ve “Komitas – Şahan Arzruni” albümleri, yeni bir başlangıç için iki müthiş kaynak.

-Mıgırdiç Margosyan’ın “Gavur Mahallesi” kitabı, Aras Yayıncılık tarafından Ermenice, Kürtçe ve Türkçe olarak yayımlandı. Sadece kütüphanenizi değil, hayatınızı da zenginleştirecek bir kitap. Margosyan’ın diğer kitapları gibi.

-William Saroyan’ın“Ödlekler Cesurdur” kitabını da yine Aras Yayınları’ndan edinebilirsiniz. Özellikle şehirlere bombaların yağdığı şu günlerde okumak çok daha anlamlı. Belki sevdiklerinize de hediye edersiniz, etmelisiniz. Filme dalınca kitabı unuttum, sağolsun Ozan hatırlattı. Onu da hemen buraya not düşüyorum: “Amerika’dan Bitlis’e William Saroyan.” Elden ele dolaşması gereken bir kitap daha…

 

 

 

 

 

6 thoughts

  1. bir küçük tavsiye de benden: yine aras yayınları’ndan çıkmış olan “amerika’dan bitlis’e william saroyan” kitabı. çok güzel bir derleme. ellerine sağlık bu arada, yazıya bayıldım.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s