Susma haykır, noktürnal insanlar vardır

Evet, evet biliyorum noktürnal yerine kullanılabilecek daha Türkçe bir kelime elbet vardır ama gececi ve hatta gececil bile seks meraklısı ergen erkekleri anımsatıyor ve noktürnal kulağa daha romantik ve mistik geliyor o yüzden özür dilemeden bu kelimeyi kullanacağım.

Bunda anlaştıysak geçen gün başıma geleni anlatayım, bahsettiğim gece koşularına katılan yeni bir koşu arkadaşım var. Geçen gün kendisini daha hızlandırmaya çalışırken nefes alışından intikam için gelecek olan iğnelemeyi hissettim, ve saldırı hiç beklemeden geldi: “Sen böyle koştuktan sonra oh, eve gidip yatıyorsun ve kaçta kalkıyorsun? On mu?” dedi. Tonlamadaki küçümsemeyi çok iyi biliyorum, ergenliğimden, yatma saatimi kendim belirleyebildiğim yaştan beri defalarca duydum. Geç uyanmak özellikle Anadolu’da hor görülen bir şey, tembel ve miskin olduğunuza işaret eder. İnsanlar uyanma saatiniz hakkında zevkle konuşurken konu asla toplamda uyuduğunuz süreye gelmez, kimse gece üçte yatmış olmanızın geç kalkmak için gayet iyi bir neden olduğunu hatırlatmaz.

Bir noktaya kadar normal, eskiden herkesin mesleği 9-5 arasındaydı, freelance işler, ev ofisleri, telecommuting duyulmuş şeyler değildi ve evde çocukların ve ev hanımlarının çalışan babayla birlikte uyanması beklenirdi. Sanıyoruz ki toplumun nispeten modern kesimlerinde artık yalnız yaşayan bekar insanların herkesinkine uymayan esnek uyku saatlerine kimse laf etmesin, ama maalesef o noktaya varamamışız. Halbuki parmak izlerimiz gibi düşünme ve çalışma stillerimiz de farklı. Sabah erken kalkıp çalışılarak alınan verim benim hayatıma hiç girmedi, dikkatimi toplamam için herkesin yatmış ve trafik sesinin en aza inmiş olması gerekiyor. Yok hayır, bunlar gündüz de elde edilebilir şeyler, daha açık diyeyim havanın kararmış olması gerekli. Muhakkak çalışmak olmak zorunda değil mesele, okumak için heveslendiğim kitapları, çıkışına gün saydığım filmleri de gece kimsecikler ayakta değilken, telefona mesaj gelmezken, kendimi kedinin kumunu değiştireyim, yemek yapayım diye kandıramazken okuyup izlemek isterim. Kısacası ben noktürnal bir insanım (insanların bilimsel olarak noktürnal olmadıklarını elbette biliyorum, kastettiğim biyolojik doğamız değil sosyal alışkanlıklarımız). Ve bırakın yalnız olmayı hiç de az olmadığımıza çok eminim.

Durumuma (çayı şekersiz içtiği için dünyanın en özel ve farklı insanıymış gibi davranan insanlarmışçasına konuştuğumun farkındayım ama ucube muamelesi görüyorsam neden bu kadarcığını yapmayayım ki?) ilk teşhisi Anne Fadiman’ın kitabını kütüphanede bulduğum zaman koyabildim. Ne olduğuna anlam veremediğim ince kitap kısa deneme gibi yazılarla doluydu (daha sonra familiar essay olduklarını öğrenecektim), bir tanesinde gerçek bir sabah insanı olan kocasıyla noktürnal olan kendisinin evliliklerini nasıl rayına oturttuklarını entelektüellere özgü esprili bir dille yazmıştı. Elbette yalnız değildim, gece geç saatlere kadar oturmaktan hoşlanmak dünyanın en nadir görülen şeyi değil ama bunun ev halkıyla sorunlara yönlendirdiğini açıkça kabul eden ilk kişiydi gördüğüm. Çünkü lütfen, evde çalışan dostlar gece yarılarına kadar kod yazıp, proje hazırlayıp, müşteri kaprislerini bitirmek için uğraşıp güneş kendini göstermek üzereyken yatağa yığılıp saat dokuzda ısrarla kapıyı çalan apartman görevlisi ya da komşunun pijamalı halinize tiksinerek ve ayıplayarak baktığına şahit olmadınız mı hiç? Habersiz misafirliğe gelmenin normal ama kendi uyku saatlerinizi belirlemenin ayıp olduğu bir toplumdan hiç mi rahatsız olmadınız?

Noktürnal ya da kendi deyişiyle Gece Baykuşu olmanın ayıp karşılanması belli ki sadece bizim kültürümüzde yok olmalı ki Fadiman da yazısında sürekli savunma halinde. Kendisi gibi gece çalışmayı seven büyük yazarlara örneklerle yazısına devam ediyor. Ben kendisi gibi düşünmüyorum, gece geç yatıp sabah bir saat fazladan uyuduğum için özür dileyecek ve Fitzgerald gibi romanlar yazmak zorunda değilim ama noktürnal birey olarak bazı şeyleri sürekli duymak istemiyorum. Örneğin “Bir kereliğine sabah erken kalksan uyku düzenin yerine oturur.” gibi. 27 yıllık hayatımda bunu denememiş olduğumu düşünmeniz gerçekten çok tatlı ama (eğer yetişilecek bir gereklilik yoksa) erken kalkmak sadece uykusuz kalacağım anlamına geliyor, gece uyku tutmaması gibi bir derdim de yok sadece gece uyumak istemiyorum.

Neyse ki erken kalkmanın erdemlerini her daim öven kesimle olan bu sürtüşmem Anne Fadiman gibi harika bir yazarla ve familiar essay denen türle tanışmamı sağladı, bu nedenle çok da sinirlenmemeye çalışıyorum. Hah evet, familiar essay nedir diyecek olursanız en basit haliyle edebi kaygılar da taşıyan ve resmi olmayan makalelere deniyor ve anladığınız gibi gececi bir baykuş olmaktan kahveyle olan geçmişinize kadar her konuda yazılabiliyor. Familiar essay’in yaratıcısı Anne Fadiman değil tabii ki, okuyup sevdiğimiz pek çok yazar bunu denemiş Virginia Woolf ve Orwell de dahil olmak üzere. Fakat tapunun asıl sahibi Fadiman’ın da övmelere doyamadığı, Unfuzzy Lamb diye bahsettiği Charles Lamb.

Edebiyatı bırakıp kendimize dönelim, bir şekilde artık tanınmamız ve kabul edilmemiz gerekiyor. Güneşin doğumuna kadar uyumamayı çocuklarımıza ekmek parası götürmek için çalışmak gibi bahaneler olmadan, istersek zevk için olduğunun üstüne basarak, sabah kapımız çaldığında pijamalarımızla gururla açarak (daha da iyisi hiç açmayarak) bütün dünyaya duyurmamız gerekiyor. Gecenin kulüplere gidip dans etmek dışında da başka aktivitelere uygun olduğunu anlatmak ya da. Saat üç otuzda ayakta olmamızın, kitap okumamızın her zaman depresyon, uykusuzluk ya da aşk acısıyla ilgili olmadığını, bunun fırsatı bulunduğunda apayrı bir zevk olduğunu göstermemiz belki de. Bunu yaparken beklediğimiz saygıyı sabah insanlarına da göstermeyi ihmal etmemek, neşeyle uyanmış kimselere “Sabah kahvemi içmeden benimle konuşma” gibi pinterest klişeleriyle terslik yapmamak gerek, kahveye ihtiyacınız varsa dünyaya duyurmadan için ve gece keyifleriniz için aynı ortamda sizinle bulunmak zorunda olan insanların hayatını zorlaştırmayın. Habersiz kapıyı çalıp pijamalarınızı dikizleyen komşu hariç, dilerseniz kapıyı suratına çarpın.

Further reading: Uykusuz gecelerimizde ne yapalım diyenler için yazıda bahsettiğimiz güzel kitaplar var. Anne Fadiman’ın familiar essaylerinin olduğu kitaplar ne de hoş olur mesela. At Large and At Small kitabı gececilikten bahseden Night Owl makalesiyle iyi bir arkadaş, Ex Libris ise daha çok okuma alışkanlıkları hakkında, misafirliğe gittiğiniz evlerde kitaplığı karıştıran insanlardansanız size göre. Daha akademik hissediyorsanız Charles Lamb’in Essays of Elia kitabını edinmeye çalışın (pek popüler olmadığı için biraz zorlayabilir ama sizin gibi kitap kurtlarını kim durdurabilir ki?), bilhassa edebiyat üstüne eğitim almış olanlar çok sevecektir eminim.

Further listening: Atonalitenin babası Schönberg’in Verklarte Nacht’ı, Debussy’nin fazla kullanılmış olsa da sevgimizin azalmadığı Clair de Lune’u, Meksikalı besteci Revueltas’ın La Noche De Los Mayas’ı ve elbette ki nasıl unutabiliriz, Chopin’in noktürnleri ama özellikle do diyez majör olanı. Geceyle zerre alakası olmasa da sakin ve yumuşak havasıyla yine Debussy’nin prelüdleri.

8 thoughts

  1. Aslında genetiğin de noktürnal olmada etkisi var. Derli toplu bir derleme için: https://www.psychologytoday.com/blog/sleep-newzzz/201311/how-will-you-sleep-tonight-its-in-your-genes

    Yazıdan da şu alıntıyı da yavaşça buraya bırakayım:
    Some studies have shown that people who stay up late are more productive than early risers, and have more stamina throughout the length of the day. Other research has shown that night owls display greater reasoning and analytical abilities than earlier-to-bed peers. And, on average, research shows, they achieve greater financial and professional success than those with earlier bedtimes and wake times.

    Liked by 2 people

    1. Hah, bu çok iyi oldu işte. Biri çıkıp da noktürnallik öyle değil sen kirpi misin diyecek diye korkarak yazdım yazıyı. Üstelik eksik değilmişiz, bunca yıllık miskinlik suçlaması üstüne çok iyi geldi.

      Liked by 2 people

  2. özellikle noktürnal insan ile olmayan insanın hayat dinamikleri konusu çok ilgimi çekti, o konuda ben araştırma yapayım. kocamla hiç aynı saatlerde yaşayamıyoruz bu şekilde çünkü :( kendisi DEV bi noktürnal olduğundan sebep.

    Beğen

  3. aynı kulübün daimi üyesiyim ve nocturnal/noktürnal da en sevdiğim kelimeler arasında üvey kardeşçiym.
    hatta buradan itiraf etmek isterim ki, öğrencilik ve meslek hayatım boyunca öğleden önce çoğu zaman hiçbir işe yaramadım hehe.

    Liked by 1 kişi

  4. 12’den önce uyuyabilmem mümkün değil, hasbelkader uyudum diyelim, 3,30’da mutlaka uyanıyorum ve berbat bir şekilde sabahın 6’sına kadar oturuyorum. bu da 9’da masabaşında olması gereken birisi için berrbat bir durum. yalnız hafta sonları her zamanki saatimde uyuyup (00,20) sabah kendiliğimden uyanmak kadar sevdiğim bir şey yok. :) bir yazlıkta yaşasam, sabah kimseler yokken 60 yaşındaki arkadaşlarımla denize gider, dönüşte sözcü gazetemi de alıp eve dönerdim.

    ancak bu da tam da benim tek başına yaşamaya geçişimle beraber oldu. ailemle yaşadığım dönemlerde, herkes uyuduktan sonra evde tek başına olma halini çok seviyordum. sanki ev de bana kalıyordu, gece de.. tek başına yaşamaya başladıktan ve tüm ev esasen bana kaldıktan sonra sabahların da keyfi ayrı oldu benim için.

    benim birçok cool sanatçının aksine, sabahın ilk ışıklarında beynim, zihnim apaydınlık oluyor. bir şekilde yazamadığım mesajı da, hazırlanmayı bekleyen sunumu da, şuraya buraya gönderilecek bir yazıyı da sabahın erken saatlerinde süper, hiçbir şekilde dikkatim dağılmadan yazabiliyorum. bana kalsa, sabah 7 – 10 arasında evden halledebildiğim kadar iş halleder, sonra belki 10da şekerlemeye yatardım.

    noktürnal nefis kelimeymiş bu arada :)

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s