İstanbul seyircisi yalnız kalmadı: 23 Temmuz Joss Stone konseri

23 Temmuz gecesi, yaşadığımız bu zor  ve iç karartıcı günlere ilaç gibi gelen bir sanatçıyı ağırladı İstanbul. Benim kişisel tarihimde çok büyük bir yeri olan İstanbul Caz Festivali kapsamında Joss Stone ikinci defa sahnedeydi. Bundan önce 2011 yılında Santralistanbul’da izlediğimiz bu şahane genç kadın 5 sene sonra yepyeni bir repertuarla karşımızdaydı. Çoğunlukla “Water For Soul” isimli son albümünden şarkıları barındıran setlist soul, funk, reggae, caz gibi birçok farklı türü içeriyordu. Baştan uyarayım bu yazı repertuarı irdeleyen bir konser izleniminden çok hayranlık dolu bir anı aktarımı olacak. Yani bu işi Mahmutça yapacağız.

Tüm hafta boyunca kültür sanat sektörünü kalbinden vuran birçok iptal haberi aldık. Joan Baez’in kaygılarını aktardığı mesajı, mesaja gelen tepkiler, İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opçin’in Baez’e kendi deyimiyle sitemi, iptal olan Muse, Steve Vai, Skunk Anansie konserleri bu hafta boyunca konuştuklarımızdı. Tüm bu olan bitenin arasında ise bir umutla ışıl ışıl parlayan 29 yaşındaki Joss Stone vardı. Etkinlikle ilgili her güncelleme mailinde “Kesin iptal oldu” diye endişe etsem de birkaç küçük değişiklik dışında Joss Stone 23 Temmuz akşamı karşımızda olacaktı. Örneğin konser Küçükçiftlik Park yerine Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde alınmıştı. Ki şahsen açık hava kültürünü çok sevsem de, Kuruçeşme Arena varken her soluğu orada alan biri olsam da, Harbiye Açıkhava’ya yapacaklarını düşününce içim cız etse de Küçükçiftlik Park’ı sevemedim, benimseyemedim. Bu konser de benim için Zorlu’nun konser salonunu görmek için bir fırsat oldu.

Gelelim konser gününe, o sabah uyandığımda sevgili Joss’un İstanbul seyircisine, bizlere mesajı sayfama düşüverdi. Facebook’tan yayınladığı bu mesajda yolda olduğunu, akşam her şeye rağmen bir arada olacağımızı söylüyordu. Videonun ardından da yine sayfasında Taksim Pera’dan şu fotoğrafı paylaşmıştı.

13718642_10153859906880838_8371745788799179741_n
Joss Stone’un Facebook hesabından

Saat akşam 8 olduğunda sevgili Tuba ile Zorlu PSM’nin Fuaye kısmında buluştuk. (Tuba’nın Rave Mag’de yayınlanan yazısı için tık tık.) Grup Ses Beats’in DJ setinden Jazz ve Funk melodileri yükseliyordu. Çok süre geçmeden içeri girdik ve numarasız ayakta düzenden, oturmalı ilk gelen kapar düzenine geçen konser alanında kendimize güzel bir yer bulduk. Konserin başlamasına doğru tüm salon dolmuştu, İstanbul seyircisi bir haftada yaşananlara, konser iptallerinin verdiği umutsuzluğa rağmen o gece oradaydı.

Saat 9’u biraz geçe Joss Stone bembeyaz elbisesiyle süzülüverdi sahneye doğru. Meşhur fularını astığı mikrofonunun karşısında önce biraz güldü, sonra seyirciyi selamlayıp olan biten hakkında umut verici sözler sarf etti. Zaten şarkılarında sıklıkla değindiği sevgi ve barış temalarının altını bolca çizdi.

Konserin gidişatı üçüncü şarkıdan sonra belirlendi desem yanlış olmaz sanırım. Beş sene önceki Santralİstanbul konserinde Joss oturmalı düzenden hoşlanmamış, izleyicilerin hepsini sahne önüne ayakta dans etmeye çağırmıştı. Bu kez de hemen hemen aynı şey oldu, önce Joss oturmalı düzenden bahsetmeye başladı, sahnenin bir ucuna ilişip gayet tabii oturarak da dans edilebileceğini söyledi fakat içine sinmemiş olacak ki anında sahneden seyircilerin arasına atladı ve ön sıralardakileri ellerinden tutarak kaldırmaya ve dans etmeye başladı.

13669158_10153866172120838_867782909992940899_n
Fotoğraf: Stokography

O andan itibaren salonun her yerinden seyirciler en öne gelip salınmaya başladılar, protokolü belirleyen bariyerler kaldırıldı. Biz de fırsat bu fırsat diyip sahneye oldukça yakın bir noktaya geçtik. Tam olarak büyülenme dediğimiz anlar da böylece başladı. Ben ki konserlerde ve benzeri etkinliklerde telefon kullanımından hiç hoşlanmam fakat konser boyunca yakınımıza geldiği tüm anları ölümsüzleştirmek istedim.

Enerjisi çok yüksek, aşırı güler yüzlü ve oldukça sevecen olan bu kadın bizi kalbimizden vurdu. Her fırsatta birbirimize dönüp inanılmaz olduğunu söyleyip durduk. Artık bir noktada o kadar gözlerimizi alamıyorduk ki dönüp birbirimize bu konser sevgili ile gelmelik bir konser değilmiş diyiverdik.

Joss Stone kendisi ve müziği dışında hiçbir şeye konsantre olamayacağınız bir performans sergiledi o gece.  Kendisini takip ettiğim 6-7 senelik süreçte iki konserini görmüş bir dinleyici olarak konser performansının albüm kayıtlarından çok çok daha üstünde olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca şarkı aralarında yaptığı esprili konuşmalarla kimi zaman bizi aşık olduğumuz yanlış insanlarla yaşadıklarımıza, kimi zaman sevgiyi en derinden hissettiğimiz anlara, kimi zaman ise kendimizden öte birçok insan için iyilik istediğimiz umutlarımıza götürdü. Sürekli omuzlarımız düşük gezdiğimiz bu günlerde bize hatırlattıklarıyla gülümsetti, umut verdi, bir nebze de olsa içimizi huzurla kapladı.

 

13645259_10153866174135838_7563221977973853936_n
Fotoğraf: Stokography

Konserin sonlarına doğru seyirci ile karşılıklı iletişimi iyice ilerletmiş olan Stone getirdiği ayçiçeklerini dağıtmaya başladı. Özellikle en öndeki minik dinleyicilerine çiçeklerini elden verdi, diğerlerini ise gücü yettiğince salona eşit dağıtmaya uğraştı.

13769553_10153866174400838_8332042539116175387_n
Fotoğraf: Stokography

Sahneyi terk ettiği an aslında bitmediğini biliyorduk, henüz bence en güçlü şarkılarından biri olan Right to be Wrong’u söylememişti. Yeniden sahneye çıktığında Right to be Wrong’u tüm dinleyicilerle birlikte, inanılmaz yoğun bir duyguyla sözlerini tane tane tekrar ederek söyledi. Benim için konserin zirve anı burasıydı. Bize hata yapma hakkımız olduğunu, kim ne derse, nasıl davranırsa yapılsın etten ve kemikten oluştuğumuzu ve şaşıracaklar belki ama taştan yapılmadığımızı hatırlatan bu şarkı içimize işledi. Ardından sahneyi barış işareti yaparak terk etti ve bizi bir sonraki konserine kadar ağzımıza bir parmak bal çalınmış olarak bıraktı.

13691075_10153866174130838_4157802372136092088_o.jpg
Fotoğraf: Stokography

Salondan yüzlerce mutlu insan olarak, kendimize sahip çıkarak, şarkılarımızı kimsenin ne dediğini düşünmeden söyleyeceğimize karar vererek ayrıldık ve canımızı sıkan her şeye “Just leave me alone” diyiverdik. Bir dahaki konser için bu mutlu kitle ile sessizce sözleştik.

 

One thought

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s