Mahmut ile gezelim görelim – Nemi & Castel Gandolfo

Geçtiğimiz Aralık ayında bir öncekinden 5 yıl sonra ikinci Roma seyahatimi yaptım. İlk gittiğimde yaşadığım heyecanlı acemilik bu kez bir iş seyahati olması sebebiyle yerini rahatlığa bırakmıştı. Zira otelimizi, uçuşlarımızı, kalacağımız oteli ve diğer her şeyimizi şirket ayarlarken bize düşen sadece içeceğimiz şarapları seçip toplantılarda uyukladığımızı çaktırmamak oldu.

Noel dönemi Roma’nın tarihi ve turistik güzelliklerini gezdik, Vatikan müzelerini dolaştık diyebilmeyi çok isterdim ama tabii ki öyle yapmadık. Dört gecelik bir döngüde her akşam yemeğinden bir an önce kaçıp nerede sapıtabiliriz onun hesabını yaptık; sabah altıda girdiğimiz odadan dokuzda aynı kıyafetlerle çıktık; yemeklerde şişelerce şarap, toplantılar sırasında dokuzar litre kahve içip karaciğerimizin beddualarını dinledik.

Nemi yolculuğunu yapacağımız sabah da yanlışlıkla odanın devasa perdelerini açmasaydım hiçbir kuvvet bizi dışarı çıkartamazdı muhtemelen. Neyse ki acımasız Aralık güneşi ve hangover sonrası susuzluktan kavrulan metabolizmanın erkenden uyanarak attığı yardım çığlıkları sayesinde yine bir önceki gecenin kıyafetleriyle kendimizi otobüse atabildik.

Bu rezil ve wasted itiraflarla dolu girizgahtan sonra birazcık Wikipedia bilgisine kimse hayır demez sanırım. Nemi Lazio eyaletinde Roma şehir merkezinden yalnızca 35 km uzaklıkta miniminnacık bir köy. Köye ismini tepeden baktığı, bir krater gölü olan Nemi gölü veriyor. Krater gölü olması da yakın çevresindeki köyler için bol mineralli çok verimli tarım toprakları demek oluyor.

IMG_2143

Köy en çok dağ çilekleri ve porcini mantarı ile meşhur. İtalya’nın porcini mantarı ihtiyacının (yanlış hatırlamıyorsam) yarısından çoğu bu köyden sağlanıyormuş. (Bohemlikte son nokta porcini mantarı ihtiyacı.)

IMG_2152

Köyün mantar satan en büyük dükkanının önüne geldiğinizde Türkçe tabelalar sizi karşılıyor, dükkanın sahibi yaşlı beyefendi size yine Türkçe olarak merhaba, hoşgeldiniz diyor. Nemi ile Bozcaada kardeş belediyelermiş efendim, temel sebebi bu. Türkiye’den geldiğinizi öğrendiklerinde küçük ekşi mayalı ekmeklerin üzerine çeşitli mantar ezmeleri vs sürüp çılgın ikramlarda bulunuyorlar. Tabii 35 km’yi bir saatte alacak kadar delicesine virajlı yollardan geçerek gelindiği için mideniz bunları alır mı orasını bilemiyorum, şahsen biz yiyemedik.

Mantar konusu bir yana Nemi’yi Nemi yapan asıl şey ise dağ çilekleri. Her yıl Mayıs – Haziran döneminde dev bir çilek festivali yapılıyormuş. Çilekli pastalar, tartlar, reçeller, dondurmalar, çaylar, kremalı çilekli şahane içkiler, çilek kokulu sabunlar köydeki iki elin parmaklarını geçmeyecek dükkanlarda satılan enfeslikler.

Üç nesillik bir aile işletmesi olan Da Spartaco al Grottino da bakkal – cafe arası ufacık dükkanlardan birisi, tanrıların besini Ambrosia’nın yeryüzü versiyonu tartlar yapıyor. Çilekli ve orman meyveli bu tartlar hayatınızda yediğiniz hiçbir şeye benzemiyor. Keşke lezzetleri ve kokuları insanlara aktarmanın bir yolu olsa da tarif edebilsem.

Da Spartaco al Grottino’yu üç kuşağın kadınları birlikte işletiyor. Anneanne tart hamuru tarifini kimseyle paylaşmazken anne ve kızı kasada duruyor ve kafeyi işletiyor. Aynı zamanda çilek, domates ve çiçekler de satıyorlar. Hayvanlık olmasın diye bir küçük tartla geçiştirmeye çalışmayın hiç bence, buradan üç tane büyük tart gömdüğümü tabii ki itiraf edecek değilim ama bir tanecikle hiç olmaz o iş anlaşalım.

Castel Gandolfo da aynı gün ziyaret ettiğimiz en az Nemi kadar tatlış bir başka köy. Nemi’ye sadece 10 km uzaklıkta. Asıl ününü Papalığın zamanında bölgenin zenginlerinden birinin elinden alarak bir güzel sahiplendiği yazlık saraydan kazanmış. Albano gölüne bakan tepeler üstünde dünyanın en güzel meydanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda tarihin ilk posta kutusu da burada bulunuyor. Buradan kartpostal alıp göndermek de köyün en meşhur aktivitesi olmuş.

IMG_2146
Tarihin ilk posta kutusu / Fotoğrafını kullanmama izin veren Metehan’a teşekkür ve sevgilerle!

Küçük bir masal dekoru gibiydi burası ama her şeyden çok köyün meydanına aşık oldum ben, yerde dümdüz yatıp Postcards from Italy dinlemek, bağıra bağıra eşlik etmek geldi içimden.

IMG_2145

IMG_0045

 

Diyeceğim o ki, olur da bir sonraki Roma seyahatiniz beklediğinizden daha sakin geçerse, şehirde aynı yerleri dolaşıp bir gün daha geçirmektense bir ufak araba kiralayıp vurun kendinizi yollara. Emin olun pişman olmayacaksınız.

Not: Fotoğrafları kendi elceğizimle çektim.

2 thoughts

  1. zannediyorum, 2011’de ailemle italya turuna katılmıştık. turun kendisi de yarım günü nemi’ye ayırdı. gitmeden evvel rehberimiz şöyle demişti, “nefis çilekli tartlar yiyeceğiz, yanında cappucino içeceğiz.”

    bu motivasyonla gittik nemi’ye. manzaraya karşı seramik kaplarda içtiğim cappucino’yu, yanında sarı kremasıyla o muhteşem tartları hiç ama hiç unutmadım.

    seneler sonra bu tartlarla burada karşılamak çok güzeldi. keşke fotoğrafım olsa kendi çektiğim.

    onun yerine, şu fotoğraf linkini koyalım da ne olduğunu az çok anlatabilmiş olalım: https://tr.pinterest.com/pin/412220172124392853/

    Liked by 1 kişi

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s