Sualtı fotoğrafçılığına giriş veya poz veren balıklar

Denizde yüzmekten ziyade suyun altında mümkün olduğunca fazla vakit geçirmek ve canlıları izlemekten daha çok hoşlandım hep. Sudan çıktığımda yanımdaki insanlara sualtında gördüğüm balıkları, muhteşem anemonları, rengarenk canlıları anlatmaya çalışmaktan bitap düştüğüm bir anda artık gördüklerimi fotoğraflamaya karar verdim. Sualtı fotoğrafçılığı oldukça meşakkatli ve iddialı bir iş ve bu işi muazzam yapan insanlar var. Teknik bilgi-birikimin yanı sıra tüplü dalış konusunda yetkin olmak, profesyonel ekipmanlar ve pek tabii bu işe ciddi bir bütçe ve zaman ayırmayı gerektiriyor. Benim tüm deneyimim şnorkelingden ibaret olduğu için ve sualtı çekimlerimi son derece amatörce yaptığım için bu yazıda başlangıç seviyesinde bir fotoğrafçılık bahsi yapacağım. Eğer bir palet, bir maske ve şnorkel ile suyun altında vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız  ve fotoğraf işine nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız belki bir nebze fikir edinmenize yardımcı olur.

P9103151.JPG

Zargana / Belone Belone    Olympus u-Tough 8010   (Bodrum)

P9123374.JPGGün Balığı / Julis Turcica   Olympus u-Tough 8010   (Dalyan-İztuzu)

Fotoğraf konusuna geçmeden önce temel malzemeler olan maske, şnorkel ve palet üçlüsünden biraz bahsedelim. A B C adı verilen bu temel malzemeler sualtında keyifli zaman geçirebilmemiz için çok önem taşıyor. Bu nedenle malzemeleri seçme aşaması için bir iki tavsiyede bulunmak istiyorum. Öncelikle yüz yapınıza uyumlu ve nispeten kaliteli bir maske almanızı öneririm. Yüzünüze oturmayan maske bir süre sonra su almaya başlayacak ve suyun altında tüm dikkatinizi dağıtacak, sudan çabuk çıkmak isteyeceksiniz. Maske seçerken yüzünüze maskeyi oturtup nefesinizi çekerek vakumlamasını sağlayın, yüzünüzü tamamen tutuyor ve çıkmamakta ısrar ediyorsa tamamdır. Snorkeling yapacağınız için görüş açısı geniş olan, yani büyük ve geniş camlı maskeleri tercih edin, ne kadar çok şey görürsek o kadar güzel anları yakalarız değil mi? İkinci önerim de ayağınızı yormayacak, çok ağır olmayan bir palet almanız. Ağır paletler bacaklarınız zayıfsa kramp girmesine sebep olabilir ya da çabuk yorulabilirsiniz. Şnorkel tamamen kişiye göre değişen bir konu, bu yüzden net bir öneride bulunamayacağım ama benim tercihim hep valfsiz olan şnorkellerden yana çünkü suyu daha rahat dışarı atabiliyorum. Gelişigüzel alınmış bu üç malzeme ile su altında gezinmek azap olabilir ve daha başlamadan soğuyabilirsiniz bu nedenle dikkatle ve özenle seçmelisiniz. A B C malzememizi kendimize en uyan şekli ile seçtikten sonra çekimlere başlayabiliriz.

P9123331.JPGYazılı Hani / Serranus Scriba    Olympus u-Tough 8010   (Dalyan)

Ben ilk makinamı 2006 yılında bir marketten, Kullan-At diye tabir edilen türden almıştım. Evet, böyle bir işe girişmek için korkunç bir seçim gerçekten de. Birbirinden çöp, sanırım 10-12 tane fotoğraf çekmiştim. O yıllarda sualtı fotoğraf makinası (amatör) henüz ülkemizde yoktu biraz da seçeneksizlikten böyle bir başlangıç yapmak zorunda kalmıştım. Neyse hala bu çamur kalitesinde fotoğraflarımın hepsini saklarım çünkü bana o ilk günkü hevesimi hatırlatıyorlar.

Hypselodoris elegans.jpgDeniz Tavşanı / Hypselodoris Elegans     Olympus u-Tough  (Adrasan)

Sonraları biraz daha bu işlere ilgi artmaya başladıkça ve talep oluştukça bazı markalar amatör kullanıma uygun dijital sualtı fotoğraf makinaları üretmeye başladılar. Türkiye’de bunu ilk yapan Olympus markasıydı ve maalesef her ilk ve tek olan şey gibi oldukça pahalıydı. Maaşımdan hatırı sayılır bir bölümü (yoksa tamamı mıydı?) verip 10 metre derinliğe kadar su geçirmeyen Olympus u-Tough’u büyük neşeyle aldım ama tüm paramı makinaya verdiğim için tatile gidemediğimden asla kullanamadım. Şaka şaka ilk fırsatta soluğu en bi’ sevidiğim Adrasan’da aldım. Bu arada Adrasan sualtı canlılığı açısından oldukça iyi bir lokasyon gitmenizi tavsiye ederim. Böyle bir makine alırken dikkat etmeniz gereken şeylerden ilki derinlik toleransı, eğer büyük serbest dalış rekorlarına imza atmayacaksak 10 metre ideal bir sınır olabilir. İkincisi makinanızın rengi-dış yüzeyi, Olympus u-Tough dış yüzeyi metalik gri ve ayna gibi tasarlanmış bir makineydi ve bu sualtında oldukça fazla yansımaya sebep oluyordu. Bir kovukta kendi halinde dinlenen bir balığa hiç hissettirmeden yaklaşıp çekeceğiniz anda yansımadan ürküp kaçması ile tüm çabanız boşa gidiyor. Sanırım bu benim makine ile ilgili yaşadığım en ciddi problemdi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAGümüş Balıkları / Atherina   Olympus u-Tough  (Adrasan)

Biraz araştırmadan sonra 12 metreye kadar su geçirmeyen ve led ışık eklentisi olan, dış yüzeyi siyah mat olarak tasarlanmış Olympus u-Tough 8010 modeline geçtim. Led ışık benim için önemliydi çünkü kaya içi, kovuk, taş arası gibi yerlerde çekim yapmayı sevdiğim için böyle karanlık alanlarda sıkıntı yaşıyordum.

P7063335.JPGAnemon / Actiniaria   Olympus u-Tough 8010   (Palamutbükü-Datça)

Ben ikinci makinamı aldığım dönemde diğer markalarda ürün çeşitlerine sualtı makinalarını eklediler ve fiyatlar biraz daha makulleşti, sanıyorum şu sıralar 1000-1500 TL vererek bu makinelerden birini edinebiliyorsunuz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERADomates Anemonu   Olympus u-Tough 8010  (Bodrum)

Ben böyle makinelerle su altında vakit geçirirken çok sevdiğim ve benim bu tutkumu çok iyi bilen bir arkadaşım doğum günümde GoPro’mu hediye etti.  GoPro ile çekim yapmak çok farklı bir deneyim oldu benim için. Aksiyon kameralar diye anıldıklarından yola çıkarsak, GoPro ile her şey çok hızlı olup bitiyor olarak da kısaca açıklayabilirim aslında. Bir de ben led ekran eklentisini almadığım için ne çektiğimi görmeden çekmeye alışmam biraz zaman aldı. Odaklamaya, kadraja almaya çalışmadan, doğru anı beklemeden öylece gezinip bir tuşa basmanın bana çok keyif verdiğini söyleyemeyeceğim. Zaten GoPro’nun da böyle bir iddiası yok ve kullanım alanı bu değil aslında. Peki GoPro ile neler yapabiliriz; harika dalış videoları çekebiliriz. Evet bir dijital sualtı fotoğraf makinesi ile asla yapamayacağınız şey de bu. GoPro sarsıntıyı ve titreşimi ne kadar aza indiriyorsa dijital sualtı fotoğraf makinesi de o kadar arttırıyor. Bu yüzden biz fotoğraflarımızı dijital makinamız ile videolarımızı ise aksiyon kameraları ile çekelim ve güzel güzel sonuçlar alalım.

P7052962.JPGTüplü Kurt   Olympus u-Tough  (Palamutbükü-Datça)

Ve GoPro Hero 3 Black Edition modeli ile çektiğim birkaç örnek;

GOPR2053.JPG

Sarpalar…

GOPR2117.JPG

Melanurlar…

HAZIRLIK

Ekipmanımızı aldık, artık sahildeyiz, suya girince maskeyi yüzümüze takmadan önce suyun içinde gözlük camlarımız buğulanmasın diye önce iki cama da tükürüyoruz. Bu kısım biraz itici gelse de hayati önem taşıyor diyebilirim. Tükürüğümüzle camı ovup sonra denize sokup yıkıyoruz ve artık takabiliriz. Maskeyi taktık, şnorkelimizi de takıp açısını ayarlıyoruz, paletlerimiz zaten ayağımızda, ve çekim yapacağımız makinemiz elimizde. Suyun içinde her an boş bulunup elimizden makinemizi inemeyeceğimiz bir derinliğe düşürme ihtimaline karşı bir bilek kayışı ile makinemizi sağlama aldık. Makinemiz açık ve çekime hazır bir şekilde nihayet suya girdik. Önce yüzeyde bir süre dolaşarak keşif yapmak ve gözüme kestirdiğim bir noktaya dalıp biraz etrafa bakınmak benim rutinim olsa da siz dilediğiniz gibi takılabilir gördüğünüz her şeyi fotoğraflayabilirsiniz.

YER SEÇİMİ

Eğer balık, anemon, bitki, deniz kestanesi vs. çekmek istiyorsanız kayalık bölgeleri, zemini mümkün olduğunca taş olan alanları tercih etmelisiniz. Kumda da balık göreceksiniz evet ama kayalık alanlar canlıların yaşam alanı olduğu için her zaman daha hareketlidir.

FOTOĞRAF ÇEKİMİ

Sualtında indikten sonra ağırlık kemeri olmadan orada kalmak, kendini sabitleyip düzgün bir fotoğraf çekmek gerçekten çok zor olabiliyor. Ben genellikle tek elimle bir kayaya tutunup kendimi olabildiğince aşağıya çekip sabitlemeye çalışıyorum, ve sonra doğru anı yakaladığımda deklanşöre basıyorum. Eğer bu yöntemi deneyecekseniz kayayı tutacağınız elinize eldiven takmanızı şiddetle tavsiye ederim. Suyun içerisindeki taşlar, kayalar zaman zaman jilet keskinliğinde olabiliyor ve suyun kaldırma kuvveti sizi tüm ağırlığınızla yukarı çekerken kendinizi aşağıya çekmeye çalıştıkça sıkıca tuttuğunuz taş/kaya ile kendinizi yaralayabilirsiniz. Birkaç yaz önce tüm parmaklarımın ucu kesiklerle dolu olduğu için üstümü bile zor giyindiğim bir dönem olmuştu, bu yüzden eldiven önemli, ihmal etmiyoruz. İlla gidip bir sürü para verip dalış eldiveni almanıza da gerek yok, herhangi bir yapı marketten 3-5 liraya iş ya da bahçe eldiveni alabilirsiniz, gayet iş görecektir.

Fotoğraf çekimi için tüm saatler uygun olsa da en iyi sonuç aldığım saatler; ışığın direkt suyun içinde olduğu sabah saatleri ve balıkların beslenme saatleri olan akşamüzeri saatleri. Siz de kendiniz gözlemleyerek kendinize bir program oluşturabilirsiniz.

Güzel bir anla ne zaman karşılaşacağınız belli olmayacağı için makinanız suya girdiğiniz andan itibaren açık ve çekime hazır olsun. Keşif yaparken bakmak için değil görmek için bakın çünkü bazı balıklar oldukça iyi kamufle edeler kendilerini, bir çok kez yanından geçip gittiğiniz bir taşın aslında ahtapot olduğunu dikkatlice baktığınızda fark edebilirsiniz.

GÜVENLİK

Kendi doğal ortamınızda olmadığınızı hep aklınızda tutun. Evet yıl oldu 2016 ama biz hala suyun altında nefes alamıyoruz buna ben de çok tepkiliyim. Bu nedenle tedbiri elden hiç bırakmıyoruz. Asla yalnız dalış yapmıyoruz. Zamanımızı iyi ayarlıyor kendimizi nefes konusunda riske atmıyoruz; aynı noktaya aynı balık için 25-30 kez dalıp, çıkıp tekrar nefes alıp, tekrar daldığımı biliyorum (yine de çekememiştim). Özellikle taş içi, kovuk, kaya oyukları gibi yerlere girerken çok dikkatli oluyoruz, fotoğrafı çekmenin verdiği heyecanla kafamızı bir yerlere vurup bayılabiliriz ya da bir anlık panikle sağa sola çarpıp kendimizi yaralayabiliriz. Dalmaya başladığınızda göreceksiniz, eğer balık açısından zengin bir bölge ise suyun içi balıkçıların ağ kalıntıları ve olta misinaları ile doludur, bunlara çok dikkat edin, paletiniz, maskeniz, eliniz, kolunuz bu kalıntılara dolanabilir (yaşandı hep bunlar), böyle bir durumda sakin kalıp yavaşça, küçük hareketlerle kendinizi buradan kurtarın.

Çok renkli olan hiçbir canlıya, bitkiye dokunmuyoruz, aslında genel olarak hiç bir canlıyı rahatsız edip huzurlarını kaçırmamalıyız bu yüzden siz iyisi mi dokunmadan uzaktan sevme yoluna gidin.

Son olarak lütfen ama lütfen her zaman sakin olun, panik yapmayın, soğukkanlılığınızı koruyun, gereksiz maceralara atılmayın.

Bu tatsız ama önemli kısımları da konuştuktan sonra su altında bol renkli, eğlenceli dakikalar  diliyorum herkese,  hoşçakalın.

Not: Fotoğrafların hepsi bana aittir ve üzerlerinde herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

4 thoughts

  1. ıslanmanın her türlüsünden imtina eden bendenizi bile heveslendirdi resmen. hele o mükemmel videolarından sonra sana artık ariel demeyi düşünüyorum. (allah kaderini benzetmesin :P)

    Liked by 1 kişi

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s