Joyce DiDonato, Üstelik İstanbul’da

Size bir sır vereyim, düşünce gücümle bazı istediklerimi gerçekleştirebiliyorum. Her şeyi değil, yoksa şimdiye zengindim ve çok istediğim Knoll Saarinen mermer masasından bir tane satın almıştım ama bazı şeylerde güzel tutturuyorum. Örneğin iki yıl önce Juan Diego Florez’i canlı dinlemek için ölürken Borusan sezon açılışını onunla yapmıştı. Söylediği Berlioz aryaları, Verdi encore’u hala kulaklarımda, imzalattığım konser DVD’si koleksiyonumun en değerli parçası. Bu yıl aynı gücümü yine iyi kullanmış olmalıyım ki Borusan yine muhteşem bir hareket yapıp açılış konseri için taptığım efsane Joyce DiDonato’yu getiriyor.

Şaka bir yana elbette düşünce gücümle bir alakası yok, dünyanın en önde giden, en yetenekli ve en çok aranan opera yıldızlarının Borusan gibi işini ciddiye alan bir kurum tarafından seçilmesi hiçbir şekilde sürpriz değil. Özellikle Joyce Didonato gibi sevimli, sempatik ama aynı zamanda müziğine çok bağlı ve ucuzlatmayan zeki bir kadının açılış konseri verecek olması çok büyük bir şans sevgili İstanbullular.

Eğer ki aramızda kendisiyle tanışmamış olanlarımız varsa çok büyük bir hayranı olarak sizi tanıştırma görevini üstleniyorum, umarım kendisinin hakkını verebilirim. Wikipedia tarzı bilgiler vermekten hoşlanmıyorum, herkes kendisi açıp okuyabilir (orijinal içerik adı altında sanatçıların doğum tarihleri ve akademik geçmişlerinden bahsedilmesine olan sinirim bir başka yazıya kalsın).

Kansas doğumlu tipik beyaz Amerikalı olan Joyce Didonato’nun İtalyanlıkla elbet alakası yok, havalı soyadı ilk kocasından miras, opera sahnesinde iyi duracağından olsa gerek Ayşen Gruda gibi sahip çıkmayı tercih etmiş. Sıradışı güzelliği ya da torpili olmayan her operacı gibi yavaş adımlarla ilerlerken klasik primadonna’nın hasta olması ve yedeklerden sahneye çıkıp alevli bir performans sergilemesi ile farkedilmiş, o günden beri basamakları üçer üçer ama sağlam bir şekilde çıkıyor, başarıyı yakaladıkça özgünlüğü güçleniyor. Sıradışı bir mezzosoprano olduğu bu yaşına rağmen Carmen operasında oynamamasından, bir tane bile Habanera, efendime söyleyeyim Chanson Boheme kaydetmemesinden belli; bir fark yaratamayacağım, yeni bir şey söyleyemeyeceğim eserleri icra etmek istemem diyor çünkü. Buradan anlayabilirsiniz ki yorumladığı her eserde kayda değer bir fark yarattı.

Yorumları büyük çeşitliliğe sahip. Baroktaki yetkinliğini öfkeyi konu eden Handel aryalarıyla dolu albümü Furore ve ünlülerin yanında az bilinen barok eserlerin de dolu olduğu Drama Queens albümüyle ispat etti. Romantik Fransız operaları, pek tabii ki Mozart eserleri (kendisinin de rol aldığı Don Giovanni dinlemeye değer), İtalyan bel canto aryaları ve modern operalardan türküler ile söylemediği şey yok diyebiliriz. Ses aralığı da tıpkı kayıtları gibi, kontralto için yazılmış pantolon rolleri bir yana aslen sopranolar için yazılmış Bel raggio lusinghier (Rossini’nin Semiramide operasından) kendi diyaframından su gibi kayarak çıkıyor hiçbir zorlanma olmadan. Yine Rossini’nin ünlü Sevil Berberi halk arasında popülerliğini yakalamasına izin verdi, sahnede kırdığı ayağıyla şova devam etmesi, ertesi günkü gösterime tekerlekli sandalyeyle çıkıp sakatlığın Rosina’nın kapana sıkışmışlık hissiyle uyumlu olabileceğini söylemesi sadece kendisini sempatik bir operacı olarak sevdirmekle kalmadı, müzikte, hele de operada ben diye bir şey olmadığını, iyi bir sanatçının kendi rolü dışında eserin tümünü anlamasının gerektiğini gösterdi.

Hayranlarıyla sıkı bir ilişki kuran Didonato Twitter üzerinden cevaplar yazmakla kalmıyor, opera öğrencisi sevenlerine Youtube üzerinden önerilerde bulunuyor, blogundan mektuplar yazıyor. “Ben de sarışınım sen de, öyleyse birimizin adı Kemal olsun ve sarışın olarak nasıl operacı oluyorsun?” diye soru sorma hatasına düşmüş bir kızcağıza sert sevgi kategorisinden “saçın başınla uğraşacağına şarkı söylemeye çalış a be salak kızım” cevabı benim kendisine tamamen hayran olduğum noktaydı mesela. Duyarları bunlarla da bitmiyor, 11 Eylül saldırıları hakkında hem Amerikalılara hem de Afganlara başsağlığı dileyen 3-5 insandan biri, LGBT hakları konusunda sessiz değil, politikanın tamamen yasak sayıldığı Promlarda bile Kansaslılığına güvenip söylediği Somewhere Over the Rainbow’ı LGBT özgürlüğüne adadı.

Fangirllüğü daha uzatmamak gerek, özetle hem yetenekli, hem zeki, hem duyarlı ve bütün eklenti paketleriyle gelen en son sürüm gibi bir insan. Şimdi ben susayım da kendi icraları konuşsun. Arada yine konuşurum belki, söz vermeyeyim.

Handel’in Serse operasından Crude furie degli orridi abissi, hani Kral Serse kendine ayırmış olduğu kızın başkasıyla nişanlandığını öğreniyor ya, oradaki trajikomik kızgınlık sahnesi. Slayer’dan beri öfkeyi böyle yansıtan görmemişsinizdir.

Bel canto ne idir derseniz işte budur, o tiz seslere kolaylıkla çıkan, ajilitesi kusursuz sese de koloratura diyoruz. Rossini’nin Göldeki Kız operasından. Şansımız varsa İstanbul konserinde söyler.

Evet Strauss söylemekte de iyi, ama bundan da güzeli Ariadne auf Naxos’tan Sein wir wieder gut aryası. Ben bulamadım, bulanlar acil dinlesin.

Fakat 13 Ekim’deki şahane olacağına emin olduğum konsere hazırlanmak için İtalyanca bel canto eserlerine ağırlık verin derim. Rossini’nin o dönemki ilham perisi ve metresi olan Isabella Colbran için bestelediği eserlerin toplandığı albümünden Armida aryaları DiDonato’nun sesinin gücünü ve yorumlarının hassasiyetine tanık olmak için ideal. Şimdi konser için daha hazır hissediyor muyuz? Bence evet, geriye sadece bayıldığımız eserleri söyleyecek mi diye heyecanlanmak kalıyor.

Resim tpr.org’dan alınmıştır.

4 thoughts

  1. Bu arada, bulamamış olanlar için de, isteğiniz üzere, buyrun JDD’den dinleyiniz: “Seien wir wieder gut!”; Ariadne auf Naxos; Richard Strauss

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s