Oda Müziği 101

Oda müziği klasik müziğin en keyifli parçası olsa gerek, tam ideal dozda enstrüman içeriyor. Ne enstrümental parçalar gibi kuru ne de senfoniler gibi eşten dosttan ödünç kulak alıp pür dikkat dinlemeyi gerektiriyor. Tam olarak bir tanımı yok, az sayıda enstrümandan oluşan toplulukların yaptığı müzik deniyor. Az ne kadar az tam olarak bilemiyoruz, senfoni orkestrası olmayacak kadar az diyelim en iyisi. Kimi kaynaklar piyano eşlikli sonatları da (keman ya da klarinet sonatı gibi düşünün) oda müziği olarak kabul ediyor fakat eşlik olan piyano bence ikinci enstrüman sayılmaz. Bu tip sonatlara istisna olarak gösterilebilecek nadir örneklerden biri Beethoven’ın viyolonsel sonatlarıdır, kimileri viyolonsel-piyano sonatı bile der çünkü piyano eşlik olmaktan çıkıp isyankar tavırla kendi ezgisini takip eder. Bu yüzden bugün sonatları geçeceğiz ve yaylı dörtlüleri, piyano beşlileri, klarinet altıları gibi eserleri tanıyacağız.

Oda müziği diğer formlara kıyas yeni sayılır, barok dönemde henüz keşfedilmemişti, klasik dönemde mucidi Haydn ile duyulur oldu. Her dönemin özelliklerini taşıyan ayrı ayrı eserler paylaşmak isterdim fakat maalesef her dönemde popüler olamamış. Chopin gibi takıntılı insanlar sadece piyano için beste yapmaya düşmüş. Buna rağmen yine de onlarca oda müziği eseri var dinlenecek, sizler için seçtiklerim en iyileri ya da en ünlüleri değil benim özellikle dinlemekten zevk aldığım eserler.

Mozart Yaylı Beşlisi – No.4 K516

Mozart’a piyano eserlerinden alışık insanlardan en çok “Bu hiç Mozart’a benzemiyor ama?!” tepkisi alan eserlerden biri. Çünkü bazen Mozart’ın gelmiş geçmiş en iyi besteci olduğunu unutuveriyoruz, her daim neşeli, karanlık ve seksi hatta gizemli olabileceği akıllara gelmeyen bir besteciymiş gibi düşünüyoruz fakat işin aslı dinlenecek çok fazla Mozart eseri var ve uzunca bir zaman ayırıp hepsini dinlemeden Mozart’ı tanımamız imkansız gibi bir şey. O yüzden bu havalı girişli eser sadece oda müziğine değil Mozart’ın bilmediğimiz bir yüzünü de tanımaya başlangıç olsun. Sadece yaylılardan oluşan bir topluluğun böyle doygun bir sese sahip olmasını da Mozart’ın dehasına kanıt olarak kabul edelim.

Beethoven Yaylı Dörtlüsü – No.4

Beethoven’ın yaylı dörtlüleri eleştirmenlerin pek de bayılmadığı, kötü değil de nasıl desem, özel bulmadıkları eserlerdir. Özellikle Opus 18’in içinde yer alan 3, 4 ve 5 numaralı olanlar müzisyenlerin kaydetmeye meraklı oldukları eserler değillerdi, geçtiğimiz yıllarda Allegri Yaylı Dörtlüsü’nün kaydıyla durum değişti, doğru insanın elinde en gösterişsiz müzik bile şahesere dönüşebiliyormuş, hala bilmeyenimiz kaldıysa öğrenmiş oldu. Eğer klasik eserler yorumdan yoruma nasıl değişiyor diye görmek isterseniz atıyorum Jerusalem Yaylı Dörtlüsü’nün kaydını dinleyerek karşılaştırma yapabilirsiniz. Bu videonun aralarında konuşmalar da var, rahatsız edilmeden dinlemek için az utanmazlık yapıp sizi eski bloguma yönlendiriyorum.

Schubert – La Major Piyano Beşlisi “Die Forelle”

Hummel’ın bestelerini çalan bir grup için bestelenmiş bu (dönemine göre, enstrümasyonu nedeniyle) sıradışı olan eser sondan bir önceki bölümün Schubert’in ünlü lied’i Die Forelle’nin (Alabalık) varyasyonlarından oluştuğu için aynı isimli anılıyor. Özellikle piyanoya dikkat ederseniz sağ ve sol elin aynı ezgiyi farklı oktavlardan çalmasından ötürü daha doygun bir sesi farkedeceksiniz, insanda doğrusu tuhaf bir tatmin hissi bırakıyor. Birine oda müziğini ilk defa dinletecek olsam seçimim Schubert olurdu.

Brahms – Sol Minor Piyano Dörtlüsü

Brahms’ın en önemli ve en iyi eserlerinden biri olarak kabul edilen bu müziğin tartışmasız en güzel kısmı da bu dinlediğiniz, Çingene müziği esintili, Macarların kendilerinden dahi büyük övgü almış rondo kısmı olsa gerek. Schoenberg bile beğenisini eser üzerine orkestra için (benim çok da bayılmadığım ama siz dinleyin derim) varyasyonlar besteleyerek göstermiş. Enstrümental müzikten çok sesliliğe geçişte kulağınızı eğitmek istiyorsanız sizler için de ideal bir parça, aynı ezgiyi piyano ve yaylıların karşılıklı atışmalarını yakalamaya çalışarak eğlenirken öğrenebilirsiniz. Ayrıca beğendiğim bir yorumu da Villiers Quartet tarafından kaydedilmiş olanıdır, bulunuz ve dinleyiniz.

Ravel – Fa Major Yaylı Dörtlüsü

Ravel’in bir türlü emin olamadığı, gereksiz yere savunmak zorunda kaldığı bu yaylı dörtlü klasizmin kuralları dışına çıkmadan inanılmaz yenilikçi ve taze bir müzik sunuyor. Ravel olduğunu bilmeden dinlesem Faure derdim (o da Ravel gibi empresyonistlerden biri), sonradan öğrendim ki Ravel zaten Faure’ye adamış bu bestesini. Debussy de sözde demiş ki, “Dostum, bunun bir notasını bile değiştirme sakın”. Anlayacağınız empresyonistler bizim Afili Filintalar gibi birbirlerini pohpohlayan bir ekip, sadece daha iyi eserler veriyorlar.

Elgar – La Minor Piyano Beşlisi

Klasik müziğe herkesten önce başlayıp herkesten sonra bitiren İngiltere’nin bestecileri maalesef kendi ülkeleri dışında pek de popüler değil. Ünlü mezuniyet marşı Pomp and Circumstance’i saymazsak Jacqueline du Pre de olmasa Elgar’ı hiç duymayacaktık. Bu (yine yenilikçi demek istemiyorum ama yapacak şey yok, besteciler bütün ilginç fikirlerini oda müziklerine dökmüşler anlaşılan) piyano beşlisi bir Elgar eseri olmanın bütün özelliklerini taşıyor. İngilizlerden beklenmeyecek şekilde havalı bir beste. En güzeli benim Youtube’da bulamadığım Goldner Quartet ve piyanist Piers Lane’in ortaklığından çıkan kaydı dinlemek. Spotify’da arayınca çıkıyor.

Taneyev – Sol Minor Piyano Beşlisi

Haksız yere ülkesinin sınırları içine mahkum kalmış bir besteci daha, Taneyev. Neyse ki son yıllarda az bilinen Rus besteciler revaçta oldu da Taneyev ve Arenski kayıtlarından kayıt beğenmiyoruz şımarıkça. Tıpkı Medtner gibi Rus peri masalları havası taşıyan besteleriyle Şostakoviç’i bile etkileyen, hatta bu piyano beşlisinin bir bölümü üzerine varyasyonlar besteleten müzisyeni Taneyev’i daha çok dinlemek isteyeceğinize eminim.

Schoenberg – Verklarte Nacht (Piyano Üçlüsü için Aranjman)

Atonalitenin tanrısı Schoenberg bu eseri aslında yaylı altılı için besteledi ama kendim piyano üçlüsü için yapılmış bu aranjmanı daha çok beğeniyorum. Atonal bestelere giriş için ideal bu müziğin bütün kayıtlarının üstüne “Dikkat: İçinizi karartır” diye uyarı koymalılar. Gece karanlıkta yürürken sevgilisine başka bir adamdan hamile olduğu sırrını veren bir kadını anlatan şiirden etkilenen bir eserin ne kadar karanlık olmasını bekliyorsanız o kadar karanlık.

Bloch – Piyano Beşlisi No.1

Eğlenceli kısma geldik. Yahudi bir aileden gelen, İsviçre doğumlu, Portland’da yaşamış, zeki ve çok yetenekli Ernest Bloch’ün harika bir sanatçı olmaması imkansızdı. En güzel bestelerinden biri olarak kabul edilen bir numaralı piyano beşlisi klasik müzik olarak bildiğiniz şeylere göre farklı gelebilir ama bu sizi yıldırmasın, başlardaki gizemli, gergin havası sona doğru agresif ve enerjik bir hale dönerken kendinizi kaptıracağınıza eminim. Belki sabah daha kahvenizi, çayınızı içmemişken değil de akşam dinlemelisiniz. Araba kullanacaksanız uykunuzun gelmeyeceğine garanti veriyorum.

Enescu – Do Major Yaylı Sekizlisi

En sevdiğimi sona sakladım, sekiz yaylı enstrümanın ve dahi bir Romanyalı bestecinin elinden çıkmış aynı temanın bir insanın hissedebileceği her hise hitap edecek şekilde tekrarlandığı bu eser Avusturya-Almanya çıkışlı bestelerden sıkılmış kulaklar için üzerine yeni yağmur yağmış toprak kokusu tazeliğinde. Herkese göre olmadığı doğru ama umarım size göredir. Klasik müziği seviyor fakat Mozart, Haydn gibi bestecilerde aradığınızı bulamıyorsanız en güzeli başka Avrupa ülkelerinden kenarda kalmış bestecilerin mücevherlerini aramak olur. Şatonuzda kayınpederinizden kaçtığınız gecelerde dinleyebilir, gotikliğe gotiklik katabilirsiniz.

Tabii ki oda müziği bunlarla sınırlı değil, başka bir yazıda ele alacağım yaylılar ve piyano dışındaki enstrümanları içerenler sıralarını bekliyorlar. Ayrıca yazıya sığmayan klasik dönemin ünsüz kahramanları Hummel, Onslow ve Dussek gibi bestecilerin piyano beşlileri ihmal edilmemeli. Clara Schumann’ın piyano üçlüsünü unuttuğumu şu an farkettim mesela, siz sakın unutmayın.

Pek iyi, hangi grupları dinleyelim tişörtlerini alalım derseniz kendi sevdiklerimi sayayım sizlere: Yazıda bahsettiğim Goldner Quartet ve piyanist Piers Lane işbirliğinden az bilinen besteler başları dik bir şekilde çıkıyor, Quatuor Ebene empresyonistlerin kolay icra edilemeyen bestelerini kusursuz birer hiç de akademik olmayan yorumla ortaya koyuyor. Borodin Quartet klasiklerden biri, tıpkı sürekli değişen üyeleriyle günümüze gelen Allegri Quartet gibi. Konserler için ülkemizin gururu Borusan Yaylı Dörtlüsü’nü unutmayalım. Bunlar başlangıç için yeterli olacaktır, dinledikçe kendi sevdiklerinizi bulacak ve oda müziği sayesinde gerçek bir senfoni dinleyicisi olmaya bir adım daha yaklaşmış olacaksınız.

Resim wikipedia.org’dan alındı.

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s