Ev Hanımı Tazeliği

Merhaba Ofis Ortamından Birazcık Kaçmak İçin Gizli Gizli Websitelerinde Gezinen Sevgili Okur,

Bugün sizlere, hemen her gün, daha doğrusu akşamüzeri, orada burada / alışveriş merkezlerinde gördüğünüz, fark ettiğiniz halde göz ardı ettiğiniz bir gerçekten söz edeceğim. Başlıyorum;

Bu fark ettiğim şeyin adı: The Ev Hanımı Freshliği. Belki de, Ev Hanımı Tazeliği? Bilemiyorum. Bir süredir çevremde görüp de adlandırmaya çalıştığım şeyin adı bu. Kesinlikle. The Ev Hanımı Freshliği.

EV HANIMI FRESHLİĞİ NEDİR?

Sabahları makul bir saatte kalkmış veya erken bile kalksa çocukları okula / kocayı işe gönderdikten sonra uykusuna devam etmiş, ardından hafif bir kahvaltı esnasında gündemi Yılmaz Özdil’den takip etmiş, üstüne kahvesine bir komşusunu eşliklendirmiş, belki duşunu almış, hafif bir makyaj yapmış, kuaförde saçını şöyle bir fönlettikten sonra arkadaşlarıyla orada burada, kafede / restoranda buluşmuş, çoğu zaman öğünleri birbirine karışmış, geç öğle yemeği yediği için muhtemelen akşamı hafif bir salatayla geçiştirecek kadınlardan söz ediyorum. Suratında hiçbir şekilde yorgunluğun izi bulunmayan, yetişecek “to do list”leri olmaması sebebiyle çatık kaşlardan bağımsız (çatsa da basar botoksu), makyajı maksimum üç saat tazeliğindeki kadınlardan…

OFİS HAYATINDA GERÇEKTE OLAN:

Normal mesai saatlerinde çalışıyorsanız eğer, gün ortasına doğru parlayan burunlara, makyajı katlanmış göz kapaklarına, uçup gitmiş allıklara, dağılmış / akmış göz kalemlerine, sabahki yoğunluğundan eser kalmamış, bir de sigara dumanıyla harmanlanmış parfüm kokularına aşinasınızdır demektir. Bazen aynalardan kaçar, hâlâ sabahki tazeliğinizi koruduğunuzu zannedersiniz. Ne de olsa sabah ofise gelir gelmez masanızda tam teşekküllü makyajınızı yaptınız! Ne zaman ki bir akşamüzeri yolunuz eve yakın bir alışveriş merkezine düşer, yanınızdan ışıl ışıl bir kadın geçer; o zaman fark edilir aradaki fark. Siz, onlar gibi değilsiniz!

Şimdi böyle yazdım diye, aklınıza plaza kadınının bakımsız, fönsüz, toynak gibi tırnaklarla gezdiği gelmesin. Bizzat yakından gözlemliyorum, tüm ofis arkadaşlarımla beraber gerçekten yapabileceğimizin en iyisini yaptığımızı zannediyorum. Fönümüz taze, ojemiz tam, parfümümüz yerinde!

AMA YİNE DE, gün boyu bilgisayara bakmanın, yetersiz uykunun, alakalı alakasız insanlarla iletişimde olmanın bir bedeli var. Ki İstanbul plazalarında çalışan kadınlar olarak, muhtemelen ofis ortamı konusunda, şanslı azınlıktanız. Ama yine de olmuyor, hiçbir şey bize o Ev Hanımı Tazeliği’ni kazandırmıyor.

6afcedd91966e03ed67cef7ba0a400d3

Annem çok uzun süre kırışmadı. Ben kendimi bildim bileli, sivilcesi bile çıkmadı. Ben de annemden gelen genlerin bana verdiği yetkiye dayanarak, uzun süre cilt problemi yaşamayacağımı düşündüm. Ancak gel gör ki; annem de “Ev Hanımı Freşliği” akımından gelmekteydi. Dolayısıyla biz bugün, “annesinin 2.’yi doğurduğu yaşta” olan genç kadınlar, akşama doğru yer çekimine yenik düşen suratlarımız, 30’umuzda bile peşimizi bırakmayan ergenlik aknelerimizle beraber, kariyer basamaklarını tıkır tıkır tırmanma hevesi içerisindeyiz.

Plazalarımız bize dolgun maaşlar, tatlı happy hour anıları, kendimize ait -kiralık da olsa evler ve güzel elbiseler verdi. Sonra karşılığında cildimizin ışığını, göz altlarımızın aydınlığını, saçlarımızın güneşini çaldı.

’70’lerde, ’80’lerde aman da ofis ortamları ne fenaymış, aman da havalandırmasız odalarda herkes ardı ardına sigaralar içermiş. Bunu derken, öyle üstten üstten konuşurken, camları açılmayan plazanın 18. katında fikir beyan ederken, gün boyunca yerdeki halıfleksin içindeki mikropları soluduğunu, ofisteyken ancak filtreli camından alabildiğin gün ışığından yararlandığın tek fırsatın “sigara molaları” olduğunu ne zaman fark edeceksin ey kadın okur!

Hatta gün boyunca teşrikimesai içerisinde bulunduğun tek bitki örtüsünün 2 sene evvel doğum günün şerefine gönderilen orkide olduğunu, en tatlı ofis mutluluklarından birinin kurudu zannettiğin o orkidenin tomurcuğunu gördüğün an yaşadığını ne zaman idrak edeceksin?

Nasıl oldu, plazalarımız bize dolgun maaşlar, perşembeye bağladığımız hafta sonlarında yurt dışı tatilleri, özel sağlık sigortaları ve bireysel emeklilikler verdi. Bir bakmışız, 60’ımızda öğle vakti bir Boğaz kafesinde, yakın birkaç dostumuzla kahvelerimizi yudumlayacağız. Saat 13.15 dedin mi, yan masadaki genç bankacı kızlar hesabı ödeyip kalkacak. Taksi çevirirken içlerinden kıvırcık saçlı olanı, “Ay hiç işe gitmek istemiyorum şu an..” diyecek. Göz göze geleceksiniz.

Görsel 1: Stepford Wives, imdb
Görsel 2: Someecards, Pinterest

4 thoughts

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s