Çantalar ve başka şeyler

Merhaba,

Yayına başladığımız günden beri Mahmut’la ilgili birçok soru geldi, eş-dost hariç birçoğuna şu ana kadar cevap vermemiştik. Vaktimiz olmadığından ya da önemsemediğimizden değil de cevapları çok gerekli bulmadığımızdan aslında, başka bir nedeni yok. Bir sayfa var işte, içinde de yazılar… Neyi beğenirseniz onu okursunuz. Ya da okumazsınız.
Ama ileride de gelebilecek sorulara adres olsun diye bu post buralarda dursun.

  • Nereden çıktı bu Mahmut?

Yazarlar kısmında gördüğünüz hemen herkes daha önce zaten blog yazarıydı. Markaların önünde diz çöktüğü “sosyal medya” diye bir kavram yokken hem de. Hediyeler, lansman davetleri almıyorken de… Ama son yıllarda çeşitli gerekçelerle -iş hayatı, etrafın sosyal medya fenomeninden geçilmemesinin yarattığı iritasyon gibi- herkes yazmaktan nispeten uzaklaşmıştı. Derginin birinde sponsorla 3 günlüğüne gittiği Londra’dan anavatanıymış gibi bahsedip “lokal” öneriler savuran bir yazarımız, sağolsun, ilham kaynağı oldu. 4 yıldır Londra’da yaşayan Derya, artık Atina’nın yerlisi sayılabilecek Ozan, Bodrum’da Aslı, New York’ta Ceren, Paris’te Berna ve Simge dururken neden başka tavsiyelere ihtiyacımız olsundu? İçimizde çevirmen, biliminsanı, reklamcı, şef, editör varken; herkesin ilgi alanları bu kadar farklıyken ve birimizin bildiğini bir diğeri bu kadar merak ediyorken yeniden yazmaya heveslendik. Kimse okumazsa da biz birbirimizi okuruz dedik ve klavyeleri gömdüğümüz yerden çıkardık, kolları sıvadık.

  • Peki, neden “Mahmut”?

Çünkü Zeynep, “ismi Mahmut bile olsa fark etmez, ben yazarım”, dedi. Diğer herkes de Mahmut olsun o zaman deyince karar verildi. Domain sorunu yüzünden başına “the”yı ekledik, hiç yaratıcı değil farkındayız. Ama bu vesileyle Merve’nin de tabiriyle “yüzünü batıya dönmüş ama değerlerinden de kopmamış” bir blog olduk.
Hem Mahmut sevdiğimiz bir isim, babalarımızın, amcalarımızın adı. Neden olmasın?

  • Neden okumanızı öneririz?

En başta kafanız dağılsın diye tabii ki. Belki halihazırda ilgilendiğiniz bir konuya rastlayabilirsiniz, ya da şanslıysanız belki hiç bilmediğiniz bir konu hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Ayrıca burada herkesin işi gücü var, Hemingway edasıyla blogger’lığı meslek edinip daha önce yirmi kere başka mecralarda tanıtılan kalitesiz bir şampuanı, yirmi birinci kere ürünün basın bülteniyle gelen aynı cümleleri çevirerek yazdığımız ve karşılığında bazı minik ayrıcalıklar kazandığımız “profesyonel” bir ortam değil.
Eğer çok toplantılı bir günün öğle yemeği molasında bir şampuanı öneriyorsak, o üründen gerçekten memnun kaldığımız içindir. Bunları yaparken dile özen göstermeye çalışıyoruz, kaynak vermeye dikkat ediyoruz, yabancı dilde yazılmış bir metni üstünkörü çevirip orijinal içerikmişçesine foto galerisi olarak önünüze koymuyoruz.
Ve sevdiğimiz bir büyüğümüzün de dediği gibi: Başı sonu yok ama okunuyor.

  • Mahmut yazarları kime göre, neye göre?

Tabii ki keyfimize göre. Sadece tanıdıklarımız ve sevdiklerimiz; gerek kendilerini gerekse de yazılarını. 12 kişi başladık, sonraki birkaç gün o 12 kişiden de başka öneriler geldi, 20 kişiyle şimdilik Mahmut almayı durdurduk. Ama, herkesin ayrı telden çaldığı bu sayfada siz de yazmak isterseniz, başımızın üzerinde yeriniz var: Konuk Mahmut‘u bunun için yarattık, ilk yazı çok sevdiğimiz mervejustagirl‘den geldi hatta.

  • Yazıların belli bir formatı yok mu?

Hayır yok, herkesin canı ne istiyorsa onu yazıyor. Karakter ya da konu sınırlaması yok. Kaynak vermek, mümkün olduğunca “sen” diye hitap etmemek, “gönül”, “yürek”, “koNbin” gibi tansiyon düşürten sözcükleri kullanmamak gibi hiç konuşulmamış ama kendi kendine oluşuvermiş yazısız kanunlarımız dışında bir kural da yok.

  • Neden okumamalısınız?

Bu konuda anlaşalım: 20 farklı kişi yazıyor, hepsini sevemezsiniz, sevmek zorunda da değilsiniz. Bugün dişinize göre bir yazı bulmuşsunuzdur, ama yarın bulamayabilirsiniz. Bu farkı göstermek için moda blogu edasıyla çantalarımızın  fotoğraflarını çektik. Kimin çantası hangisi, içindekileri masaya simetrik dizen kim, tüm ürünleri dağıtan hangimiz bir önemi yok.
Kafa olarak yakın, birbirini seven insanların bile ne kadar farklı olabileceğini gösteren minik bir sosyal deney olarak bakın: Çantaların dili aynı olmalıydı deyip bu karmakarışık görüntüden rahatsız oluyorsanız; farklı içerik, üslup veya yazar profillerine toleransınız yoksa lütfen usulca sayfayı terk edin.
(Hangisi kimin çantası diye özel olarak merak ederseniz, yorumlarda cevap verebiliriz.)

 

 

13 thoughts

  1. Eski blog günlerinin tadi damagimda tek tek tüm bloglari gezip hayiflanmaktan kurtuldum, tek adreste tüm sevdiklerime ve yeni kesifler yapma sansina kavustum. Mis! Klavyenize saglik. Belkim bir Nürnberg / Almanya yazisi da benden cikar, misafir mahmutluk denemesi yaparim. Bakalim.

    Liked by 2 people

  2. O hafif kurumus da sanki icinde bir saga bir sola salinarak duracagi kocaman bir erimis cikolata kasesi bekleyen portakal; OLDUKCA dikkat cekiciydi gercekten. :) Ama benim yegane tahminim sedergine iceren cantanin, buyuk olasilikla, silgiye ait olabilecegi! (Bir tek onu sahsen taniyor olmam da, bu tahminimde buyuk etken tabii. – Gozlerini deviren saskin ama samimi emoticon.)

    Liked by 1 kişi

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s