Bize esmeyi anlat Ellinotourkika!

“Bu kurak, kırıcı zamanlarda,
Uçucu, içi boş bir mutluluk halinin tam aksi istikametinde yol alırken hafıza,
Varlığımızı canlı kılmak için, dünü yâd eden, aşktan dem vuran bir tutam şarkı,
Taarruz altındaki ruhumuzu teskin etmek için kaya gibi sağlam birkaç söz,
Geçirdiğimiz vakitler, Galata Köprüsü’nde, Pera’da ve Boğaz’da
-Kuzeyden Güneye, Batıdan Doğuya uzanan bu ebedî ve ezelî geçitte-
ve en içten bir temenni, dayanışma, yaşama coşkusu ve dostluk için.”

Vassiliki Papageorgiou

 

Her yıl birkaç günlüğüne bile olsa Heybeliada’ya giden biri olarak, bizim çocukluğumuzdan beri “Papaz Okulu” diye bildiğimiz, açılmasının mı yahut açılmamasının mı milli değerlerimiz için daha hayırlı olacağına bir türlü karar veremeyenlerce Heybeliada Ruhban Okulu olarak adlandırılan o ihtişamlı yere en son ne zaman gittiğimi hatırlayamamak bir süredir canımı sıkıyordu. (Gözümüzün önündeki, elimizin altındaki yerlere gitmeyi hep en sona bırakırız ya, benimki de o hesap. Halbuki bu bina, bir günlüğüne uğradığım bir Avrupa şehrinde olsaydı kapısına dayanmıştım çoktan. Neyse, üşengeçliğimi insan psikolojisinin defolarıyla açıklamaya çalışmayarak konuya geleceğim.) Bu yüzden, yengem 3 Eylül akşamı okul bahçesinde halka açık bir konser olacağını haber verdiğinde epey heyecanlandım.

Vasiliki Papageorgiou’nun, geçtiğimiz yılın Kasım ayında hayatını kaybeden müzisyen eşi Nikiforos Metaxas’a ithaf edilen konseri izlemek için, erken olduğunu tahmin ettiğim bir saatte yola düştüm ama yokuşu nefes nefese tırmanan kalabalığı görünce yeterince erken davranmadığımı anladım. Nitekim, bahçeye dizilmiş plastik sandalyelerin tümü dolu olduğu için, hiç itiraz etmeden çimlere yayılıverdim. Sürekli bağırıp koşuşturan çocuklardan olabildiğince uzağa, tabi (düşüncesiz ebeveynlere hatırlatma: 6 yaşındaki çocuğunuza, çoktan uyumuş olması gereken saatlerde Rembetiko kültürü aşılamaya çalışmayınız).

IMG_0123.jpg

Türk Musikisi Vakfı ve Heybeliada Gönüllüleri Derneği‘nin önayak olduğu konser başlamadan önce dernek adına konuşan, başkan olduğunu tahmin ettiğim beyefendinin söylediğine göre, ülkedeki öngörülemeyen durumlar ve hava şartları nedeniyle Metaxas’ın doğum günü olan 20 Temmuz’dan 3 Eylül’e kadar ertelenip durmuş bu konser. Ben “benim ülkeye dönmemi beklemişler” diye yorumladım, daha hoş oldu. Bolca barış, huzur, dostluk, kardeşlik ve kültürel ortaklık mesajı verildi konuşmada; işin acayibi, hiç de samimiyetsiz laf salatası gibi gelmedi. Tam da bu konuşmanın yapıldığı sırada birdenbire fark ettim sevgili solistimiz Papageorgiou’nun, yıllar önce Grup Gündoğarken ile birlikte Rüzgar’ı seslendiren sanatçı olduğunu! Çok sevindim birden. Biraz umutlandım da içten içe, sözlerini anlamadan eşlik edebildiğim bu tek Yunanca şarkıyı da söyler mi acaba, diye ama konserin konseptini düşününce çok da şans vermedim.

Bu arada öğrendim Papageorgiou’nun yıllardır adada yaşadığını ve merhum eşinin de ömrünün son on yılını, hayalini kurduğu şekilde adada geçirdiğini. Murat Bardakçı’nın* deyişiyle “ünlü olmayıp çok önemli olan müzisyen Niko”, Bosphorus Topluluğu’nu kurmanın yanı sıra, Bizans döneminden bu yana Türk – Yunan müziği ortaklığı üzerine çalışmalar yapmış bir zat imiş. Türk – Yunan müziği ortaklığı derken, Anadolu aşıkları ve Rum ezgilerinin iç içe geçişinden, beraberliğinden bahsediyorum. Konserin adı olan Ellinotourkika da bunu ifade ediyor; ve bu isimde bir de albüm mevcut.

IMG_0140.jpg

IMG_0126.jpg

Sesine halihazırda hayran olduğum Papageorgiou’nun bir Kulak Verdim Dört Köşeyi Dinledim türküsünü söyleyişi vardı ki, Karacaoğlan yattığı yerden kendisini alkışlıyor olabilir. Ben de Karacaoğlan’ı alkışlıyorum, çünkü şu sözler alkışı hak ediyor: “Bu dünyada sevdiğine sarılan dost / Ahirette sorgu sual yoğumuş”. (Yandık sizin anlayacağınız, daha çekeceğimiz var demek ki.)

Grubuyla birlikte, bir kısmının sözlerini kendisinin yazdığı pek çok Yünanca şarkı ve Türk halk türküsü seslendiren Papageorgiou’nun sürprizi ise Grup Gündoğarken’i çağırmış olmasıydı (tahmin edilebileceği üzere, sadece yeğenler misafir olabilmiş konsere). Beraber çalıştıkları İstanbul-Atina-İstanbul albümünden birkaç şarkı söylediler beraber. Telefonumun pili aniden bitmeye karar verdiği için kaydedemedim ne yazık ki, ama canım Rüzgar’ı canlı dinlemiş olmanın anısı hep bende kalacak. Okumanın anısı da sizde kalsın…

* Nikiforos Metaxas hakkında detaylı bilgi ve çeşitli yazılar için bkz: “Adalı” dergi, Temmuz 2016 

İlk fotoğraf: Radikal‘den alınmış olup, konser gecesine ait fotoğraflar yazara aittir.

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

One thought

  1. nasıl kıskandım seni Şulecim, iyi ki gittin, keşke ben de gelebilseydim de seninle orada tanışmış olsaydık. bi gün beraber gidelim Heybeli’ye, sana Luz Cafe’de kahve ısmarlarım :)

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s