“Sigarayı bıraktım” demek için 3 gün beklememek

5 yıldır içtiğim sigarayı bıraktım. Sigaraya başlayışımın, daha doğrusu paket taşımaya ve doktorlar sorduğunda utançtan hafif alçalan bir sesle “evet içiyorum” demeye başlayışımın ibretlik ya da ilginç bir hikayesi olmadığı için, bırakışımı paylaşayım istedim. Yıllarca akciğerlerine asfalt döşeyen kendisi değilmiş gibi, sigarasız geçirdiği ilk günden itibaren “çok zararlı mok zararlı” diye kafa ütüleyenlerden olmayacağım; bunun hiç işe yaramadığını, içine margarin tıkıştırılmış damarların başrolü oynadığı kamu spotlarından biliyoruz zaten… Lakin bu yazıyla insanlığa bir faydam da olursa ne mutlu bana.

Sigaraya başlamamda gerçekten ilginç bir taraf yok: Friends’teki Rachel’ı andırır şekilde, şirketin “temiz hava alma” molalarında başladım bu illete. Biliyorsunuz hiçbir şirket çalışanlarının sigara içmesini açıktan desteklemez; ancak sigara içmek zorunda olmak gibi geçerli (!) bir nedeniniz yoksa saat başı açık havaya taşınmanız ya kaytardığınız, ya da dedikodu yaptığınız manasına gelir… Neyse. Ayda yılda bir karşısına çıktıkça bir karanfilli sigara içen birinden; otlakçılığı kendine yediremediği ve zaten aromalı olmayan sigaraları ayık kafayla içemediği için paket taşıyan birine evrildim hızla. Bir molada üç sigara yutan zincir içicilerden olmadım, günde bir paket de bitirmedim hiç ama istikrarlı bir içiciydim. Ta ki Gana’ya gidip, son haftalarımda sigarasız kalana kadar. Çakmağın bile markette satılmadığı bir yerde mentollü sigara bulmak imkansız olduğundan ve sigara içmek için bile kapının önüne çıkmak, boğucu sıcağa karşı izolasyon istediğinden, bir süre içmeyiverdim. Türkiye’ye dönünce de, hiç bırakmamışım gibi devam ettim içmeye.

Çünkü zaten bırakmaya hiç niyetlenmemiştim.


Screen Shot 2016-09-16 at 12.35.56.pngAllen Carr’ın “Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu” kitabını, arkadaşlarının tavsiyesiyle okumaya başlayan kuzenimden öğrendim. Kindle’a attım ve epeyce bekledi o kitap; sonra bir gün, yine yurtdışında sigarasız kalmış ve onlarca avroyu sigaraya harcamaya içim elvermediği için tütün sarmaya terfi etmişken aklıma geldi kitap, okumaya başladım. Kitapla ilgili yazacaklarımı okurken kafanızda bana dair birkaç nokta olması faydalı olur:

1. Bir kitap okuyup / bir film izleyip hayatın değişeceğine inanmam.

2. Kişisel gelişim kitaplarına prim vermem, kendileriyle her fırsatta dalga geçerim.

3. İnanmadığım ama başkalarının gerçekliğinde direttiği şeyleri sırf “belki bir bilmediğim vardır, ben haksızımdır” diye denerim, adetimdir. Şimdiye dek haksız çıkmadım. (Bahçeşehir’deki o şarlatan medyuma verdiğim 100 liraya hala biraz üzülüyorum.)

Allen Carr’ın kitabını okumaya başladığımda kafamda sigarayı kesin olarak bırakma gibi bir niyet yoktu doğrusu. Yine de “bakın, kitap nasıl da işe yaramadı nanik naniiiik” deme hevesinde olduğum sanılmasın. Ruh halim daha çok “daha da zehirlenmeden bıraksam iyi olur aslında, elime de yakışmıyor meret, boşuna para harcıyorum, hoşlandığım insanlar genelde sigara içmiyor zaten, bu kadar insanın bir bildiği olabilir, deneyelim bakalım bir şey kaybetmeyiz” dolaylarındaydı. Bu sonuncusu özellikle önemli ve kitapta da bundan bahsediliyor: Sonuçta en kötü ihtimal sigara içmeye devam etmek olduğuna göre, bırakmayı denememeyi seçmek bayağı anlamsız (hoşlandığınız insanların tepkisine ise bel bağlamayın, benden söylemesi).

Yazının bu noktasından itibaren kitapla ilgili söyleyeceğim şeyler spoiler içerebilir. Ancak bunun hiçbir önemi yok, çünkü kitabın amacı belli, içinde ne yazdığını da hepimiz biliyoruz aslında. Sigarayı bıraktırma amacı güden bir kitabın, size sigarayla ilgili şimdiye kadar hiç rastlamadığınız çarpıcı açıklamalar ve şok edici pozlar sunmasını bekliyorsanız, şimdiden gidip goodreads‘te kitaba 1-2 yıldız verenler kervanına katılabilirsiniz (tek amacı kapağında yazan bir kitaba, bu tek amaca ulaşmasına rağmen düşük not vermek basbayağı kötü niyetlilik bu arada. “20 yıldır içtiğim sigarayı bıraktım” diye yorum yazan meczuba sormak isterdim, kitabı hangi edebi şaheserle karşılaştırdığı için elinin 2 yıldıza gittiğini…)

Yaklaşık yüzde otuzunu ilk oturuşta bitirdiğim bu kitabın bir aldatmaca olduğunu düşündüm başta, itiraf ediyorum. Çünkü yazar yeni hiçbir şey söylemiyor, ama bunları söylemeyeceğinden bahsederek sayfaları dolduruyordu; “size akciğer kanserinin en önemli sebebinin sigara olduğunu söylemeyeceğim, çünkü bunu zaten biliyorsunuz” gibi. Bir şeyi birkaç defa duymak bende alerji yarattığı için kitabı birkaç gün kenara attım, ama sonra belkibirbildiğivardır’cılığım baskın çıktı ve devam ettim. Şundan emin olabilirsiniz: Kitap gerçekten yeni hiçbir şey söylemiyor. Hatta halihazırda tiryakiyseniz, kitabı okuduğunuz süre boyunca sigara içmeye devam etmeniz önerildiği için sigara üstüne sigara yakıyorsunuz; çünkü insana sigaranın bahsinden ve görüntüsünden daha çok sigara içiren bir şey yok (sigaraya karşı hazırlanan kamu spotlarında bir süredir sigara görmeyişimizin nedeni de bu olsa gerek).

Kitaptaki tekrarların hipnoza benzer bir etkisi olduğunu okumaya devam ettikçe anladım. Sigara içerken kendimi “aslında bunun tadı gerçekten kötü ya” diye, “hakikaten de zevk için içmiyoruz bunu, sırf alışkanlık” diye düşünürken yakalamaya başladım. Hatta arada sigara içmediğim günlerin olduğunu hatırlayarak, nikotin bağımlılığından ziyade el alışkanlığının kölesi olduğuma hükmettim.

Kitabı bitirirken Carr “artık kesin karar verdiyseniz son sigaranızı yalnız başınıza ve sakin sakin için” dedi, ben kendimi hiç hazır hissetmediğim için sırf o gece üç sigara içtim. İnatçı biri olduğumu bilmeme rağmen, bu kadar insanda işe yarayan bir kitabın bana etki etmeyişine de bozuldum açıkçası. Ancak, ertesi sabah kalktığımda ağzımdaki çöp tadından, şimdiye kadar olduğumdan çok daha fazla rahatsız oldum ve son sigaram olduğunu bildiğim mereti söndürmek için epey sabırsızlandım.

“Hayatınızın bir anda güzelleşeceğini düşünmeyin” diyen Carr’a katılıyorum; böyle bir aydınlanma anı beklemek, 18 yaşına uyandığınız sabah ebeveynlerinizin size birdenbire yetişkin gibi davranaklarını ummak kadar nafile… Bir mucize vuku bulmuyor. Birdenbire acayip dinç, sağlıklı bulmuyorsunuz kendinizi; motivasyonel poster mankeni gibi kırlarda kollarınız açık koşturmuyorsunuz. Ama güçlü hissediyorsunuz. Muktedir olduğunuzu, bedeniniz üstünde kontrolün sizde olduğunu düşünüyorsunuz. Bunlar da epey yeterli.

Sırf ne kadar zamandır sigara içmediğimi ve böylece ne kadar paranın cebimde kaldığını (ya da kendime hediye alacak ne kadar param olduğunu) göreyim diye indirdiğim kick.it uygulamasına göre bu yazıyı yazmaya başladığım gün olan dün itibariyle 4,5 lira kardayım. Şu an ise tam iki gün oldu; yani ciğerlerim şimdiden bir paket ekside. Bu yazıya görsel ararken karşıma çıkan sigara bırakmakla ilgili mizahı bile başka bir şekilde algıladığımı hissediyorum.

Bu iki gün içinde aklıma sigaranın hiç gelmediğini söylersem yalan olur. Ne de olsa 5 yıllık alışkanlık kolay kaybedilmiyor. Bununla ilgili olarak Carr’ın bence en anlamlı tavsiyelerinden biri, sigarayı düşünmemeye çalışmayı bırakmak. “Her gece yatmadan yüzde doksan sigara düşünürüm” diyor Carr, “ve o pislikten kurtulduğum için ne kadar şanslı olduğumu.” Benim için de durum böyle. Sabah kahvesinin ya da akşam rakısının yanında sigaranın aklıma gelmemesi imkansızdı elbette ama o sigarayı içme ihtiyacı hissetmediysem, “bıraktım” demek için 3 gün, 3 hafta ya da 3 ayı beklememe gerek yok.

Ben sigarayı bıraktım. Ne derece inatçı olduğumu asıl bundan sonra göreceğiz.

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

13 thoughts

  1. Bu adamın adını hep duyarım, ama sigarayı bırakmak için bu tür kitaplara bel bağlamayı hep zayıflık olarak gördüm. Çünkü muhteşem irademle tabii ki istediğim zaman sigarayı bırakabilirdim. (Bırakamadım.) Şimdi ilk kez bu kitabı edinme konusunda gaza geldim. Benim tek korkum, sigara bırakma sonrası alınan kilolar. Allen Carr bu konuyla ilgili de bir şeyler söylüyor mu?

    Beğen

    1. “Almazsiniz diyemem, ama almamak elinizde” diyor kisaca. Diyetisyen benzeri bir egitimi olmadigi icin fazla konusmuyor bu hususta ama “zaten sigara icmeyince nefesiniz filan acilacak, spor yapmak daha keyifli hale gelecek” filan diyor. Benim sahsi tecrubem ise, aksine 1 haftada 800 gram verdigim icin gayet olumlu :))

      >

      Beğen

  2. Sigarayı bıraktığımda vicks burun açıcı inhaler kullanmıştım bir süre. Biliyorum çok saçma ama işe yaramıştı. Özellikle sadece bir sigaracık daha içeceğim hepsi bu. En son son sigaram olacak, yalanlarını kendime söylemeye başladığımda bir fırt inhaller beni sakinleştiriyordu. Tabii abartmadan kullandımı da söyleyeyim.

    Beğen

    1. Burun spreylerinin uzun süre kullanılması önerilmiyor ama siz abartmadıysanız zaten problem yok. Bence herkes, işine yarayan her yöntemi deneyebilir – tabi başka bir bağımlılık ya da sorun edinmediği sürece…

      Beğen

  3. Sigarayı ilk önce hamilelik dönemlerinde bıraktım emzirme dönemlerinde hiç içmedim,sonra tekrar başladım,üstüne 6 yıl,4 yıl 1 yıl 3 ay bıraktım her defasında geri başladım ben bile kendimden sıkıldım başla bırak şu an 47 yaşındayım ve karar verdim 60 na kadar bırakıyorum.bu gün ikinci gün,kilo almıyorum yemek yiyemiyorum içimde atam bombaları patlıyor

    Beğen

    1. Yorumunuzu geç görmüşüm. Umarım tekrar başlamamışsınızdır; yazıda da dediğim gibi sırf sigarayı bırakabildim diye “ıyy, siz neden hala içiyorsunuz?” deme hakkını kendimde bulmuyorum. Kimi insan bırakması gerektiğini biliyor ama içinden gelmiyor bırakmak, bunu da anlıyorum. İtiraf etmeliyim ki ben bu yazıyı yazdıktan sonra birkaç kez, özellikle de içki eşliğinde sigara içtim. Daha yakar yakmaz “bu ne ya?” dedim ve bıraktım çoğunlukla yarısında, ama hiçbir zaman ertesi sabah kalkıp sigara yakmak istemedim. O yüzden, sigaraya bir kez başlayınca o alışkanlığın maalesef edinildiğini yakinen biliyorum, bi kere telefonunuzu verdiğiniz için yıllarca sms almaya devam ettiğiniz uyuz markalar gibi sigara :(

      Beğen

  4. Merhabalar. Ben yaklasik 15 yildir bu mereti içiyordum. Lise yillarimda basladigim sigara serüvenine artik son verme karari aldim. Bunun icin kullandığım formül ramazan ayında bulundugumuz için buna son verme istegi oldu. Su an ramazan ayinin 12.nci gunu ve agzima sürmedim. Ara ara yokluk hissediyorum fakat bunu bastirabiliyorum. Zaten gunduzleri oruç geceleri de biraz sıkınca sorun kalmiyor. Yalnız sunu soylemeliyim burnum o kadar keskinlesti ki her kokuyu aliyorum muhtesem! Cesitli sebepler olabilir ancak eger sonunda kurtulduysaniz her formül kendi capinda etkili olacaktir. Bu formülü oruçla bırakmayı deneyin derim. Sağlıklı yaşamlar..

    Beğen

    1. Ne güzel söylemişsiniz; eğer sonunda kurtulduysanız her formül etkili olabilir. Benim için kitao yeterli oldu, hala içmiyorum. Sizin için de oruç işe yaradıysa ne mutlu, umarım kalıcı bir bırakış olur.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s