Millenials, kurtarıcılarımıs

Y kuşağı ve şimdi bundan da bıkıldığı için yavaş yavaş telaffuz edilmeye başlanan Z kuşağı, bizim olmak isteyip de olamadığımız her şey olarak bolca övülüyor. Bu pek yeni de değil, sanırım 5-10 yıl filan olmuştur? Y kuşağının yaşı biraz karışık, 15-35 gibi dev aralıklar görüyorum bazen. Z kuşağı ise iyice muamma, sanırım okumayı söktükleri için hepsi kahramanımız. Şaka şaka, okulları bile bitiriyo hepsi.

Tabii ki istikbal göklerde, güvencemiz gençlerdedir; buna bir itirazım yok. Tercihen boynuz kulağı geçsin zaten. Hele ki ben de ucundan kıyısından Y kuşağı iken.

AMA. AMA. AMA.

İşim sebebiyle o kadar çok “herkeslerden bambaşka bu yeni kuşağı anlıyor muyuz, ne istiyolar, AMAN TANRIM PEKİ NE İSTEMİYOLAR?” içeriğine maruz kaldım ki tahammülüm azaldı. Buraya, büyük bir keyifle balonları patlatmaya geldim. Mahmuting bunun için var.

cdm7vwvwaaaomls
Konu hostesimiz olarak Maggy BerLoon seçildi; çünkü ben makyajsızım.

Gençlerin analize değer olması yeni bir şey değil; kuşak farkından ibaret bir açıklaması var. Gelecekteki müstakbel tüketicilerinizi anlamalısınız, yok efendim yeni nesil refahımıza yön verecek falan filan. Dediğim gibi, hiçbiri yeni değil. 20. yüzyıl da sağolsun, dünya savaşlarıymış, şahlanan teknolojiymiş, bu tür kuşak farklarını iyice sivriltti. Kuşak farkı artık ebeveyn-çocuk değil, kardeşler arasında dahi oluyor. Liseyi facebook varken okumak veya okumamak, gibi. Bunlara da tamam.

AMA. AMA. AMA.

Peki, sırayla gidelim. Başlamadan önce bir kez daha netleştireyim: Benim derdim bu kuşağın üyeleri değil, etraflarına itinayla örülen pazarlama ağı. Millenial övme is the new black, kısacası. Her trend gibi bunda da ilk övenin sonra ilk döven olacağına gönülden inanarak, bileylediğim iğnemle balonlara dalıyorum :

share-mangostock-sstock
keşke daha uzun bi kelime olsaydı da kardeşçe paylaşılsaydı.

Y kuşağı ev, araba almak istemiyor; paylaşma ekonomisi, kiralama vb hizmetler büyüyor çünkü onlar için önemli olan şey deneyim! Y kuşağı salt deneyim arıyorsa Apple imparatorluğu nasıl kuruldu? Benim de dahil olduğum bu kuşak, (birkaç sektör hariç) öncekilere göre çok daha az kazanıyor ve daha borçlu. Birikimi yok, çoğu zaman ailesinin olan birikimi de ona harcanmış. Üniversite mezununun  iş bulma zorluğunu veya aldığı maaşın alım gücünü kıyaslamak, öğrenim kredisi borçları, kredi kartları vb yükleri düşünmek yeter. Haliyle, harcanabilir geliri olsa da, geriye biriktirilebilir para pek kalmıyor. Bir de tabii ev ve araba tüketim değil zaten, yatırım.  Eh, yatırım yapma şansı önceki kuşaklara göre çok daha geç geçiyor elimize. Evet, krediyle alabiliriz; ama iş ve gelir güvencesi çok daha azken borçlanmak da anlamlı değil haliyle. Özetle, araba almayıp kiralıyorsak sebebi deneyim arayışı veya idealler değil. Araba, yatırımdan çıkıp kısa süreli tüketim nesnesine dönüşüyor, o kadar. Gerçek bir deneyim arayan Y kuşağı varsa, Nokia 3310 kullanmaya davet ediyorum. Data paketi masrafı da olmaz hem.

millennials20the20soul20searching20travel20generation
Deneyim o kadar önemli ki fondaki tapınak flu çekilmiş.

Tamam ama bak işte, konsere, gezmeye ev sahibi olmaktan daha fazla önem veriyor demek ki. Anası babası böyle miydi? Yani tüketime, tasarruf ve yatırımdan daha çok önem veriyor veya bunları daha ulaşılabilir görüyor. Hatta ilerlersek, tasarruf yapmayı beceremiyor, belki de. Kaldı ki, adını deneyimlemek koymak ne olduğunu değiştirmiyor: tüketim sabit. Tüketiminde mal-hizmet dengesinin bir üst kuşakla farklı olmasının sebebi de İNANILMAZ AMA bahsi geçen kişilerin genç olması. Kendilerinin eline bakan (“dependent”) kimse yok, hatta birçoğunun sabit gideri (kira, taksit, fatura vs) bile yok henüz. Benzer bir şeyi sağlıklı yaşlananlarda da görüyoruz: ellerine bakan kimse yoksa EMEKLİLİK HAYALLERİ kapsamında tatile gidiyorlar ama pek fotojenik değiller sanırım; çünkü henüz silver generation kitapları türemedi. Gençler tabii ki gezebildikleri kadar gezsin de Istanbul’dan Hindistan’a gitmek uçaksız da mümkündü, Sultanahmet’ten otobüs kalkıyor malum. Deneyim gibi deneyim.

Kendi evine çıkma konusunda da  bizim kuşak ziyadesiyle çekingen, son ana kadar ana-baba evinde oturuyor ki masraf olmasın. Ay pardon, aile sıcaklığını deneyimlesin. Yeni mezun maaşı bir kira kadarken tek başına eve çıkabilen  pek yok haliyle. Gözünü karartıp çıkan da ev arkadaşıyla çıkıyor; ama hadi biz yine de bunlar hep ev arkadaşlığı deneyimi arayışıymış gibi davranalım. (Bu noktada, yurtdışından çeviri makaleleri Türkiye’ye uydurmaya çalışanlara not: yurtdışında eşyalı ev kiralamak çok kolay, hatta ev satın alınca bile beyaz eşyası da geliyor çoğu zaman. Yani bomboş eve eşya düzmek, bilmemkaç taksitle borçlanmak vs dertler yok. Yeni mezun T.C gençliğinin maliyetlerini daha gerçekçi tanıyalım, mersiiiğ.)

fomo-millennials-value-experiences
Acaba sahneden nasıl görünüyor? hiç bilemeyeceğim…………….

Tamam ama niye konser ve seyahat mesela? gidip kıyafet almıyor di mi yani, ki alabilir o da ucuz artık? Çünkü eksik kalamıyor, eh bi de iyi vakit geçiriyor. Yeni lüks, tam da bu konser-seyahat işleri. Ucuz değiller. Çok iyi planlarsanız ucuza gelebilir tabii; ama o kadar planlamayla da anca seçerek tüketebilirsiniz. YOLO da FOMO da bu kuşağın lafları: geri kalma korkusu sebebiyle kaşıntı basıyor birçoğumuza. Üst üste 20 t-shirt giyemezsiniz ama 20 konsere gidebilirsiniz. Ücretsiz ama sadece bilenin gittiği  veya sınırlı davetli alan etkinlikler azınlıkta olduğundan onları hariç tutuyorum. Tüketimin hızının artmış olması ve düzenli olarak arşivlenip (elaleme) raporlanması da kenarda dursun.

westwing-kinfolk-preview
6 kişilik bu sofrayı kişi başı birer dilim ekmek ve toplamda 1,5 incir için kurduk.

Ama evde toplaşmacalar da artmış diyolar, kaliteli zaman geçirmeç filan: Bir diğer hızla yükselen tüketim alanı da Slow Living oldu mesela. Buna övgüler düzen dergilerde dekor, hep minimalist ama bir asgari maaş ederinde el işi tasarım eşyalarla şekilleniyor niyeyse. Arkadaşımızı, tarafımızdan toplanmış ve kurutulmuş adaçayını içmeye davet ediyoruz. Çok hoş bir deneyim sahiden; ama niyeyse tasarım fincanlarla olmazsa tadı çıkmıyor. Sevgilimizle mutfakta birlikte yemek yapıyoruz; ama yemek Le Creuset seti ile pişmezse kaşıntı döküyoruz. Deneyim işte. Gerçekte nasıl yaşandığından bağımsız olarak, dekora yedirilmiş lüksler ile güçlenen yeni tüketim araçları. Bu da tabii ki gayet sıradan bir durum; benim takıldığım bundan fal bakmacalar.

2014-09-11-aplpresentingshoe
Çok zıplatan ayakkabı yapıp patentini almışlar ki başka yaşıtları çok zıplatan ayakkabı yapamasın. Hani paylaşım? Üzdü.

Katılmıyorum.  Bir kere Y kuşağı teknolojiyi üretken şekilde kullanıyor. Birçoğu eski kuşaklardan çok daha girişimci, erken yaşta kendi işini kuran çok var aralarında: 14 yaşındayken şirketlere websitesi tasarlayıp aldığı parayla bize dondurma ısmarlayan arkadaşım adına, bu doğru olabiliyor evet. Bazen. Belli sektörlerde. Girişimci ruhu veya dehasıyla fark yaratan 1 kişiye karşılık 100 kişi de bildiğimiz, düz, sıkıcı işleri arıyor. En az kendi kadar birikimli insanlarla, kendini bir gram bile özel hissetmeden, tükenmişlik hissi içinde rekabet ediyor. Başarı hikayeleri dinlemek, 17 mülakattan sonra hayır cevabı aldığı için ağlayarak evine dönen yeni mezun hikayelerinden daha çekici, kabul ediyorum. Yine de Y-Z kuşağının çoğunun hayattan beklentilerini şekillendiren ikincisi oluyor işte. Belki de hepsi girişimci İKcılar olmalı ve kuşakdaşlarına harika işler bulmalılar. YOKSA BU YENİ NESİL BİR İK ŞİRKETİ FİKRİ Mİ DERYİK? tamam sustum.

shutterstock_193500623-2-1000x576
Kesin birbirleriyle mesajlaşıyorlar.

Aaa aksine fırsatları daha çok; çünkü bilgiye ve insanlara erişimleri arttı: İnsanlara erişim arttı, evet. Bilgiye erişim ise bambaşka, fazla uzun bir konu. Wikipedia ile tez yazabilirsiniz; ama bilginin bolluğu, düzgün filtrelendiği veya hepsinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Bir şekilde elde edilmiş verinin doğru analiz edilip edilmediği gibi (bence kutsal) konular da ayrıca fazlasıyla hassas. Bu yüzden, yeni kuşağın akademik hayatta daha zorlandığını düşünüyorum (çok kişisel gözlemim); çünkü bilgi aha da orada ve o da erişmiş işte? BENCE SİZ BİLMİYOSUNUZ HOCAM İNTERNETTE VAR BU itirazı yüzünden deliren, üstelik öyle yaşlı filan da değil, benimle yaşıt akademisyen arkadaşlarım var. Arama sonuçları bilgi değil, malum. Bilginin kolay erişilebilir olduğu sanrısı insanı anca tembelleştiriyor. Hata yapmayı öğrenmenin bir parçası olarak görebilmek için, herhangi bir gencin, etraflarına örülen bu “dijital nesil: allahın bir lütfu” sanrısından çıkabilmesi gerekiyor sadece.

*

Eveeeet. İçimi döktüm, şimdi daha sakinim.

Sanırım tüketim ve harcama gibi gayet iktisadi konuların OMG YENİ NESİL ÇOK TATLIII VE BAKIN NELER YAPIYOR ile paketlenmesi *azıcık* sinirime dokunuyor. Her kuşak, öncekiler ve sonrakiler gibi. Bence aksine giderek aynılaşıyoruz, hatta. Gençliğin o geçici coşkusundan bir şeyler yaratma ihtiyacını hissediyoruz. Dünyayı değiştirme hayalleri, kendini kurtarma çabasına evriliyor. I had dreams, then life happened. Artık daha da hızlı happened. Bu bence bir yenilgi değil.

Herkes tavuskuşu olmak istiyor diye güvercin çirkin bir kuş olmuyor. Tavuskuşlarını övenlerin ertesi gün aynı hızla, “canım bunlar da iki tane renkli tüyleri var diye hemen de NE BU HAVALAR SALAK HAYVAN” demesi, bence asla değişmeyen, o pek bi dönek tutarsızlığımızın kanıtı. Sevgili İngilterecim mesela, bu boklama kısmına geçti bile: efendim milleniallar çok övülmüşler ve böylece tembelliğe alışmışlar, çalışmaya gocunuyolarmış falan feşmekan.

Bu kuşağın bir üyesi olarak, yaşı benden küçüklere anca tüm bu övgülere karşı gerçeklikle bağlarını yitirmemeleri için tasarruf tavsiyesi verebilirim sanırım. İşvereniniz SGK priminizi kimbilir nasıl yatırırken, yaşamanız gerektiği pompalanan deneyimlerden birinde sakatlanırsanız düzgün bir sağlık sigortanız olsun, mesela. Artırabilirseniz iki kuruş artırıp biriktirmeye çalışın, mesela. Sağlığınız iyi olursa, deneyimlerinizi 40 yaşınızdan sonra hayat yokmuş gibi aceleyle yaşamaya çalışmaz, 80inizde bile gezebilir olursunuz. Kitabı bile yazılan bu mükemmel kuşak tarifleriyle kendini kıyaslayan her gence de SAĞLIĞINIZA diyorum: pabucunuzu dama atmaya çalıştıklarında birlikte güleriz.

Kaygılarımız, kaçırdıklarımız ve başardıklarımız şerefine.

fotoğraflar: gavinadams, twitter, pinterest, energyts, millenium marketing, tts, huffington post

special thanks to: aklımda olup da üşendiğim bu yazıyı, çok haklı isyanıyla hızlandıran mortifera.

Save

Save

Save

Save

Save

5 thoughts

  1. harika. bilgiye erişim konusunda: bilgiye erişebilmenin değil erişilen bilgiyi kullanabilmenin ödüllendirilmesi gereken bir çağdayız. ama takdir mekanizmaları gelişim hachette ansiklopedilerinin olduğu yıllara ait olan mekanizmalar olarak kalmış durumda. okullarda kafayı kullanmanın önemi asla gösterilmiyor. internet bağlantısına sahip olduğu için kendini x konusunda bilgili zanneden insanlarla çevriliyiz.

    ikinci konu da bu “ev yapımı” bilmemneleri tasarım zamazingolar eşliğinde tüketmek ve buna organik, sustainable, doğal yaşam, hassas osuruk filan gibi isimler takmak. hayır. sadece evde pahalı kinfolkçuluk oynamak bu.

    Liked by 3 people

    1. bi de devaminda “post-millennial”lar geliyor. o grup 3-5 sene sonra is hayatina atildiginda gercekten gozlerden yas getirecek. onlarin hangi muthis ozelligini ovup nasil seyler pazarlayacaklar acaba?

      Liked by 1 kişi

  2. oh. içimin erimiş yağlarını masanın altına doğru ittirirken, şuracığa; bir de -geçenlerde theguardian’ın da telaffuz ettiği- suspended adulthood kavramı bırakıyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s