80’ler koca bir disko topu mu gerçekten?

80’lere dair anılarım bulanık, en fazla gittiğim kreşten bahsedebilirim, 90’ları ise yaşanmamış saymayı tercih ederim. Boğucu bir ergenliğe giriş işte; çok zayıf olduğum için özendiğim skinny jean’ler bende boyfriend jean gibi duruyordu, garson boy diye bir çirkinlik vardı, 80’lerden devreden ışıltı ve şaşaaya da yaşım yetmiyordu. Ama yüzyılın son 20 yılından aklımda kalanlar, kendi stilimi yaratmaya çalışırken kafamdaki moodboard’a çaktırmadan iliştirdiklerim oldu. 60’ları, 70’leri kutsayıp 80’leri vahim bir hata olarak görmeyelim diye bu yazı, iyi şeyler de vardı.

Birkaç hafta önce gerçekleşen Paris Moda Haftası ile beraber anladık ki birkaç sezondur geliyorum diyen, aralardan sızan ve yokmuş gibi davrandığımız 80’ler tam anlamıyla kapıda, hatta içeride. Kabul edersiniz veya etmezsiniz ama kötü örneklere odaklanmamak lazım, parlak aerobik taytı, Ahu Tuğba gibi travmaları atlatırsanız aslında hiç de fena bir dönem değil. 80’ler demek en çok Mugler ve Gaultier demek ve tabii ki Madonna, Annie Lennox… Rock’n roll ve punktan çokça etkilenilmiş, Vivienne Westwood kraliçe. Ama işte yavaş yavaş tepeden simler dökülmeye başlamış, tüller, pullar, dantel taytlar, neon, bolca ışıltı, korse kemerler ve çok takı. Bileklerde, boyunda, üst üste. Frapan, asi. Ne varsa. Yandan ayrılmış kabarık saçlar, zımbalar, vatkayla güçlendirilmiş omuzlar da hep bu dönem.

madonna-boy-toy-belt-like-a-virginLike A Virgin ile sahnede Madonna ve o unutulmaz boy toy kemer tokası. Bunu hatırlamayan yoktur herhalde. İsterseniz online alışveriş sitelerinde bu tokalardan mevcut.

77346614michael_jpg_2774_north_499x_white

Dönemin simgesi Madonna olarak kabul edilse de masum tarafta kraliçe Brooke Shields sayılabilir. O sırada bizde Brooke Shields kontenjanını mavi mavi Hülya Avşar doldurmaya çalıştı ama partneri İbrahim Tatlıses olduğu için sanırım pek olmadı, olamadı. Ve zannediyorum ülkemizde 80’leri başarıyla atlatabilen bir ikon da olmadı.

lady di red dress.png

Royal tarafta ise akla gelen ilk isim tabii ki Prenses Diana idi. Kıyafetleri milyonlar tarafından taklit edildi ama çoğunlukla kumaşta biraz ucuza kaçıldı, ütünün önemi unutuldu, karpuz kollu kırışık gece elbiseleri Farah Fawcett saçlarıyla dans pistlerini ele geçirdi. (Sevenleri için güzel haber, ASOS, Londralı tasarımcı Sharmadean Reid ile bir işbirliği yaptı ve birkaç gün önce ‘Wah London x ASOS’ isimli 18 parçalık koleksiyon sunuldu. Lady Diana’nın inci askılı küçük siyah elbisesi, günlük kıyafetleri, takım elbiseleri bu koleksiyon içinde mevcut ama kumaş ve dikiş kalitesini bilmiyorum. Yine elimizde Lady Di fotoğrafı bildiğimiz bir terziye gitsek daha iyi olabilir.)

Kraliçe, fahri kraliçe, masum kraliçe derken dönemin tanrıçası Grace Jones’u atlamayalım.  Hatta kabul edelim, birkaç dönemin. Andy Warhol’un ilham perisi, Rihanna’nın, Lady Gaga’nın olmaya çalıştıkları kişi. Aşırı 80’ler bir partiye davet edilirseniz Grace Jones olmayı deneyin bence çünkü diğer herkes Madonna olacak.

Gia Carangi, dönemin ünlü modellerindendi ve en önemli özelliği biz millenials için uygulanabilir bir 80’ler stili sunmasıydı. Yani kendimizi kandırmayalım Grace Jones biraz zor ama Gia’ya benzeyebiliriz. Gia 1986’da, henüz 26 yaşındayken ölmesine rağmen 80’lerin en iyi stiline sahip kadınlarından biri olarak anıldı.

Yine bir başka denenebilir ve becerilebilir şıklık Cindy Crawford ve Elle MacPherson ikilisinden. 80’lerin daha minimalist yaşanabildiğini de gösterdikleri için bu iki modeli seviyorum. Pekala yanına yaklaşılabilecek bir görünüme sahipler.

Bianca Jagger’ı çok sevmesem de 80’lerdeki güçlü görüntüsü konusunda farklı düşünüyorum. Maskulen ceketler en çok kendisine yakışıyor. Özellikle beyaz ceketini çok sevdim. Ayrıca Sex And the City’nin Aleksandr Petrovsky’si Mikhail Baryshnikov ile de yedikleri içtikleri ayrı gitmiyormuş 70’ler ve 80’lerde, yukarıdaki toplu fotoğraf da Bianca’nın Studio 54’deki doğum günü partisinden. Fotoğraflara bakınca özenmedim değil.

0100_646_05_1984_1_jpg_3175_jpeg_812-jpeg_north_499x_white

80’ler sadece kıyafetleriyle gelmiyor, saçı makyajı da paketin içinde. Isabelle Adjani’nin Vogue kapağındaki bu makyaj neden olmasın dedirtti. Heidi gibi pembe yanaklar ve dudaklar, keçi sütü içip dağlarda koşmuş gibi sağlıklı bir görünüm, doğal kaşlar ve dumanlı gözler. Bir süredir makyaj malzemelerine elimi sürmesem de bu makyajı 90’ların Aydan Şener makyajına tercih edebilirim.

162295932_jpg_9534_north_499x_white

İşte görmek istediğim 80’ler. Böyle bakınca ‘ayyy 80’ler mi’ diyecek bir durum yok aslında. Karl Lagerfeld her zamanki gibi formunda. Paris’te Cafe de Flore’a yolunuz düşerse kendisiyle muhtemelen karşılaşırsınız, saçlarının beyazlaması dışında aynı ve masasında yine en güzeller/yakışıklılar var. Bu kadar ışıl ışıl değil ama olsun. Yine de ben kendi 80’lerimi Cindy Crawford’ın rugan trençkotuyla sınırlandırıyorum, Jerry Hall (yerde oturan) olmak istemezdim.

img_5665

1- Saint Laurent elbise  2- Mugler blazer  3- Vivenne Westwood bileklik  4- Isabel Marant deri bileklik  5- Isabel Marant etek 6- Mugler kazak  7- Mac lipstick  8- Lanvin inci kolye   9- Vivienne Westwood clutch  10- Chanel küpe (ikinci el)  11-  Saint Laurent elbise  12- Manolo Blahnik ayakkabı  13- Zara blazer   14- Topshop elbise   15- Dantel sutyen, lanecrawford.com  16- Guerlain ikili far  17-  Tom Ford kemer  18- Vetements deri trençkot  19- Donna Karan New York etek  20- Zara transparan bluz

80’lere çok karşı olmayanlar yukarıdaki board’a göz atabilirler. Hedi Slimane’ın son Saint Laurent koleksiyonundaki bu iki elbise ile 80’lerin sadece zımbasının, derisinin değil glam ve ihtişamının da geleceğini anlamıştık, bence hiç fena değil. Yeni kreatif direktör Anthony Vaccarrello da bu ihtişamın dozunu artırmış, beğendim, bayıldım. Sadece elbise gibi kullanılabilecek oversize ceketler The Row’dan Mango’ya pek çok markada mevcut. Ama ben var olan bir ceketime vatka dikip bit pazarından altın rengi şık düğmeler bulmak niyetindeyim. Ayakkabı konusunda Mary Jane’lere yer vermek gerek ama pek sevdiğim bir model olmadığı için listemde yok. Zaten çok uzun boylu olmayanların Mary Jane giymesi de biraz riskli. Manolo Blahnik’i Sex and the City’den hatırlıyorsunuz ama bence 80’lerde de hiç sırıtmaz. İnci kolye, küpe veya bilekliğiniz olsun tabii ki, sadece 80’lere saygı için değil, çekmecenizde bulunsun. Birkaç gün önce Chanel’de gördüğüm uzun  siyah inci kolye de pek güzeldi mesela, modası geçmez, çoluğunuza çocuğunuza bırakırsınız sonra. İnciyle ilgili en önemli şey, kaliteli değilse gerçekten kötü görünmesi. Bijuteri incisi sadece punk kılığına bürüneceğiniz bir 80’ler partisinde kabul edilebilir. Balmain defilesinde gördük ki etek ve hatta pantolonlarda derin yırtmaçlar bol bol var. Rugan her yerde karşınıza çıkacak, rugan ve parlak derinin en güzel parçaları bu sezon bence Isabel Marant’da, ilginizi çekiyorsa bir bakın. Benzerleri Mango ve Zara’da da mevcut. Bu kadar şeyle uğraşamam ama 80’lere de bir merhaba demek isterim diyorsanız korse kemer ile o dönemin siluetine yaklaşabilir, tüm ihtişamıyla geri dönen file çoraplara da bu sezon şans verebilirsiniz.

Görseller: Tüm ünlü görselleri Vogue.fr.

One thought

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s