Erkekler için doğum kontrol ilacı ya da “Bizim canımız yok mu?”

Bugün konuk Mahmut’ta oldukça ilginç bir konuyu bizim için sevgili gazeteci ve kullanıcı deneyimi uzmanı arkadaşımız Eda Utku Küngör değerlendirdi. Erkekler için geliştirilen (ya da geliştirilmeyen) doğum kontrol ilaçları ile ilgili kapsamlı bir değerlendirme için sizi yazının devamına alalım.

Merhaba. Bu yazıdaki amacım ne doğum kontrol haplarını kötülemek, ne de sizi erkeklerin pısırık olduğuna inandırmak. Yalnızca bu mevzu hakkındaki ikiyüzlülüğü ortalığa sermek ve sonuçta kararınızı kendiniz vermenizi sağlamak.

Birkaç hafta önce, daha ABD seçimleri tamamına ermemişken, ülkemizdeki sapık insan oranı bir anda artmamışken (ya da biz arttığının farkında değilken?) ilginç bir haber dolaştı ortalıkta. Erkekler için bir doğum kontrol aşısı geliştirilmiş ve başarılı sonuçlar elde edilmişti. Öyle ki, deneye katılan 320 kişiden 300’ü sonuçlardan memnun kaldıklarını, bu ilacı yeniden kullanmayı düşüneceklerini belirtmişlerdi. Geri kalan 20 kişi ise depresyon, mod değişimleri, kas ağrısı, sivilce ve libidoda artış gibi şikayetlerini iletmiş ve deneyden ayrılmışlardı. Sonuçta ne oldu dersiniz? İlacın piyasaya sürülmemesine ve deneyin bitirilmesine karar verildi.

Bu hikaye ilk değil. Uzun yıllardır erkekler için ilaçlı doğum kontrol çözümleri aranıyor. Ancak sonuç hep aynı: Testislerin büzüşmesi, kas ağrısı, depresyon eğilimleri, hatta bazı durumlarda kanama şikayetleri… İnsanların canını bu denli yakacak bir ilaç piyasada olsun demiyorum, kesinlikle olmasın. Ama erkekler için gösterilen bu hassasiyet, kadınlar için gösterilmiyor. Zira bu şikayetleri kadınlar yıllardır dile getiriyor, ancak dinleyen yok

Olay yurtdışı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. CNN ve Vox olaya daha bilimsel ve ılımlı yaklaşırken, Independent, USA Today, The Atlantic, The Daily Dot ve Cosmopolitan ise erkeklerin ana kuzusu gibi davrandığı, ilaç sanayiinin ise kadınlara çifte standart uyguladığı görüşündeydi. “Kadınlar yıllardır bu hapların ceremesini çekiyor. Onlar çekiyorsa siz de çekeceksiniz efendim!” minvalindeki bu yazılar, olayın yanlış yönlere gitmesine sebep oldu zannımca.  Zira deneyin sonuçları, “bu erkeklerin canı da amma tatlıymış hahaha” denilemeyecek kadar ciddi aslında.

m_id_481791_male_contraception

Deney neden durduruldu?

The Journal of Clinical Endochrinology and Metabolism adlı tıp dergisinde yayınlanan deney, 10 farklı araştırma merkezinde yürütülmüş. 18-45 yaş arası 320 ‘sağlıklı’ erkeğin katıldığı deneyden elde edilen sonuçlar şunlar olmuş:

  • Katılımcılar 1491 adet olumsuz vaka bildirdi. Bunlardan 900’ünün ilaçla ilgili olduğu tespit edildi. (Adam başına yaklaşık 3 yan etki şikayeti diyebilirsiniz yani.)
  • Deneye katılan 1 katılımcı intihar etti. (Çalışmayı yürüten kişiler, intihar ile ilaçlar arasında bir bağlantı bulunmadığını söylüyor. Bu hususa aşağıda daha ayrıntılı değineceğim.)
  • Katılımcıların yaklaşık 1/4’ü, iğne yapılan bölgede acı hissettiğini söyledi.
  • Yarıya yakın katılımcı, sivilce şikayetinde bulundu.
  • Yüzde 20’den fazla katılımcı mod değişimleri yaşadığını bildirdi.
  • Yüzde 38’i, seks isteğinin arttığını bildirdi (ki normalden fazla seks isteği hisseden erkeklerin nasıl sonuçlara imza atabileceğini hepimiz biliyoruz…)
  • Yüzde 15’i ise kas ağrısı yaşadığını söyledi.
  • Daha az kişinin yaşadığı bazı yan etkiler arasında testislerin ağrıması, geceleri terleme ve kafa karışıklığı da bulunuyordu.
  • Bu işin en ilginç yanı ise şu: Deneye katılan 320 kişiden 300’ü, yani yüzde 75’i, bu ilacı ileride de kullanabileceklerini bildirdiler.
  • Sonuçta 20 kişi bu yan etkilerle baş edemediğini söyledi ve deneyi bıraktı.

Vox’un haberine göre bu deney 2 bağımsız komite tarafından izlenmekteydi. Ancak olumsuz vakaların çoğunlukta olması, komitenin deneyi durdurmasına yol açtı. Üstelik bu etkiler, erkeklerde kadınlardan daha fazla kendini göstermişti.

Bir diğer sebep de, sonuçların güvenilir olmamasıydı. 10 farklı araştırma merkezinde yürütülen deneyde, 1 çalışma merkezine giden erkeklerde daha fazla olumsuz vaka bulunduğu tespit edildi. Bu da verilerin bozulması anlamına geliyordu.

Peki kadınlarda durum ne?

“Erkeklerde bu etkiyi yapıyorsa kadınlarda kim bilir neler yapıyordur…” dediğinizi duyar gibiyim. Son derece haklısınız. Zira bu hapların kadınlar üzerinde de benzer etkileri olmasına rağmen, kadınların şikayetlerine erkeklerinki kadar hassasiyet gösterilmiyor.

Konuyu “çifte standart” şeklinde ele alan Daily Dot, hapların kadınları nasıl etkilediğinin en başından beri bilindiğini savunuyor. Jaya Saxena imzalı yazıda özetle şöyle deniliyor:

Doğum kontrol haplarının mucitleri olarak bilinen Gregory Pincus ve John Rock, ilk testlerini 1954 yılında yapmıştı. Deneye katılan kadınlar arasında, rızası alınmamış kadınlar ile hastanede tedavi gören şizofreni hastası kadınlar da bulunuyordu. İkili 1956’da deneylerini Porto Riko’ya taşımak zorunda kaldı. Böylece Amerika’da sert şekilde uygulanan doğum kontrol karşıtı yasalardan kaçabildiler. Sonuçta ortaya Enovid adlı sentetik doğum kontrol hapı (sentetik progesteron hormonu) çıktı. İlaç yüzde yüz etkiliydi ancak, deneylere katılan Dr. Rica-Wray adlı kadın doktor, ilacın “çok fazla yan etkiye sahip olduğunu” söylüyordu. Doktorun uyarılarına kulak asılmadı. 1961’de yazılan bir makalede ise, “kültürel kazanımların, yan etkilere üstün geldiği” söylendi. Makalenin yazarına göre ilacı kullanan kadınlar mide bulantısı, zamansız kanamalar ve libido değişimi yaşasalar da, “cinsel birleşim işlerini” daha rahat yapabiliyorlar, kendilerini daha özgür hissediyorlardı. Mide bulantısının karşısına “özgürlük” hissini koymak ne kadar doğruysa artık…

Bu hapların kadınlar üzerindeki en büyük etkisi, depresyonu da tetiklemesi aslında. CNN’de yer alan bir habere göre bu yıl Eylül ayında JAMA Psychiatry adlı dergide yayınlanan bir makale, bu durumu son derece sarih bir şekilde ortaya koyuyor. Kopenhag Üniversitesi’nde çalışan ve makaleyi kaleme alan baş yazar Dr. Øjvind Lidegaard, çalışmayı Danimarka’da sisteme kayıtlı, reçeteli şekilde hap kullanan yaklaşık 1 milyon kadını inceleyerek hazırladı. 18 yıl boyunca izlenen kadınlara bakıldığında, geçmişinde psikolojik bir sorun bulunan ve bulunmayan kadınlardan yüzde 10 ila 15’inin, hapı kullanmaya başladıktan sonraki 5 yıl içinde, reçeteli şekilde anti depresan kullanmaya başladığı ortaya çıktı. 15-19 yaşları arasında olup da hap kullanan her 100 kadından 2 ya da 3 tanesi, hapa başladıktan sonraki 1 yıl içinde depresyona girme tehlikesiyle karşı karşıya. 20-34 yaş arası kullanıcılarda bu oran daha düşük olsa da, bu durum ortada önemli bir risk olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

“E tamam da birisi ölmüş, demek ki erkeklerdeki etkisi daha fazla?” mı dediniz?

Her ne kadar araştırmacılar “Yok, rahmetlinin ölümünde haplarımızın etkisi yokmuş; baktık biz,” dese de, çifte standartlar burada da devam etmekte.

Daily Dot’ta yer alan habere göre, 50’lerdeki Porto Riko deneylerinde en az 2 kadının Enovid adlı ilacı kullandığı sırada öldüğü bildiriliyor. Hatta PBS’in bir haberinde 3 kişinin ölmüş olduğu bildiriliyor. Fakat bu ölümlerin sebebini anlamak için hiçbir araştırma yapılmamış. Ne bir otopsi, ne bir soruşturma…

NPR’ın bu araştırmayla ilgili yaptığı haberde görüş bildiren Dr. Catherine Monk, “Kimse kadınların problemlerini anlamak için uğraşmıyor. Hormonlarımızın nasıl çalıştığını anlamak için de yeterince araştırma yapılmıyor. Aslında bu araştırmalar bize, kadın sağlığıyla ilgili daha fazla araştırma yapılması gerektiğini kanıtlıyor.” diyor.

Ne yapalım, kullanmayalım mı şimdi bu hapı?

Kullanalım tabii. Kullanalım da, bunun tek çözüm olmadığını da bilelim. Doktorumuzu “başka yolu yok mu hocam?” diye köşeye sıkıştıralım, bu etkilerin farkında olalım. IUD neymiş, spiral neymiş, bunları bir Google’layalım mesela.

giphy

Yukarda görüşlerine yer verdiğim Dr. Monk, şu tavsiyelerde bulunmuş: “Kendinizi tanımalı ve düzgün şekilde bilgilenmelisiniz. Mesela ben belli bir yaşta olsaydım ve bu makaleyi okuyor olsaydım, şunları düşünürdüm: Ben kimim? Bazen regl zamanlarımda benim de mod değişikliklerim oluyor mu? Bunları düşünüp vücudumun nasıl davrandığını ve ne koşullar altında olduğunu keşfetmeye çalışırdım. Sonra da en doğru yöntemi bulmaya çalışırdım.”

Asıl sorun erkekler üzerinde yapılan deneyin erkenden bitirilmiş olması ya da hap kullanıp kullanmama tercihi değil sanırım. Bence asıl sorun, bu tip hapların kadınlar üzerindeki etkisi üzerine yapılan araştırmaların yetersizliği, ya da ciddiye alınmıyor olması. Burada son sözüm ilaç sanayiine… Bu hapların kadınlar üzerindeki etkileri hakkında bu kadar çalışma var. Bunları artık ciddiye alsanız diyorum? Şu doğum kontrol haplarının etkilerini azaltacak yollar bulsanız, zaten fazlasıyla zor olan hayatlarımızı daha da zorlaştırmasanız, hm?

One thought

  1. Sanırım doğum yapma becerisi kadınlarda değil de erkeklerde olsaydı doğum sancısına da, doğum kontrolüne de daha gelişmiş çözümler bulunacağını hepimiz biliyoruz. Eline sağlık Eda, hoşgeldin!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s