Başkent gezmeleri

Ankara için genellikle “Anıtkabir dahil yarım gün” denir. Bence bu biraz haksızlık oluyor. Mahmutlar olarak iş, güç veya eğlence için gezip buralara yazdıkça yazıyoruz. Fırsat yaratıp arada birlikte de geziyoruz, hatta. Bense bu yazıda, uzaklara gitmekten daha zor bir şey yapıp Ankara’da nasıl gezilir, onun tavsiyelerini vereceğim. Evet, iddialı bir yazı bu. Şaşırtıcı derecede de uzun.

İstanbul’dan Ankara’ya taşındığımızda 10-11 yaşımdaydım ve hayatta tek hedefim Istanbul’a geri dönmekti. Bu amacıma uygun olarak, ev-okul aksı dışında pek bir yer öğrenmedim, merak etmedim, bilmedim. Kısacası, şehri elimden geldiğince reddettim. Tabii ki çok güzel arkadaşlıklarım, anılarım oldu; ama nihayetinde 18 yaşımda, üniversite vesilesiyle İstanbul’a döndüm. Çok da sevinçle hem de, arkama bakmadan. Ankara’nın aksine, İstanbul’da bilmediğim otobüslere atlayıp kafama göre inerek güzelce kayboldum ve şehirle defalarca, tekrar tekrar, bir de yetişkin olarak tanıştım.

Yıllar boyunca Ankara, öyle arada bir ziyarete gitmesi güzel; ama “iyi ki orada yaşamıyorum” bir şehir oldu benim için. Ankara’yı özlemeye başlamam, Londra’ya taşınınca oldu. Başta kendime pek inanamadım; hayır yani, nesini özlüyor olabilirim ki? Tamam aile, tamam arkadaşlar. O kadar? Sonra fark ettim ki İstanbul’u çok sevmeme, hatta çok daha iyi tanımama rağmen Ankara benim sevimli, güvenli kulübem. Her şeyin yeri belli. Bir şeyler içip ağaçları izleme, bolca sohbet etme mekanım; oradan oraya koşturup bir şeyler keşfetme, bir şeylere yetişme yeri değil. Ankara’da uykuya dalan Alice isem, İstanbul’da her yere geç kalan beyaz tavşan oluyorum, kısacası.

Ankara’yla bu geç flört dönemimin bir sebebi de kısa ziyaretleri nasıl renklendirsek çabası. Her ne kadar sık sık gitsem de ben bu şehirde üniversite öğrencisi olmadım; bu da tuhaf ve komik bir boşluk yarattı. Dolayısıyla, yazacaklarım orada yaşayanlara hitap etmeyebilir, hele bir de Ankara’da okumuş olanlar çokça eksik bulabilirler. Bunlar daha çok, 1-2 günlüğüne, iş için veya kimbilir kim için yolu şehre düşenlere öneriler olacak. Kendi fotoğraflarımı bir türlü bulamadığım için ödünçlerle idare ediciiz artık. Başlayalım:

Gündüz gezmeleri

1. Çok sevdiğim Seğmenler Parkı’nın popülerleşmesi, şehrin geç kalmış bir keşfi ve bu harika. Neticede benim gençliğimde çimlerde oturduğumuz an bekçi gelip FİSKİYE AÇARIM DAĞILIN derdi. Bunlar güzel hareketler; ama katlanabilir sandalyeden, ev yapımı sandviçe kadar her şeyini yanında getirip saatlerce güle eğlene vakit geçiren sevimli kalabalıkların ASLA KENDİ ÇÖPLERİNİ TOPLAMAMA huyu parkı berbat etmiş. Özellikle öğrenci ağırlıklı kalabalıklara ufak uyarı: Evde arkanızı toplayan periler maalesef parklarda yok. Kendi kendinize yapacaksınız, maalesef. Ben 2-3 seferdir geç saatte gidip bu sözde müdavimleri adına utanıyorum. Alternatifim: Botanik Parkı. Şu aralar biraz harap ve bitap halde olsa da, Atakule’den girip And Sokak’tan çıkmak pek güzel bir rota. Çok isterseniz oradan hız kesmeyip Seğmenler üzerinden Kuğulu’ya kadar gidebilirsiniz.

botanik
Botanik Parkı – hem piknik masaları da var (foto: Mehmet Akıncı)

2.Ankara Kalesi turu: Çıkrıkçılar Yokuşu’ndan, eskicilere gire çıka yukarıya yürümek, özellikle sonbaharda pek zevkli. Tepeye ulaştığınızda, solunuzda Çengel Han & Rahmi Koç Müzesi ile Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi (Türkiye’nin ilk özel arkeoloji müzesi) var. Sağınızda yeni restore edilmiş bir Selçuklu camii. Karşınızda ise Kale. Tercih size kalmış. Ben Kale içinde dolaşmayı genelde kısa tutup Erimtan’a (bazı akşamlar konser de oluyor), sonra Çukur Han’daki minik dükkanlara, oradan da aşağıya kaptırıp Etnografya Müzesi’ne gitmeyi seviyorum. Çengel Han’ın dışındaki dükkanlardan Adatepe zeytinyağları, biriciğimiz. Bu rotada hızını alamayanlar için devamında Suluhan, PTT Pul Müzesi de mevcut.

20160526_144933
Günbatımında buralar hep kızıl.
erimtan
Özellikle ışıklandırması harika olan, biricik Erimtan.(foto: tripadvisor)

3. Bu rota sonrasında müze yerine daha sanatsal işler isteyenlere de Ankara’nın vahalarından CerModern, Salt Ulus önerilir (gerçi Salt’ın akibetinden emin değilim, ama bulunsun). 20 yılı aşkın bir süredir fetret devrine hapsedilmiş bu başkente çok yakışan, önemli bir açığı kapatan vahalar bunlar.

Ulus, ayrıca Cumhuriyet dönemi Ankara mimarisini görmek için de cennet, hatta son kalan yer. Safranbolu’da çok daha iyisini görecebileceğiniz Hamamönü evleri, bence yeterince Ankara değil, evet.

Tarihte bir zamanlar, bu kasabadan hallice şehre inanan, hayallerini emanet eden insanlar oldu. Çok özenip, cumhuriyetin kendisi kadar genç, yepyeni ve incelikli eserler bırakmaya çalıştılar. Giderek silinen bu mimari tarih için bu binalara uğramak, fena fikir değil. 1920lerin sonunda tamamlanan Taş Bina (İş Bankası  binası) buna bir örnek. Altındağ tarafından devam ederseniz İkinci Meclis, Ankara Palas da bu turun harika parçaları olabilir. Aslında keşke böyle yürüyüş turu yapan acenteler olsa.

nev
Bir Ankara mucizesi olan Galeri Siyah Beyaz (fotoğraf websitelerinden)

4. Sanat demiştik. Benim için Çankaya’daki GaleriNEV ve Siyah-Beyaz‘ın yeri ayrı. Galeri Nev’in katalogları, broşürleri bile yeter; başka dünyalara kesilmiş bilet gibi hepsi. Çankaya Belediyesi’nin Çağdaş Sanatlar Merkezi de ulaşımı kolay bir yerde olmasıyla, bir arkadaşla buluşacakken oyalanmak için bile uğranan yerlerden. Özellikle iş için gelip böyle dar vaktinde yapacak bir şey bulamayanlara da yeterince merkezi.

Daha yenilerden de haber edeyim. İnsanın yolu kolay kolay İncek’e düşmez ama: Müze Evliyagil, “Ankara’nın ilk çağdaş sanat müzesi” sıfatıyla, Sarp Evliyagil tarafından İncek’te açılmış. Amacına yakışır bir beyaz küp bina. Bir dahaki ziyaretime gezip görme dileğiyle, tavsiye.

5. Daha fazla vakti olanlar için Gölbaşı, Eymir gibi seçenekler de var ama bence bir bilenle gitmek lazım, kısa süreli ziyaretçiler için pas geçiniz. Onun yerine Papaz’ın Bağı’nı önerebilirim sanırım. Çay inatla zift gibi olsa da yürüyüş güzel.

Akşam voltaları, gece eğlenceleri

Ben eskiden de pek Kızılay’da takılan biri değildim; ciğerini biliyormuş gibi yapmayayım (evet kokoş, o benim evet). Zaten açıldığı gibi kapanan onca yerin aksine, her daim orada olduğunu bildiğim yerleri seven, monoton biriyim. Gece hayatı tavsiyesi bence çok zor olan, kişiden kişiye çok değişen bir şey; ama deneyelim:

siyahbeyaz.Jpeg
Siyah Beyaz’ın bence en güzel fotoğraflarından (Radikal’den)

1. Galeri Siyah Beyaz‘ın barı klasiklerden. Sevgilinizle de, iş arkadaşınızla da, ailenizle de gidebilirsiniz. Fiyatı başka yerlere göre yüksek gelebilir; ama keyfi de öyle. Gitmeden filmini de izlerseniz hazırlık olur; çünkü bu Ankara denen çorak şehirden, Faruk Sade diye mükemmel bir adam geçti ve bu galeriyi kurdu. Tanışmanız lazım.

20160525_181917.jpg
Üst Kat, üst katta. Parka yakın. Bira var. Hatta Gara Guzu da var. Daha ne?

2. Kıtır ve Üst Kat ikilisi ise iyi ki varlar, hep olsunlar. Hayır, hep o aynı CD hep çalsın, onu bile değiştirmesinler. Bazı şeylerin aynılığına ihtiyaç duyanların kozası olsunlar.Sakal, James Cook gibi mekanlar da eklenince Ankara devasa bir bira şehri halini alıyor zaten; Varuna Gezgin şubesi de mevcut hatta.

3. Meyhane isteyenleri ise, Kızılay’da ezelden beri olan mekanlara (Martı) veya Nene Hatun-Tunus hattında pıtrak gibi biten yeni restoranlardan güzel olanlara (Camgöz, Balıkçıköy, Ege) alıyoruz.

4. Ankara’nın Bağları ile göbek atıp da Ankara şarabı içmemişler, hatta şehirde bağcılık, üzüm, şarap filan olduğunu unutanlar için geliyor: Kalecik Karası. Ne bira, ne meyhane isteyenlerdenseniz, akşam yemeğinize eşlik edecek yegane Ankaralı. “Olmuşken tam Ankara olsun” derseniz, şehrin yerlisi Kavaklıdere şaraplarını tercih etmenizi öneririm.

SONY DSC
Büyük Tiyatro’nun o pek sade büyüklüğü (foto: Devlet Tiyatroları)

4. Tabii ki opera / bale. Cumhuriyet dönemi mimarisinin kraliçesi, biricik Opera Binası, nam-ı diğer Büyük Tiyatro. Biletleri online alabilirsiniz; ancak son dakikaya bırakmayın. Çok seçici olmadan, sırf salonu görmek için gitmek bile yeter. Ben ortaokulun sene sonu piyesinde Büyük Tiyatro’da sahneye çıkma şerefine erişmiştim. Devlet Opera Bale’nin giysi deposunda dolaşmak, o çipil halimle sahneden durup karşımdaki 600 kişiye bakmak, spotun altında terlemek, sahne makyajı nedir öğrenmek, kuliste oturup seyircilerin gülmesini dinlemek en güzel anılarımdan. seyirci olarak gittiğimde, o binanın inatla ayakta durması bile gülümsetmeye yetiyor.

5. Tiyatro tercih edenler içinse tabii ki öneri AST, Ankara Sanat Tiyatrosu. Şehrin en eski özel tiyatrosu, politik oyunlara sahnesini açmasıyla,  50 yıldır değişmeyen duruşuyla Ankara’nın biriciği. Son zamanlarda, o aydınlık duruşuyla, kapatılan tüm gazetelere sahip çıktı. Godot’yu burada beklemiş kişiler birbirini yolda tanıyabilir bence.

Yol üstü lezzet durakları

Ankara aslında güzel restoranlar açısından oldukça şanslı, başkent olmasının etkisiyle. Ne de olsa hemen her ülkenin dışişleri temsilcileri bu şehirde ağırlanıyor; ama nedense bazı klasikleşmiş yerlere kırmızı plakalılar hariç giden pek kalmadı. Ben yine bildiğim, sevdiğim yerleri yazayım, belki yolunuz düşer:

  1. Ankara Kalesi’ne ayrı madde açalım, rotanıza eklenebilir:
  • Kale, kırmızı plakaların köfteci, kebapçı önünde sıra olduğu semt. Ben Emin Usta‘yı çok seviyorum; köftesi, pirzolası birer sanat eseri. Et yemeyenler için de kurufasulyesi harika. Esnaf lokantası olduğundan, öğlen 1.30’tan önce gitmeye çalışın. Paket ayran yerine de cacık öneririm; halis manda yoğurdundan. Pazarları kapalı (değişmediyse). Ayrıca civarda cağ kebabı vb alternatifler de mevcut.

divan

  • Çengel Han Divan Brasserie ise daha şık alternatifler arayanlara uygun. Haftasonları popüler bir brunch seçeneği (Arjantin Caddesi’nin çiçeği Cafemiz’den sıkılanlar için). Ankara’nın en soğuk havada bile bulutlanmayan göğü, tavandaki camlardan içeri ışık saçıyor. Bu arada, Divan Çukurhan Otel de gayet şık bir konaklama seçeneği.
  • Kale’nin en güzel manzarasına sahip, klasik Osmanlı mutfağı yapan Zenger Restoran. Fiyat birazcık daha tuzlu ama yemekler ve manzara üzmüyor. Bence en doğru zaman baharda gitmek.
  • Yediniz içtiniz, hanları dolaştınız, oturup bir soluklanmak istiyorsunuz: Pirinç Han avlusundaki çayhane. Kale civarının en tüylü kedileri tüm miskinlikleriyle size eşlik edecek.
cafe-des-cafes
Café des Cafés veya nasıl yıllardır hep aynı yere gidiyorum (foto:tripadvisor)

2. Café des Cafés: Tunalı’nın klasiği, direnen kalesi. Ben severek gidiyorum, sevmeyeni de bir bu kadar çoktur. Alternatifi, hemen yan sokaktaki Sardunya Kafe. İlk bakışta göremeyebilirsiniz, apartman girişindeki yeşil yuva. Yemyeşil bir battaniyenin altına saklanmak, azıcık kafa dinlemek isteyenler için. Bir diğer alternatif de tabii ki Cafémiz. belki de şehrin ilk cafési.

3. Son zamanlarda gitmişim de görmüşüm gibi yapmayayım ama  Kennedy Caddesi = 3. dalga kahveciler mekanı. İstanbul’dan gelenlerin kerteriz almasına yardımcı bilgiler bunlar hep, esirgemiyoruz.

kalbur
Kalbur, iyi gizlenmiş bir Ankara sırrı. (foto: Zomato)

4. Kalbur: OR-AN sitesine yakın, yıllardır asla kalitesini bozmayan, harika balık-meze restoranı. Ufak bir mekan, sahibi Mehmet Bey de niyeyse hep huysuz diye bilinir; ama bence değil. Sadece, aşırı gürültüyle diğerlerine yemeği zehir edenlere, rezervasyon saatine yarım saat geç gelenlere, görgüsüzce fazla sipariş verip sonra çöpe attıranlara sinir oluyor. “Suyuna gitmek gerek” tavsiyeleri okursanız eğer, bahsedilen şey bazal terbiyeden ibaret. Bence. Rezervasyonunuzu yapın, vakitlice gidin, tadını çıkarın.

5. Gar Lokantası: Ankara Garı’ndaki Tarihi Gar Lokantası’yla karıştırmayın; bahsettiğim Gaziosmanpaşa, Filistin Caddesi üzerindeki adaşı. Çankaya’nın klasiklerinden, her daim gözü kapalı gidilecek yerlerinden. Geleneksel türk mutfağı. Sahiden garda olan adaşının ise son yıllarda yemekleri bozması, dış cephesine pimapen yaptırması, menünün ucuz olmak amacıyla aşırı basitleşmesi gibi haberlerini alıyorum. İtiraz edecek olanları yorumlara bekleriz (yazıyı buraya kadar okuyan var mı testi).

uludag.jpg
Uludağ Kebapçısı’nın Yeşil  Vadi şubesi şehir içinde nefes aldırıyor (fotoğraf kendi sitelerinden)

6. Uludağ Kebapçısı: Ulus’taki ilk yerleri bir klasik, bence Yeşil Vadi’deki şubesi de ayrı güzel. Üstelik Tunalı’ya da yakın. Şarap menüsünde Kalecik Karası’nın her zaman bulunmasını da seviyorum.

7. Galatasaraylılar Lokali: Tam bir “hidden gem”. Kızılay’da, uygun fiyata harika yemek yemek için birebir. Günlük tabldot menüsü her zaman lezzetli. Hayır, Galatasaraylı olmanız gerekmiyor.

8. Pizza il Forno: Yıldız Caddesi’nden Bilkent’e şubeleşen, küçük ama çok lezzetli pizzacı. Eve servisi de var; ama çıtırlığına yazık olur bence. “Her şey karışık bol malzemeli pizza” yığınlarının arasında, az ve öz, iyi malzemeyle, hepsinin tadını alarak yediğiniz bir alternatif. Salataları da gayet doyurucu.

9. Zeynel: Evet İstanbullu; ama başta su muhallebisi olmak üzere her türlü tatlı için tek mekan. Benim favorim Tunalı şubesi. Ne de olsa artık Flamingo Pastanesi yok.

Eveet. 10. maddeye ulaşmadan durdum. Anıtkabir dahil, en azından 2 günlük planınız hazır. Üçüncü gün de evde oturursunuz canım, sürekli gezmek mi gerekiyor? Unutmayın, siz beyaz bir tavşan değilsiniz.

Kapak görseli, en güzel Ankara kartpostallarının adresi olan www.apinchofsketches.com eseri

10 thoughts

  1. 38 yilini ankarada gecirmis sonradan istanbullu biri olarak, sahane olmus, sevgili Deryik diyorum. Sizin yaşınız tutmaz, eskilerde bir RV restoran, AOCde de Merkez Lokantası vardi, yazik oldu kapandılar.
    Universiteyi ankarada okusaydiniz, daha da cok severdiniz suphesiz. Orada yeniden yasamayi istemesem de, 17 yilin sonunda hala bir istanbullu da olamadim. Hala özlüyorum, gençliğimi mi, kaybettigim sevdiklerimi mi, eski guzel gunleri mi pek de emin olamadan….
    @montpari.

    Liked by 1 kişi

    1. RV’ye cok ucundan yetistim; musterisi olarak olmasa da, kapanmadan oncesine. Piknik’e yetisemedim esas, onu da annemlerden biliyorum. Ben anca bir de Leda, Penguen, Hudaverdi, Sergen pastanelerini ekler / anarim belki ama o da pek turist tavsiyesi olmaz :)

      Beğen

  2. Doğma olmasa da büyüme bir Ankaralı olarak yazınızı çok takdir etmekle beraber yetmez ama evet diyorum. Selanik Caddesi üzerindeki Akman Pastanesi’ni de hararetle tavsiye ederim (özellikle boza severlere). Bunun dışında, Kızılay’ın kaotikliğinden bıkılan anlar için ise Mülkiyeliler Birliği tavsiyemdir – hem huzurlu hem kedili <3 ( Hayır, Mülkiyeli olmak gerekmiyor ama yine de bunu çok yaymayalım tabii )

    Beğen

  3. İstanbul’a yeni taşınmış eski bir Ankara sakini olarak tutamadım kendimi, yazıyorum. Uludağ Kebapçısı’nın Yeşil Vadi şubesine gitmedim hiç, ama Ulus şubesi gittiğim diğer şubelerden daha lezzetli gibi gibiydi… Gene uzun zamandır almadım, ama sebebi var: Pizza il Forno inanılmaz bozmuştu, bende mi bir gariplik var derken, birçok kişiden aynı şeyi duydum. (Daha sonra puanları da aşağı düştü epey), son durum nedir bilemiyorum. Bir de gidip de beğenmeyeni de çoktur ama, Mesnevi’deki Bozcaada “meyhanesi” Tenes’i çok severim ben. Öte yandan Ankaralı olmasalar da tam, İstanbul’dan önce geldikleri yerdir Ankara, yine bir kalitede aşağı, fiyatta yukarı ivme olsa da, Varuna Gezgin’i de çok severim.

    Beğen

    1. Tenes’e sanirim bir kez gittik, emin olamadim; ama hatirladigim yerse yemekler guzeldi. O civarda da irili ufakli bir suru yer aciliyor, pek takip edemiyorum. il Forno icin benzer yorumlari ben de duydum; zincirlesme yaramadi sanirim.

      Beğen

  4. Doğma büyüme Ankaralı, sonradan İstanbullu olarak Manhattan’i da ben ekleyeyim.. Ve keşke Lord Kinross’u da buraya tavsiye olarak yazabilseydik diyeyim..

    Liked by 1 kişi

  5. Akman maalesef eski akmab degil, kapandi. Sadece isim hakkini satti, o eski guzel pastaneden eser yok artik:( ben de kumrulardaki cici doneri ve maltepedeki ozge piknigi eklemek isterim. Ne de olsa ankara’nin doneri de meshur:)

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s