İşe yarayan teknoloji, işe yarayan fikirler

s-d2f835ccab39ecd63165d514c151791418e7170a.jpgEskiden beri, normalde birbiriyle -pek de- alakalı olmayan şeylerin, tamamen keyfî ya da bir amaç uğruna bir araya gelmesi bana hep heyecan verir: Normalde mesaisi ayrı ayrı olan süper kahramanların ağır bir mevzu çıkınca takımı toplamalarından tutun da osteoloji ya da dil bilimi gibi farklı disiplinlerin antropolojik araştırmalara omuz desteği vermesine kadar…

Neyse, yine aynı şekilde, teknoloji dediğimiz dipsiz kuyu içinde de bu çeşit elele tutuşmalar eş dost arasında suntalığı tartışma götürmeyen bünyeme Geppetto Usta gibi ruh üflüyor. Son dönemde ilgimi çeken,”vay, helal olsun!” dedirten birkaç projeyi tamamen paşa gönlümün keyfine göre seçip, bilgi ve beğeninize sunuyorum:

1.) Felcana – Evcil hayvanımızı dinleyen ve bize raporlayan bir sensör

Üstüne titrediğimiz, kim bilir nasıl bir hikâyeyle aynı evi paylaşmaya başladığımız kedimizi, köpeğimizi belki de bizden daha iyi anlayabilecek ve hatta bize anlatabilecek bir sensörden bahsediyoruz. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Veterinerlik ve mühendislik kafa kafaya verince, cevap: evet.

dc5387a0dcaf880b43950e29b455e8d4_original.gif

Felcana, kendisini “yeni jenerasyon evcil hayvan bakımı” olarak tanımlıyor. En basit şekliyle kedi ve/veya köpeğinizin fiziksel aktivite, yeme- içme, uyku, ortam sıcaklığı ve belki de en kritiği lokasyonu hakkında gerçek zamanlı bilgi veriyor.

Bu bilgiler birçoklarına gereksiz gelebilecek olsa da, hafta içi geç saatlere kadar çalışan, ülser hastası bir kedi annesi olarak, aslında öyle olmadığının garantisini verebilirim.

Screen Shot 2016-11-28 at 15.07.53.png

Hem iOS hem de Android uyumlu uygulaması ücretsiz, FitBit ve JawBone gibi egzersiz uygulamalarıyla entegre bir şekilde çalışabiliyor, dünyanın her yerine gönderim yapıyorlar (yapacaklar) ve fiyatları da uçuk değil.
Şimdilik hâlâ kickstarter’da fon bekleyen bir proje olduğundan, early bird fiyatlarından yararlanmak ve ürünün detaylarını öğrenmek -hatta projeye destek olmak?- isterseniz, sizi şuraya alalım.

2.) MIITO – (Kettle’a alternatif) Sürdürülebilir su ısıtıcı

Ne demek şimdi bu? Ne olduğuna geçmeden önce, belki bu yenilikçi ürünün doğum hikâyesinden bahsetmekte fayda var. Sürdürülebilirlik konusunda uzman bir tasarımcı Leyla Acaroğlu’nun 2014 yılında TED’de yaptığı konuşmasından bir cümle; o sırada Hollanda’da öğrenci olan iki gence ilham verdi, ardından ekibe bir mühendis eklendi ve MIITO’nun teknoloji rahmine düşüşü de bu şekilde oldu.

“One day of extra energy use -from overfilling electric kettles- is enough to light all the streetlights in England for a night.”
Elektrikli su ısıtıcılarının gereğinden fazla doldurulmasından kaynaklanan ekstra enerji harcamasını yalnızca bir günlüğüne tasarruf edebilseydik, bu İngiltere’deki tüm sokak lambalarını yakmaya yeterdi.

2015_09_28+MIITO+B+square.png

Buldukları ürün fikri -belki de her dahiyane fikir gibi?- o kadar basit ki, “bunu daha önce nasıl oldu da kimse akıl edemedi?” diye düşündürüyor.
Tam ihtiyacımız olduğu kadar su ısıtabilmek üzerine kafa yorarken, çözümün çok da uzaklarda olmadığını farkediyorlar: eee, neden ısıtma işlemini direkt yapmıyoruz da ayrı bir alet kullanıyoruz?
Ve gözümüz aydın, işte nurtopu gibi MIITO’nun doğuşu!

1277619659398f139ed35356b4df3bfa_original.gif
Çalışma prensibi çok basit, ısıtmak istediğiniz her ne ise -su, süt, kahve, sos, çorba, hatta bebek maması?- plakanın üzerine koyuyor, içine rezistans görevi yapan çubuğunu yerleştiriyor, yukarıda plakanın sağ tarafında gördüğünüz minicik düğmeye basıyor ve azıcık* bekliyoruz. Ta daa.

*”azıcık” derken, gerçekten azıcık.

Yüzey herhangi bir şekilde ısınmadığından, çocukların dahi kolaylıkla kullanabilecekleri kadar güvenli; bulaşık makinesinde yıkanabilecek kadar da pratik. Üstelik, şimdiden sayısız ödül kazanmışlar. Haklarıdır, daha da çok kazansınlar.

3.) Hang Bird: Yaşadığınız alanı taciz etmeyen bir kurutma sistemi

Başlık kulağa ne güzel geliyor değil mi? Geliiir, çünkü -eğer kurutma makinesi kullanmıyorsanız- haftanın belli günleri evinizin bazı alanlarının çamaşırlar tarafından işgal altında olması sizin de çileniz.

Oturma odasına mı koysak, öyle daha çabuk kurur? Ya da içeri yatak odasına mı itelesek? Hmm, koridor da fena değil sanki ama o zaman da yan yürümek ve gece çişe falan kalkınca böbreği, dalağı kurutmalıkla delmemek gerekiyor…
Bu evrensel problemin, aşırı basit çözümü için Almanya’ya bağlanıyoruz. Aynı dertlerden muzdaripken, üstelik bir de bebek bekleyen Münihli çiftimiz nefis bir yol buluyor: Koyacak yer yoksa, o zaman havaya asalım?

Gemileri karadan yürütmüş ecdadın torunlarına çamaşırları havaya kaldırmak ne kadar cezbedici görünür, pek emin değilim :p O yüzden kendilerinin belirttiği 5 pratik sebebi de sıralayıp, bu listedeki yerini garantiye almak isterim:

* Direkt tavana asıldığından, yerdeki metrekareden herhangi bir kaybınız olmuyor.
* Kullanılan malzemeler muadillerine kıyasla doğa dostu, üstelik kurutma makineleri gibi elektrik de harcamıyor.
* Belki fizik derslerinden hatırlarsınız (bir edebiyat mezunu olarak, bu cümleyi kurmak benim için ne kadar havalı tahmin dahi edemezsiniz…) ısınan hava yükselir. Dolayısıyla, yukarıdaki çamaşır aşağıdaki çamaşıra göre daha çabuk kuruyor. Diyolla.
* 6 farklı çerçeve, 2 farklı ahşap yüzey, 5 ayrı ip çeşidi ile 60’dan fazla varyasyon imkanı ile tam ihtiyacınız olan versiyonu yaratmak işten bile değil. (Bakın, yazar burada da permütasyon ve kombinasyon ile matematiğe göz kırpıyor.)
* İyi kalpli bir organizasyon olduklarından, Hang Bird’ün üretiminde çeşitli engelleri ve özel ihtiyaçları olan kişilerin istihdam edildiği çalışma atölyeleriyle işbirliği ile üretim yapıyorlar.

4.) Bonjour: Haddinden fazla akıllı çalar saat

7503d0256ee793c67221a8a6ed625be3_original.gif

Birtakım Fransız abiler; bilim, teknoloji ve tasarımı kullanarak “sabahlarımızı daha aydınlık yapmak” için uzun bir süredir kan ter içinde uğraşıyorlar. Sabahın 8’inde havanın hâlâ karanlık olduğu bir kış yaşayan bizler için biraaaz fazla iddialı bir vaat olabilir. Ama üzerinde uğraştıkları son projeye bir göz atalım da kararımızı öyle verelim.

Videoyu izlemeye üşenenler için -çok ayıp!- şu şekilde özetleyebiliriz: Bonjour, hani o 2000’li yıllara geldiğimiz zaman metalik kostümlerle dolaşacağımızı sandığımız yıllarda ancak bilimkurgu filmlerinde ya da Jetgiller’de rastlayabileceğimiz bir şey: sesle kontrol edilebilen, yapay zekalı bir kişisel asistan. Hmm, ya da Siri’nin çalar saat kılığına girmiş daha zeki hali de diyebiliriz…

Evde kendinizden daha akıllı bir alet isterseniz, Bonjour sizi bekliyor.
(Ben de Skynet’i bekliyorum. Pic related.)

landscape-1431110160-terminator.jpg

5.) SOLOSOCKS: Çorap teki kaybetmeye ebediyyen son!

Biliyorsunuz, çoraplar çiftler halinde satılır ama dünyanın her ülkesinde, her ikliminde, her koşulda rahatça yaşayabilen ve çorap tekleriyle beslenen görünmez çorap cinleri yüzünden bu mutlu çiftlerin çoğunun sonu oldukça hazin olur.
Danimarkalı aile şirketi URU Design, insanoğlunun bu sorununa düz mantıklı -ama mantıklı- bir çözüm getiriyor:

Screen Shot 2016-11-28 at 21.18.23.png
Madem çift olarak muhafaza edilemiyor, o halde tek satılsın?

Solosocks, 5’li ya da 7’li paketler halinde satılıyor. Yani satın aldığınızda, çift değil tekler halinde ama birbiriyle KOMBİNlenmesi için tasarlanmış koca bir paket çorabınız oluyor.

Screen Shot 2016-11-28 at 21.12.34.pngTekstil, tasarım ve çevre bilinci bir araya geldiğinde, çorap cinlerini dahi alt etmek mümkün.

6.) Slice Planner: Dijital ajandanıza bağlanabilen ilk defter-ajanda

Screen Shot 2016-11-28 at 21.21.29.png

Yine dertsiz başlarına dert arayan birtakım insanlar oturmuşlar, birtakım icatlar çıkartmışlar. Diyorlar ki: madem insanların %65’i görsel düşünüyor, o halde neden onların kullanabileceği şekilde yaratılmış ajandalar olmasın? Bir de anket yapmışlar ve çoğunluğun günde 9.5 saatten daha fazla saati planlamadığını ortaya çıkarmışlar. (Olaylar California’da geçiyor.)

Tasarımcı, yazılımcı, mühendis, elti, görümce hep birlikte oturup bu iki bilgiyi çarpıştırıyorlar ve ortaya analog saat mantığıyla doldurulacak bir ajanda çıkıyor.
Bu saat arayüzü şeklindeki tasarım, kullananların ayrı ayrı görevlere odaklanmasını ve daha sağlıklı bir zaman algısı kazanmalarını amaçlıyor(muş).
525a50ddd056923bb787627e60c57e03_original.gif
Buraya kadar olanlarda herhangi bir olağanüstülük yok, farkındayım. Ancak asıl mevzu bundan sonra başlıyor. Çünkü bu çizdiklerinizi yalnızca bir uygulamaya taratarak; telefon, bilgisayar, tablet ve sair akıllı cihazlarınızın dijital ajandalarına direkt geçirmek mümkün. Mehhh, etkilenmediniz mi? O halde, deftere not aldığınız her şey de geçiyor desem? Yine mi olmadı? Peki ya, etrafını çembere aldığınız notları otomatik olarak”crop”luyor ve bu şekilde dijital olarak da kaydetmeye ve paylaşmaya uygun hale getiriyor hatta ajandanızdaki herhangi bir yere not olarak iliştirebiliyor desem?

Kabul edin, şimdi biraz etkilendiniz.

4b6780dda0629b8103982b5bc49e2e8b_original.gif

Tasarım, yazılım ve istatistik ile zamanı daha efektif değerlendirmek isteyenler, orijinal İtalyan derisiyle kaplı Slice Planner’ın kickstarter sayfasından çok çok çok daha detaylı bilgiye gark olabilirler hatta dilerlerse, bu linkten deneme sayfasına ulaşabilirler.

7.) A Good Plan: Hayatınızı organize etmede Alman kalitesi

Yukarıdaki uzay teknolojisinin, roket biliminin aksine size hiçbir yere bağlanmayan ama “iyi bir plan” yapmanıza yardımcı olmak iddiasıyla var olan bir girişimi de tanıtmak isterim: A Good Plan.
Eğer konumuz günleri ayları yılları en verimli şekilde organize etme mühendisliği ise, Alman disiplini ve verimliliğinin soğuk ama kullanışlı kollarından başka nereye koşacağız? Hayır yani sadece soruyorum…

Screen Shot 2016-11-28 at 20.42.29.png

Kendi Almanlıklarıyla tatlı tatlı dalga geçmeleriyle dolu olan kickstarter kampanyalarının mizahını buradan örneklerle hakkını vermem mümkün değil. Ama aşağıda gördüğünüz iki tatlişko insan diyor ki, özetle: Biz bilmem ne uzmanı ya da ihtimam guruları değiliz. İş hayatında gün planlamak ve kayıt tutmak konusunda var olan yöntemlerle zorlanan iki girişimciyiz. Bu konu hakkında kafa patlattık ve ortaya A Good Plan çıktı.

Screen Shot 2016-11-29 at 20.59.17.png

Kişisel hayatın da en az iş kadar önemli olduğunun altını çizmek için, Cumartesi ve Pazar’ın da standart hafta dağılımına dahil edilmesi; buram buram Bavyera kokan Pretzelli ajanda görsellerinin altında “Merak etmeyin, her şeyi İngilizce’ye çevirdik” diye şakayla iç rahatlatmaları; kolaylık olsun diye iş ve kişisel olarak ayırdıkları not bölümünün eğer bize uymazsa üzerini çizebileceğimiz şekilde olmasına “Çünkü bu sizin hayatınız ve kimse size ne yapmanız gerektiğini söylememeli, Alman bir ajanda bile!” diyerek yaptıkları açıklamaları falan filan derken, benim onlara puanım dohuz.
2017’ye sayılı zaman kaldığı şu günlerde güzel bir hediye olabilir demeye niyetliydim ama sanırım ülkemize gönderim şimdilik yok :/

Screen Shot 2016-11-29 at 20.58.04.png
“Kullanmasanız da, instagram’da çok şık duruyor; üstelik gören insanlar da kıçınızı topladığınızı düşünürler böylece.” diyor. Bizde bu işi Kürk Mantolu Madonna yapıyor senelerdir ama A Good Plan’e de bir şans vermek isterseniz…

Ne dersiniz, birbirinden farklı disiplinlerden insanların bir araya gelerek çözdükleri sorunlar ve yarattıkları çözümler; en az, bir ergen oğlanın yakıp yıktığı gezegeni kurtarmaya çalışan Avengers kadar muteber sayılmaz mı?

Kapak fotoğrafı: Gettyimages
Diğer görseller, projelerin kendi sayfalarından.

Yazar: sothyz

sevdigim seyler, sevmediklerimden az.

7 thoughts

  1. Yazı beni fizik ve matematik açısından çok tatmin etti öncelikle bunu belirteyim (bknz. Hang bird) MIITO daha okurken sahip olmak istediğim bir ürün <3 ama sanırım beni en çok heyecanlandıran Bonjour oldu, keşke benim olsa…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s