Neden bazı garip hislerin adı yok?

Aslına bakarsanız var, çünkü bu hayatta The Dictionary of Obscure Sorrows var. Obscure Sorrows’da, üzerine hiç kafa yormadığınız, his olacağını bile düşünmediğiniz hatta başkalarının da yaşayabileceğine hiç ihtimal vermediğiniz bazı “garipliklerin” adını öğrenmeniz an meselesi. Tabii eğer sitenin adının depresifliğini ve cennette geçen 4 dakikalık kelime açıklama videolarını görmezden gelmeyi başarabilirseniz. İşte, napalım herkesin bir kusuru var.

Alt tarafı kelime uyduran bir siteye neden bu kadar tantana yapıyorum? Çünkü adının ne konduğundan, daha iyi bir isim düşünülebileceğinden, o ismi ezberleyip ezberleyemeyeceğimizden bağımsız olarak bu garip hislerin adının konması, kavramsal olarak meşruluklarını kabul etmek anlamına geliyor. Böylece onlar da başkaları tarafından da yaşanan gerçek hisler mertebesine terfi ediyorlar. Bizim de o şekilde hissettiğimizde kendimizi garip, deli, marjinal ya da *orijinal* hissetmemize gerek kalmıyor. Ayrıca “bibenmivarım”cılarla savaşta da dev hizmet: Hayır, öyle şeyler hisseden bi siz değilsiniz, bakın adı bile var  -_- Bibenmivarcımcıları daha yakından tanımak için Ozanako’nun ibret niteliğindeki yazısına tık tık

Bu durumda benim üzerime düşen de The Dictionary of Obscure Sorrows arşivinden en sevdiklerimi siz muhterem Mahmutterlerin beğenisine sunmak.

O zaman başlıyorum.

Lachesis: Fırtına, afet gibi olağanüstü olaylar sonrası hissedilen berraklığa duyulan özlem. Sırf o berraklığa kavuşabilmek ve monoton giden hayatımıza bir ilginçlik katabilmek için olağanüstü bir olayla karşılaşmayı bile canı gönülden istemek de bahsi geçen özleme dahil. Lachesis’inizi biraz uzakta oynar mısınız lütfen sonra fırtınalarımız çarpışıyor?

Vemödalen: Yapmak istediklerimizin daha önce zaten yapılmış olduğunun endişesi. Çekmek istediğiniz fotoğrafların, söylemek istediğiniz sözlerin, aklınıza gelen fikirlerin, yazmak istediğiniz hikayelerin, cevaplarını bulmak istediğiniz araştırma konularının, hepsinin daha önce yapılmış olma ihtimalinin alttan alta sizi, bizi, hepimizi iğnelemesi. Kadim dostum.

Sonder: Sokakta yanımızdan geçen tanımadığımız insanların, hayatımızda hiç görmediğimiz ama dünyada bir yerlerde yaşayan ya da bir zamanlar yaşamış olan herkesin aynı bizimki gibi karmaşık, kanlı canlı, gerçek bir hayat yaşıyor olduğunu fark etme. Bundan böyle bir büyülenme, şaşırma. Düşününce gerçekten de bir tuhaf.

Ambedo: Bir anda sanki tüm duyularımız sınıf atlamış gibi etraftaki her türlü uyaranı en ince ayrıntısıyla, aşırı derecede canlı hissetmeye başladığımız melankolik trans hali. Ağaçların hışırtısı, kuşun kanat çırpışı, evdeki kedinin tıkırtısı gibi her şeyi normalden çok daha detaylı duyumlama. Anlık olarak böyle hissetmek güzel olsa da uzun vadede oldukça yıpratıcı, beyin boşuna mı filtreliyor bunları ama?

Adronitis: İlgimizi çeken biriyle tanıştığımızda, o kişi ile yakınlaşabilmek ve gerçek bir ilişki kurabilmek için uzun zaman beklememiz gerektiğini fark ettiğiniz an o her şeyi hızlandırmak isteme sabırsızlığı ve “Ya yakınlaşmazsak” endişesi.

Monism: Belli bir anda, sadece tek bir yerde olabilme kapasitesine sahip fani bedenimiz sağolsun dünyanın bize sunduğu milyarlarca ihtimalden çok çok azını deneyimleyebilecek olduğumuzu fark etmek. Böyle büyülenmeyle karışık hafif burukluk soslu. Gözlerimiz yaşlı, dağılabiliriz.

Chrysalism: Dışarıda fırtınalar koparken bizim sıcak evimizde sağlam, sağlıklı ve huzur içinde olmamızın verdiği keyif, dinginlik. Hygge sensen 3 kere masaya vur.

Enouement: Gelecekten, geçmişte bir konunun akibetiyle ilgili meraklanan ve endişelenen kendimize haber verebilme isteği. Hmm tamam.

Hanker sore: Birini öylesine beğenmek, öylesine çekici bulmak ki sonunda bu hayranlığın bizi kızdırması.

Ellipsism: Bu birazcık hüzünlü. İnsanın bazı şeyleri görecek kadar uzun yaşayamayacağını fark ettiğinde göğsüne oturan o fil. Örnek bulamadım, bilim o kadar hızlı ilerliyor ki eminim seneye bile hayatta aklımıza gelmeyecek neler neler gerçekleşir. O yüzden ben Obscure Sorrows’un örneğine sadık kalayım ve mesela yeni doğan torununun büyüdüğünü görememe ihtimalini fark eden büyükanne diyeyim. Belki görür nereden biliyorsun Obscure’cuğum, ayıp değil mi?

Hal böyleyken böyle Mahmutters. Daha fazlası için The Dictionary of Obscure Sorrows sizi bekler.

Yazar: gemiolanbeagle

Neden? İşte çünkü evrim.

2 thoughts

  1. bundan yıllar yıllar evvel okulda, kantinde, ders molasında hanker sore denen hissi yaşadım dibine kadar. “bu kişiye aşık olan insana allah kolaylık versin, çekeceği var” dedim kendi kendime. sonra da o kişiye aşık oldum.

    kendi obscure sorrowlarımı kendim yapıyorum gördüğün gibi canım beagle. çünkü DIY.

    Liked by 2 people

  2. let the great world spin isimli romanın girişinde benim ense kökümü diken diken yapan şu cümle vardı:
    “all the lives we could live, all the people we will never know, never will be, they are everywhere. that is what the world is.”
    galiba soner ile monism’in birbiriyle karışmış halini anlatıyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s