Mutlu Bir Mutsuzluk Yazısı

wp-1484505077146.jpg
Dortmund’daki evin banyo fayanslı metro durağı

Almanya’nın o küçük, eski madenci-yeni öğrenci şehrinde bir hafta geçirmeyi planlarken tek amacım arkadaşımla, onun yeni düzeninde, eskiden İstanbul’da yaptığımız gibi zaman geçirmekti. O bir haftanın hayatıma bu denli etkisi olacağını tabii ki tahayyül edemezdim.
Mecidiyeköy’de çalışmanın bana verdiği yetkiye dayanarak İstanbul’dan bıkmıştım. Trafik ve kalabalık birer kavramdan öte, içinde boğulmamak için ne yapmam gerektiğini bilmeden öylece durduğum bir bataklıktı. Hal böyle olunca, akılları benimkinden evla olan insanların çok sıkılacağıma yorduğu bu bir hafta, köpükler gibi hafif ve bir puff ile uçarak geçti.

Dortmund’da bir hafta geçirme kararı alan yarım aklım ve ben, şehre sabaha karşı vardık. Uyku ve kahvaltı faslından sonra dışarı adımımı atmamla şehri sevmem bir oldu. Noel tatili sebebiyle iyice boş kalan bu küçücük öğrenci şehri, terkedilmiş gibiydi. İstanbul’a döndüğümde bu durumu “Sokakta yürürken insanlara çarpmıyorsun çünkü sokakta insan yok!” diyerek coşkulu bir sevinç ile anlatacaktım. Sokakta insan yok dediğime bakmayın. Noel pazarı ve şehrin çarşısı, indirim ve tatil sebebiyle insan akını altındaydı ama bunun şimdiki konumuzla ilgisi yok. Konumuza dönecek olursak, benim için hem beraber yaşamayı özlediğim arkadaşıma kavuşma; hem de mükemmel bir arınma oldu. Üstelik üç farklı evde üç farklı tarzda Noel yemeği yedik. Hatta bir tanesi yakın bir köydeki çiftlik evinde, Alice’in Harikalar Diyarı’nda konuk olduğu masa gibi upuzun, kalabalık bir masadaydı. Özellikle o gün, masal karesi içindeymişim gibi hissettiğimi hatırlıyorum.

Dortmund ziyaretimin güzel geçmesi felaketim oldu. Felaket dediğime bakmayın; kahretmek yerine iyi ki diyeceğim bir felaketti. 1 Ocak günü uçağa atlayıp İstanbul’a döndüğümde içim bomboştu. Kabullenmemek için kendimi uyuttuğum o gerçeğin pis pis sırıtmasına engel olamıyordum: Berbat bir yerde, berbat koşullarda yaşıyorduk ve bizim için umut yoktu.

1 Ocak 2014’ten sonra iki yıl boyunca kendimi bir tepeden aşağı yuvarlanırken izledim. İşte, evde, insanlarla ilişkimde sürekli sıkıntı vardı. İşin kötüsü “Bakın ben galiba depresyona giriyorum.” diye uyardığım insanlar bunu ciddiye almadı. Bir sebepten, mutsuz olma hakkım elimden alınmıştı ve benim zaten halledeceğim söyleniyordu. Arada iyi şeyler olsun diye çabaladığım da oldu ama doğruya doğru: Halledemedim. Depresyon muydu bilmiyorum ama hayatımın en uzun süreli karanlık dönemini yaşadım.

Her şey, Orhan Veli’nin Birdenbire şiirindeki gibi oldu. O’nun şiirleri gibi yaşama sevinci dolu ve birdenbire. Birdenbire işyerinden, tam da istediğim koşullarla çıktım. Hava güneşliydi, Eylül’ün başlarıydı. Yürüdüm. Yıllardır hep kapalıyken önünden geçip iç çektiğim Ihlamur Kasrı’na gittim. Yediğim tost, çayın rengi hâlâ aklımda. Bir de, yine birdenbire, niyet ettiğim iş için kursa yazıldım. Eylül sonu geldiğinde ise eskisi kadar sabırlı, güleryüzlü bir insandım. Hatta kendiliğinden 2-3 kilo bile vermiştim! Evim temizdi. Tavşanım mutluydu. Birdenbire yine olan oldu, mutsuz ilişkiler kurduğum insanlar çıkıverdi hayatımdan. Sizi yargılamasın diye mutluluğunuzu paylaşamadığınız yakın arkadaş olur mu zaten? Olmadı. İlişkilerim de çamaşır suyuyla ovalanmış gibi pırıl pırıldı. Öte yandan, birdenbire aşık oldum. Gerçi aşkın başka türlüsüne de denk gelmedim ya… Tuzla’da bir restoranda O’na sarıldığım gün, nihayet tüm taşlar yerine oturmuştu.

Dortmund’a gideli 3 yıl oldu. Düşüncelerim değişmedi: Berbat bir yerde, berbat koşullarda yaşıyoruz ve bizim için burada kaldığımız sürece umut yok. Sadece artık mutsuz değilim.
Dortmund bana hayatımın en karanlık günlerini verdiği gibi, son bir yıldır da en aydınlık günlerini veriyor. Sevdiğim işi yapıyorum. Sevdiğim adam yanımda. Etrafımda geçmişten gelen bir sevgi yüzünden katlandığım arkadaşlar yok. Evime ve mutfağıma doyduğum; elimden geldiğince gezdiğim; en önemlisi kalabalıktan ve trafikten uzak kaldığım 9 aylık bir tatil yaptım. Bir de bir şey söyleyim mi? İşten ayrıldığım günden bu yana, sadece mutlu olarak (tamam, bir de ev yemeği yiyerek) yaklaşık 20kg verdim. Tabii ki mutsuz olduğum, evin kapısından girer girmez ağlamaya başladığım zamanlar oluyor. Hiçbir şey olmasa, yine bir bomba patlıyor. Fakat, toplama ve kişisel gündemime bakıldığında akıl sağlığımı koruyabilecek durumdayım ve bunun değerini biliyorum.
Geleceğim içinse elimden geleni yapıp, yaptıklarımı gerektiğinde kullanmak üzere istifliyorum. Kim bilir? Belki daha mutlu olacağım bir şehre bile gidebilirim!

Yazar: zapbeeblebrox42

if i ever meet myself, i'll hit myself so hard i won't know what's hit me.

9 thoughts

  1. kalabalıktan bıktım. kabalıktan, yapaylıktan, yalandan, avuç içi kadar sandviçlere 15 lira vermekten bıktım. tarihler ve yerler farklı. duygular hatta bazı olaylar birebir aynı.
    okudum; yalnız değilmişim dedim. gözüm doldu, kalbim ezildi.
    2 ocak’ta verdim istifamı. ihbar süresinden geriye sayım başladı. o demli çayı içeceğim anı bekliyorum, az kaldı…

    Liked by 2 people

  2. Dortmund, benim çok yakın bir arkadaşımın yaşadığı ve Eindhoven’da yaşarken çok sık ziyaret ettiğim bir şehirdi. Arkadaşımla aramızda “lan senin şehrin mi daha çirkin benimki mi acaba?” geyikleri yapıp halimize acırdık biraz. Yine de trenlerde, iki şehrin arası 100 km olmasına rağmen, 3 aktarma yaparak falan giderken çok mutlu hissederdim kendimi. Senin yazında bahsettiğin “o” şehrin Dortmund olmasına başta çok şaşırdım, sonra da neden olmasın dedim kendi kendime. Eline sağlık.

    Liked by 2 people

    1. Aslında olayın şehirle tek alakası kalabalık olmaması. Gerisi arkadaş terapisi. =)) Yozgat da olabilirdi mazallah.

      Beğen

  3. Yollar, kırlar, kediler, insanlar birdenbire oldu diyor Orhancığımız ama unuttuğu ya da tamamlamayı bize bıraktığı şey şu: uzun mutsuzluklardan sonra gelen mutluluklar da birdenbire oluyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s