Unutmuyoruz

“Ben çocukken, Emsan Sitesi numara 11’de oturduğumuz evimiz Bahriye Üçok Caddesi’nde yer alıyordu. Bahriye Üçok kim bilmiyordum, ama soyadı hoşuma gidiyordu. Acaba kimdi? Yüzü nasıldı? Ne iş yapıyordu? Bilmiyordum, dedim ya, soyadı hoşuma gidiyordu ve bence iyi biriydi.

Sonra öğrendim ki Bahriye Üçok, benim doğumumdan 3 yıl sonra, 1990 yılında, bir kitap paketinin içine yerleştirilmiş olan bombanın patlaması sonucu bir suikaste kurban gitmiş, canına kıyılmış bir tarihçi ve siyasetbilimciydi. Bir aydındı.

Sene 1993. 6 yaşımdayım. Komşumuz Mine, oğlu Tuna’yı doğuruyor. Tuna doğarken, Bodrum’dan kilometrelerce uzakta, Ankara’da bir adam öldürülüyor. Biz “Uğurlar olsun,” diyoruz, annem ağlıyor, babam ağlıyor, herkes ağlıyor. Ben de ağlıyorum, yazı yazmayı yeni öğrenmişim, elimde kalem. Kalemi kırılan bir adama ağlıyorum.

Sonra Onat Kutlar (edit: Onat Kutlar,PKK tarafından Cafe Marmara’ya bırakılan bombanın patlaması sonucu hayatını yitirdi, yani ‘suikast’ demek doğru olmayabilir. Teşekkürler Derya.), sonra Metin Göktepe, sonra Ahmet Taner Kışlalı… Ülkemizde “aydın suikastleri” sayısı epeyce fazla biliyorsunuz.

Utanç içindeyim bunu yazarken. Sabah yürüyüşe çıktım, Agos’un önünden geçtim. Sanki üstüne gazete serilmiş, ayakları dışarıda kalmıştı. Ben unutamıyorum. O insanların ailelerinin, dostlarının, fikirdaşlarının çektiği acının bedelini kimsenin ödemeyişine, devletin her şeyin farkında olup da hala çocuk oyalar gibi herkesi oyalamaya çalışmasına, birilerinin bu insanların kitaplarına, arabalarına bombalar koyup, sırtlarından vurup sonra da “buhar olup uçmalarına” katlanamıyorum.

Processed with VSCOcam with f2 preset

Başbakan bir gün “Afedersiniz ne Rumluğumuz, ne Ermeniliğimiz, ne Yahudiliğimiz kaldı.” demişti, hatırlarsınız. Ben de -afedersiniz- anneden Ermeniyim. Bizim evde, özellikle de benim anlamamı istemedikleri konularda hep Ermenice konuştu büyüklerim. Sevgi sözcüklerini ise hep bildim. “Ahçig, ahparik” eksik olmazdı dillerinden beni severken. Bugün, 19 Ocak 2013 tarihinde, suikaste uğrayışının 6. yılında ben diyeceğim bunu hiç tanışmadığım bir adama.”

 

Processed with VSCOcam with f2 preset

 

Bu yazıyı Başucumuzda Kitap‘a yazdığımdan beri ne değişti diye düşündüm tekrar okurken. Bugün arkadaşlarım Agos’un önündeler. Ve ne değişti? Hrant Dink’in ‘aramızdan ayrılışı’nın değil, ‘katledilişi’nin üzerinden tam 10 koca yıl geçti. Biz yine unutmuyoruz, unutmayacağız.

Buradayız Ahparig!

(Yazının görselleri bana, yani The Mahmut’a aittir. İzin almadan kullanılmaması rica olunur.)

 

One thought

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s