İçim ürperiyor, ya bırakırsa?

Yazı: Ulaş Bayram

Roger Federer’i tanırsınız. Ömür boyu bale yapacakmış da yanlışlıkla sporcu olmuş edasıyla tenis oynayan adam. İşte o adam bu yaz 36 yaşına giriyor ve hepimiz biliyoruz ki kaçınılmaz son gittikçe yaklaşıyor.

Tenis sezonunun ve yılın ilk Grand Slam turnuvası Avustralya Açık’ın başladığı şu günlerde, ben de dahil birçok tenisseverin aklının köşesinde, kaçmak istediği bir soru var: Tenis tarihinin en iyi oyuncusu sayılan, bu nedenle GOAT da denilen (hayır keçi değil, Greatest  Of All Time), her hareketi manşet olan ve her sene en sevilen oyuncu seçilen Roger Federer’in tenisi bırakma ihtimali.

Kendisi bu emeklilik iddialarını şiddetle reddetse de gerçeklerden kaçış zor. Uzun tenis kariyeri boyunca hiç vermediği kadar büyük bir ara verdi Federer. Son altı ayını kortlardan uzak geçirdi. Buna sebep olan ise bir diz sakatlığıydı. Yine daha önce hiç yaşamadığı şekilde, banyoda çocuklarıyla vakit geçirirken hafif yana dönmesiyle dizinden gelen çıt sesinin habercisi olduğu kıkırdak yırtığı… Geçen sezonun ilk yarısı bu yüzden heba olmuştu belki ama işin kötüsü durum iyiye de gitmiyordu.

Wimbledon yarı finalinde, yükselen yıldız Raonic’e kıl payı kaybettiği maç sonrası bir karar aldı. Sezonun geri kalanını dinlenerek geçirecekti. Yani Amerika Açık ve olimpiyatlarda olmayacak. Bu, başka tenisçiler için normal görünebilir ama Federer’in son 17 senede sadece bir kez Grand Slam kaçırdığı ve yılda bunlardan 4 tane olduğu düşünüldüğünde istikrarın boyutunu açılan gözbebeklerinizde hissedebilirsiniz. Katılamadığı ise yine 2 ay önceki Fransa Açık’tı.

screen-shot-2017-01-20-at-11-38-35
Getty Images

Sadece tenis değil spor tarihinde eşine az rastlanacak şekilde kendi çağını domine etti. 7 Wimbledon, 5 Amerika Açık, 4 Avustralya Açık, 1 Fransa Açık olmak üzere toplam 17 Grand Slam kazandı. Ona en çok yaklaşan oyuncular Sampras ve Nadal 14’er şampiyonluğa sahip. Djokovic ise 12. (Ek: Ben bu yazıyı hazırlarken 2.turda Djokovic Avustralya Açık’a veda etti. 17’ye ulaşmanın ne kadar zor olduğunun bir göstergesi daha…)

Bu Slam’lerin 27 tanesinde final, 40 tanesinde yarı-final oynadı. Toplamda 302 hafta dünya 1 numarasında kalıp, bunun 237 haftasını aralıksız (consecutive) zirvede geçirdi. Rekorların daha fazlasına burada girmeye gerek yok. Zira sayfalar yetmeyecek. Rekorlar gün gelir kırılır. Belki zamanla başka birine bile tarihin en iyisi denebilir. Ama İsviçreli efsanenin başka bir özelliği var ki hep akıllarda o kalacak.

screen-shot-2017-01-20-at-11-39-00
Getty Images

Federer, tenisin güç çağının başladığı günümüzde, eski şampiyonları hatırlatan estetik tenisi temsil ediyor. İdolunun Sampras olması bu yüzden. Muazzam tekniği bir yana, oyun zekası, müthiş fundementali ile saf bir yetenek sunuyor bize. “Güzel oyun” tabiri sanki onun için bulunmuş. Hareketleri bir baletin sahnede süzülmesini andırıyor. Backhand smaç, tweener (bacak arası vuruş), ani drop shot ya da fake shot gibi tenisin en zor öğrenilen hareketlerini çok kolaylıkla maçın her anında, en baskı hissettiği zamanlarda bile uyguluyor. Sanki spor değil sanat icra ediyor.

“Böyle oynamanın nasıl bir his olduğunu anlayabilmek için bir günlüğüne bile olsa onun yerinde olmak isterdim” demişti bir keresinde yedi Grand Slam şampiyonu ve Eurosport yorumcusu Mats Wilander. Belki öyle oynamanın verdiği hissi hiç bilemeyeceğiz; ama onu izlemenin bizi nasıl şansı seyirciler yaptığını biliyoruz. Uzun zamandır Grand Slam kazanamasa da her zaman oyunuyla zevk veriyor. Sakatlıktan sonraki ilk Grand Slam’inde, 2017 Avustralya Açık’ta, gerçekten zorlayıcı bir 3. tur maçı yapacak Tomas Berdych ile bugün. Bir çıkış yakalarsa belki yeni bir Grand Slam kazanabilir. Elenirse de maçın güzelliği ile kendimizi avuturuz. Gönlümden son bir kez daha Wimbledon’ı kazanması geçiyor.

Basketbolda Jordan, Formula1’de Schumacher, Snooker’da Ronnie O’Sullivan ne ise, tenis için de Federer o. Buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum. Umarım biraz daha onu izlemeye devam edebiliriz. Çünkü o gidince tenis bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak.

screen-shot-2017-01-20-at-11-39-18
REUTERS/Alex Livesey/Pool

Kapak görseli: Getty Images – Julian Finney

Save

One thought

  1. konuk mahmut’umuzun ellerine sağlık! açıkçası hiperaktif bünyem tenis maçlarını fazla mükerrer bulduğu için hiç sebat edip izleyemiyorum ama bu yazıdan sonra benim de içim ürperdi: ya kimbilir neler kaçırıyorsam?

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s