Yeldeğirmeni’nde minik bir kahvaltı cenneti: bop!

Sevgili midesine düşkün, hele hele kahvaltı etmeye bayılan, her sabah özenle kahvaltısını hazırlayan Mahmutseverler,

Müjdeler olsun ki, İstanbul’da hem lezzetli hem de uygun fiyatlı kahvaltı edebileceğimiz bir yer keşfettim bu hafta. Aslında pek de ‘keşif’ sayılmaz çünkü adını daha evvel 1532 defa duymuş ancak bir türlü yolumu düşürememiştim. Kahvaltı gerçekten mühim bir öğün bizim iki kişilik çekirdek ailemizde. Erkek arkadaşım her sabah önce tuzluları (yazdan hazırlanıp kavanozlara doldurulmuş mis gibi domateslerle yapılan omleti unutmayalım), ardından tatlıların (bal ve taho&pako ikilisi, zaman zaman da annemin şeftali reçeli) da gönlünü alarak kahvaltı faslını bitirir. Ekmek ekşi mayalı, bal organik, Ayvalık’tan aldığımız Kürşat zeytinyağının üzerine biraz pul biber, biraz kekik, az biraz da dövülmüş keten tohumu. Mis!

Korkmayın, her kahvaltı sevdalısının hayatı boyunca en az bir kere instagramda paylaştığı o meşhur Cemal Süreya sözünü de buraya iliştirmeyeceğim. Ama kahvaltı bizim için önemli bir mesele, bunu açıklığa kavuşturduğumu sanıyorum.

Yeldeğirmeni’nde, Duatepe Sokak’ta yer alan ufacık tefecik, içi dolu turşucuk bir mekanda, yani Breakfast of Pan’da (bop! da diyebiliriz) evde ettiğimiz kadar rahat ve güzel bir kahvaltı ettik geçtiğimiz gün. Ben öncesinde bir mini kahvaltı yapmıştım: kruvasan, bal ve meyveler, yanında da filtre kahveyle (merak eden olursa, hepsi 12 TL tutmuştu ve çok lezzetliydi). Ama aklım o bagel arası yumurtada, o güzel tatlılarda kalmıştı. O yüzden Pazar sabahı kahvaltımızı (üst kat komşumuzun da aynı gün temizliği olması sebebiyle) dışarıda yapmaya ve bop!’a gitmeye karar verdik.

Processed with VSCO with f2 preset

Dediğim gibi, minik bir mekan burası. Bir adet uzuuuuun masa (ki ben hafta içi çalışmaya da çok uygun olduğunu düşünüyorum), iki tane de iki kişilik masaları var içeride. Bir de bahçesi var, ama artık baharın gelmesini bekleyeceğim dışarıda oturmak için. İlk bahar geldiğinde beni orada bulabilirsiniz! Ayrıca sigara içenler ya da “Ay kahvemi de sokağı teftiş ederken içeyim,” diyenler için mekanın dışında bir de bank var. (Bakınız yukarıdaki fotoğraf.)

Processed with VSCO with f2 preset

Menüden biraz bahsetmeden evvel, çalışanların ve mekanın sahibesi Dicle Hanım’ın güler yüzlü ve hızlı hizmetlerinin bir Pazar sabahı aç, hafif mendebur ve üşümüş müşterilere (yani bize) ne kadar iyi geldiğini söylemeden geçmeyeyim. Bir kere ‘beklemek’ diye bir şey pek yok. Biz oturup, sipariş vereceğimiz sırada oldukça büyük bir grup da sipariş vermeye hazırlanıyordu. “Ay, bizim kahvaltı sona kalacak, dona kalacak,” diyorduk ki, hoop, hemen bizim siparişler alınıverdi. Üstüne de masaya zeytinyağı ile bop!’un küçük paketlerde de satın alabileceğiniz kıtırlarından geldi. Siparişlerin gelişi ile içeceklerin masaya ışınlanmaları bir oldu; böylece önce kahvaltıyı, ardından soğumuş /çayı kahveyi içmek zorunda kalmadık. Ben yumurtalı ve beyaz peynirli bagel denedim, Original yumurta çeşitlemelerinden biri olan Konya tulumlu, kuru domatesli ve otlu yumurtayı da kibar eşlikçim denedi. İkisi de çok güzeldi; simittir, ekşi maya ekmektir, bunlar zaten geliyor. Onu saymıyorum. Bir de, elbette tatlıyla bitirmek için, bal kaymak söyledik. O da pek güzeldi.

Bir ara Van kahvaltıcıları çok revaçtaydı, sıkış tepiş oturur, bin tane şey yerdik. Artık yaşın ilerlemesinden midir, niceliği daha az olsa da niteliği daha kaliteli besinler tüketmek daha çok hoşumuza gidiyor diye midir bilmiyorum, tıka basa doymadan, ama gayet güzel de doyarak tamamladık kahvaltımızı. Filtre kahvem güzeldi, yanında gelen sütlük ise “Seramik dersimde kesinlikle benzerini yapacağım,” dedirten bir tatlılıktaydı.

Processed with VSCO with f2 preset

Processed with VSCO with f2 preset
bkz. dünyanın en tatlı sütlüğü.

Processed with VSCO with f2 preset

Bitki çaylarının, karışımlarının methini duymuş olmama rağmen henüz deneyemedim. Bir de tabii ki aklım Tiramisu di Karina ile balkabaklı kupta kaldı; artık onları da başka bir vakit, tatlı krizim tavan yaptığında denemeyi planlıyorum.

Müzikler rahatsız etmiyor, zaten çalışanlar o kadar pozitif ki, etse ve söyleseniz saniyesinde onu da ayarlarlar, emin olun. Ben ilk gittiğim sabah ortamı çalışmaya, bir şeyler okuyup yazmaya da çok elverişli buldum. Benden başka biri daha vardı ve o da bilgisayarında harıl harıl çalışmaktaydı. Huzurlu bir mekan pan!. Ve ettiğiniz kahvaltının lezzetine rağmen, gelen hesap İstanbul’daki kahvaltıcılardan alışkın olduğunuz fiyatlardan çok daha uygun.

Processed with VSCO with f2 preset
canım katmer çekti şimdi buna bakınca.

Processed with VSCO with f2 preset

Kahvaltınızı ettiniz, çayınızı kahvenizi içtiniz, içerideki dergilerden kitaplardan bir şeyler karıştırdınız ve artık ayrılık vakti geldi. Hesabın yanında gelen mandalinayı da yedikten ve Dicle Hanım’la ayaküstü sohbet ettikten sonra, bundan sonra haftada bir gün evde kahvaltı hazırlamakla uğraşmayıp, bir minibüsle (hatta güzel havalarda bisikletle) buraya kahvaltıya geleceğimden emin oldum. Yolunuz Kadıköy taraflarına düşerse ya da yalnızca güzel bir kahvaltı etmek isterseniz bop!’u bir deneyin derim.

Adres: Rasimpaşa Mahallesi, Duatepe Sokak, No 4/D, Kadıköy, İstanbul

Telefon: 0216 7001086

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s