Bu neyin laneti?

hayirsiz_adanin_kopekleri2

Kötü giden öyle çok şey var ki, insan birinin ucundan tutmak istiyor. Ben de kendi hesabıma bana ayrılan sürede, hayvan arkadaşlarımız için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz yılda canımızı çok acıtan  korkunç gündem maddesinde olduğu gibi: Sesi olmayanın sesi olmak zorundayız.

Geçtiğimiz aylardan birinde, sokağımızın üç köpek komşusundan en yaşlısı olan Kurt’un ön patilerinden birine basamadığını farkettik. Arabanın kapısını açtığım anda heyecanlanan çocuğu paket yapıp soluğu veterinerde aldık. Patisinin içinden cam kırıklıkları çıktı. Sokakta yaşamanın zorlukları diye camları çıkartıp, kendisini bandajladık ve sokağımıza geri döndük. Ertesi gün akşam, arka patisine basamadığını farkettim. Yeniden veterinere gittiğimizde, bu defa patisinde çok derin bir kesik olduğunu farkettik. Adeta fazladan bir parmağı daha olmuştu. Bir tesadüf, iki şaibe diyerek eve döndüğümüzde; bu üçlünün yattığı iki apartman arasındaki biraz korunaklı atıl alana yüzlerce cam kırığı atıldığını gördüm. Bu köpekler soğuktan, yağıştan, insandan, arabadan korunmak için kuytuya giremesin diye atılmış cam kırıkları. Bir asır sürdürülmeye yemin edilmiş bir lanet. Lanetin eski adı ise Hayırsız Ada Katliamı.

Son dönemde sıklıkla karşılaştığımız, insanların sokak hayvanlarına karşı tahammülsüzlükle karışık merhametsiz davranışları, aslında babadan oğula geçen bir zalimlik zinciri gibi. Bir arada yaşamın mümkün olmadığını savunan, sokak köpeklerinin nüfus planlamasını kısırlaştırma yoluyla yapmaya bütçe ayıramayan şehir idaresi; Sultan V. Mehmet Reşat döneminde ve onun kararıyla; çareyi geçtikleri yüzyılda 2.Mahmut’un, Abdulaziz’in seçtiği yoldan giderek, “gözden uzak, vicdandan da uzak olur” mottosuyla İstanbul’un güzel ve zavallı köpeklerini toplatarak Sivriada’ya (namını sonuna kadar hakeden Hayırsız Ada’ya) yollamakta bulur. Köpekler, son derece ilkel ve can acıtıcı şekillerde yakalanır, hendeklerde günlerce bekletildikten sonra teknelere adeta tıkıştırılarak Hayırsız Ada’nın yolu tutulur. İstanbul artık sokaklarında namı dünyanın öteki ucuna kadar gitmiş olan, insanıyla arkadaş sokak köpeklerinden yoksundur. Daha önce Pastör Enstitüsü’nün başında yer alan vicdan ve ahlaktan yoksun Dr. Paul Remlinger’in “köpekleri et, kas, kemik ve kürkleri için kilo ile satın alma” teklifine evet diyen ancak halkın tepkisiyle karşılaşan devlet; bu sefer işi şansa bırakmamaya kararlıdır çünkü.

oxias-sivriada-lepetitparisien-jul31-1910

Hiçbiri kısırlaştırılmamış, Temmuz ayının ortasında denizin orta yerinde aç/susuz ölüme terkedilen köpeklerin halini anlatmak için kelimelerin anlamsız kalacağını biliyoruz, yine de bu konuda susmayı tercih etmeyen Fransız karikatürist Sem’in dilinden betimlemelerle olayın korkunçluğunu zihnimize kazıyabiliriz:

“Dayanılmaz derecede sıcak bir gündü. Güneş denizin mavisini yok etmişti. Sıcağın etkisinden uzaklaşmak için kabinime çekildim. Bir süre dalmışım. Rüyamda kötü şeyler gördüğümü hatırlıyorum. Uyandığımda vapur durmuştu. Hemen kalkıp güverteye attım kendimi. Havada fena bir koku vardı. Sonra kaptan köşküne arkadaşlarımın yanına çıktım. Her biri mendilleriyle burunlarını tutuyordu. Kamaralarının pencerelerini, kapılarını kapadılar. Bir mil uzakta bitkiden mahrum, yalçın bir kayadan ibaret olan ada görünüyordu. Güneşin parlak ışınları görüşümüzü etkilediğinden üzerinde bulunan hayvanları önce fark etmemiştim. Sanıyordum ki bu ada üzerinde taşlar hareketli büyük bir kütle halinde çalkalanıyor. Yalçın kayanın üstünde köpekler karınca gibi kaynıyordu. Güneşten kavrulmuş halde serinlemek için var güçleriyle suda yüzüyor, son takatlerine kadar suda kalmak istiyorlardı. Bazısı cesetlerden bir parça et koparmaya çalışıyor, bazısı sığınılacak ufak bir gölge arıyor, diğer bir kısmı da adeta delirmiş gibi oraya buraya koşuyordu. Seslerini şimdi tam olarak duyuyorduk. İşittiğimiz bu feryatlar köpek havlaması değil adeta insan feryadıydı. Kaptan geminin düdüğünü çaldırdı ve zavallı hayvanlar bir yardım sesi duymuş gibi heyecanlandılar. Bilmem göz önüne getirebiliyor musunuz? Feryat ve inilti saçan bir yalçın kaya. Vapur hareket etti. Zavallı köpekler yine bizleri son bir ümitle takibe çalışarak çırpınıyor, geminin dalgaları onları büsbütün batırıyor, boğuyor, öldürüyordu. Uzaktan bir römorkörün adaya doğru geldiğini gördük. Arkasında iki mavna köpek dolu kafeslerle aynı adaya gidiyor Hayırsız Ada’nın aç sakinlerine İstanbul’dan taze köpek getiriyordu. Bir çoğu gelen sandallara atlamaya çalıştı. Şehre geri dönebilmek için.”

Burada biraz ara vermek isteyebilirsiniz. Bunları duymak, okumak zorunda kalmak dayanılmaz oluyor, biliyorum. Ancak maalesef bizim öğrenmeyi bırakmamız gibi bitmiyor bu vahşet.

İzlemek isteyenler için gözleri yaşlar içinde bırakan bir kısa sürgün videosu.

Güzide tarihimiz, sayıca 1910 yılındaki katliama yaklaşamasa da, benzer olaylarla dolu. Örneğin Cemil Topuzlu, döneminde emir verdiği ekiplerinin 30 bin köpek öldürdüğünü söylemiş. Çok uzak değil, yakın geçmişte Bedrettin Dalan, belediye başkanlığı yaptığı dönemde sokak köpeklerinin itlaf edilmesi için, içeriye zehirli gaz salan 25 adet köpek itlaf aracı almış, Milliyet Gazetesi’nin haberine konu olması üzerine araç alım ihalesi iptal olmuş. Her zaman olduğu gibi yerli basın -şimdiki kadar olmamakla birlikte- olaylara sessiz kalmış, ancak İstanbul’da 2 yüzyıl boyunca süren devlet ve idare eliyle katliamlar, yabancı basında ses getirmiş:

Yeniçerililere benzeyen bir grup sokak köpeği tarafından vatandaşının öldürüldüğünü iddia eden İngiltere’nin çektiği ültimatom üzerine binlerce köpeği Hayırsız Ada’ya, açlıktan ve susuzluktan ölmek üzere gönderen; ancak İstanbulluların, özellikle gayrimüslim vatandaşların tepkisiyle geri adım atmak zorunda kalan II.Mahmut‘tan, 30 bin köpeği öldürdüğünü övünerek söyleyen İstanbul Belediye Başkanı Cemil Topuzlu’dan, gazete ilanıyla köpek itlafı için zehir satın almak üzere ihale açan Bedrettin Dalan’dan, sokaklardan topladığı köpekleri ücra ormanlarda ölüme terk eden Kadir Topbaş’tan,  Sarıyer Belediyesi Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki vahşetten sorumlu ama üzerine dahi alınmayan Şükrü Genç‘ten; Etiler’de sıcak yuvalarına girmeden önce sokak köpeklerinin altına cam kırıkları döken komşularıma kadar değişmeyen bu acımasızlık, Karikatürist Sem’in, Mark Twain’in, Pierre Loti’nin zihninden silinmeyen bu karanlık; üzerimizden hiç gitmeyen lanetin sebebi olsa gerek. Hollandalı bir grup hayırseverin kurduğu, Türkiye’den kötü muamele görmüş sokak köpeklerini Avrupa’daki ailelere sahiplendiren derneğin, Marmaris’te yaşayan İskoç asıllı İngiliz Jeannie Thirkill’in Pedigree köpekleri diye anılan, terkedilmiş Golden Retrieverlar için İngiltere’de sahiplendirme çalışmalarıyla ucunu kaldırmaya çalıştığı siyah örtü bu olsa gerek. Basında #cindydavasi etiketiyle yer alan, Sarıyer Belediyesi Rehabilitasyon ve Kısırlaştırma Merkezi’nde kafasına aldığı kürek darbeleriyle kafatası kırılan Golden Retriever Cindy’nin ahının da eklendiği o siyah örtü…

Sesi olmayan hayvanların, çocukların sesi olma cesaretine sahip olmak dileğiyle Sevgili Mahmutterlar.

 

hayvan-haklari-yasasi

Kaynaklar:

The Street Dogs of Istanbul-Arif Aşçı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009

http://www.hurriyetdailynews.com/stray-dogs-istanbuls-forgotten-symbol.aspx?pageID=438&n=stray-dogs-istanbuls-forgotten-symbol-2008-01-12

http://streetdogstory.com/2013/09/16/street-dog-genocide/

http://classiclit.about.com/library/bl-etexts/mtwain/bl-mtwain-innocents-34.htm

http://www.hurriyetdailynews.com/pedigree-dogs-abandoned-in-turkey-to-be-adopted-in-england.aspx?pageID=238&nID=95573&NewsCatID=378

Yazar: melahatbaykusolsam

hayata karşı çok ilgiliyim.

One thought

  1. ellerine ve göz pınarlarına sağlık canım dünürüm :'(
    bu vesileyle, biz sıcak yataklarımızda uyurken kurtköy ormanı’na terkedilen köpekleri her hafta besleyen orman çocukları‘na bir teşekkür uçurmak istedim.
    bu vesileyle, mama desteği vermek isteyenler: twitter, feysbuk ya da instagram hesaplarından bilgi alabilirsiniz.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s