Komşuluk hukuku ne güzel şey!

Bu söyleşiyi yaptığımda Suriye’de kağıt üzerinde nispeten “ateşkes” ilan edilmişti ve herkes kendi sahasına çekilmiş görünüyordu. Haliyle onlara yönelttiğim ilk soru da ateşkes olmuştu ama yanıtları beklediğim gibi değildi. Hâlâ kaygılıydılar ve savaşın bittiğine inanmıyorlardı. Dolayısıyla dönmek için iyimser bir sebepleri de yoktu. “Savaş bitmedi, bizim dışımızda herkes cirit atıyor Suriye’de, çünkü daha alacaklarını alamadılar, çünkü daha paylaşamadılar…” derken maalesef ki haklılarmış. Kaç zamandır yankılanan savaş çığlıkları karşılığını buldu ve dün sabah hepimiz “ABD Suriye’yi füzelerle vurdu!” haberine uyandık ve savaşın buz gibi soluğunu “bir defaya mahsus” da olsa ensemizde hissettik. 

Fakat biz yine de umudumuza gölge düşürmeyeceğiz. Aksine daha çok güneşe döneceğiz yüzümüzü. İnatla bahara, ağaçlara, çiçeklere, kuşlara falan inanacağız… Biliyoruz, barış oralarda bir yerlerde. Ve Okmeydanı’nın küçük bir mahallesinde hayat bulan bu dayanışma öyküsüyle birlikte bir kavanoz reçeli de buraya bırakıyoruz. Bırakıyoruz ki umudumuz elden ele çoğalsın; çünkü “bu kavanozda savaşa, sürgüne, sınırlara karşı kadın dayanışmasının, bir aradalığın ve umudun reçelleri var”.

Bir komşu dayanışması…

Okmeydanı’ndaki bir mahalle derneğinden çıkıp bin bir türlü gayretle önce İstanbul’un başka semtlerine, oradan Türkiye’nin diğer şehirlerine ulaşmayı başaran Kadın Kadına Mülteci Mutfağı bir dayanışma ağı. Bu mutfağın mimarı ise OKDER yani Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği. İstanbul’un pek çok mahallesinde rastlayabileceğiniz lokal derneklerden biri OKDER. Doğup büyüdükleri mahallenin sorunlarını, geleceğini dert edinen birkaç mahalle sakini tarafından 2014 yılında kurulmuş. Amaçları daha yaşanabilir bir Okmeydanı’nın yollarını aramak. Bunu yaparken de mahalledeki ihtiyaç sahipleri için insani yardım desteğinde bulunmak.

Tüm bunlarla birlikte de komşuluk hukukunu ayakta tutmak, tıpkı büyüklerinden öğrendikleri gibi. Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Umut Dede, “komşuluk hukuku”nun altını özellikle çiziyor. Kapıları o kadar herkese açık ki günün birinde Suriyeli bir kadının bu kapıdan içeri girmesiyle diğerleri de gelmeye başlamış, derken işler boyut değiştirmiş.

Nasıl değiştirmiş?

Anlatalım. OKDER’in ihtiyaç sahibi evlere soba ya da kömür dağıtmak, çocuklar için atölyeler yapmak, ihtiyacı olan komşularına kıyafet ve gıda ulaştırmak gibi faaliyetleri var. Özellikle çocuk atölyeleri sırasında Suriyeli kadınlar OKDER’de daha fazla vakit geçirmeye başlamışlar. Çocukları beklerken gelişen sohbetlerde sorunlar, ihtiyaçlar ve çözümler üzerine uzun uzun düşünülmüş. Ve kadınların da önerisiyle en bildikleri şeyden yola çıkmaya karar vermişler.

Bildiğimiz gibi dayanışma zaten Okmeydanı’nın toprağında var. El ele verince kendilerini mutfakta reçel yaparken bulmuşlar. İyi ki de bulmuşlar! Önce biri, sonra öteki, sonra diğerleri derken dayanışma güçlenmiş ve Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nda üretilen reçeller bizlere kadar ulaşmayı başarmış.

Suriye’deki savaş yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan ve yeni bir ülkede ayaklarının üstünde kalmaya çalışan 17 kadın bu mutfakta aylardır erik, elma, ayva, nar, kabak reçelleri kaynatıyor, turşular kuruyor. Üstelik bu tarifler Suriye mutfağından izler taşıyor. Bir de kadın eli değmişliğinin güzelliği var tabii, ondan zaten eminiz.

Mutfak dediğime de bakmayın, OKDER bir gün mutfak oluyor, bir gün derslik, sonra oyun alanı, toplantı odası vs… Anlayacağınız alan yetersizliğinden reçeller, turşular her defasında bir başka adreste hazırlanıyor, kimin evi müsaitse ona gidiliyor, geceye gündüze de bakılmıyor. Yani halihazırda bir mutfak yok, ama çokça dayanışma var. En büyük hayalleri, kendilerine ait bir mekânda hem üretim yapmak hem de sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilmek, özellikle de çocukları için.

Peki kim bu kadınlar, yolları bu mutfakta nasıl kesişti?

Meryem, Leyla, Nadya, Diljin, Sekine, Suheyla, Gülistan ve burada adını sayamadığımız diğerleri… Suriye’deki savaşın en yoğun olduğu günlerde canlarını kurtarmak için atmışlar kendilerini Türkiye’ye. Her biri Suriye’nin farklı bir şehrinden gelmiş, kimi ailesiyle kaçmayı başarmış kimi buraya gelirken sevdiklerinin bir kısmını orada bırakmak zorunda kalmış. Hikâyeyi biliyorsunuz… Bir savaşın içinden çıkıp gelmiş olmanın bıraktığı pek çok acı ve travma, sığınmacı olmanın beraberinde getirdiği birçok zorluk… Yoksulluk, hastalık, barınacak yer, çalışacak iş bulamama… Hâlâ pek çoğu devam ediyor. Ama değişen bir şeyler de var, en önemlisi de yarına dair umutları. Üstelik bu umudu kimse onlara bağışlamadı. Kendi emekleri, alın teri. Suriye’deki hayatlarında çalışmak nedir bilmeyen bu kadınlar şimdi el ele vererek sorunların üstesinden gelmenin, birbirlerini güçlü kılmanın, birlikte üretmenin mutluluğunu yaşıyor.

Mutfak belli ki her açıdan onlara çok iyi gelmiş, çünkü hepsine ayrı ayrı yönelttiğim bu soruya neredeyse ağız birliği yapmışçasına aynı yanıtı veriyorlar: “Bu mutfakla kendimize güvenmeyi öğrendik. Artık daha güçlü ve daha özgür hissediyoruz. Yardıma bağımlı bir hayat yaşamaktansa üretiyoruz, sosyalleşiyoruz ve daha fazla hayatın içindeyiz.”

Hiç ihtimal vermiyorum ama ola ki içimizden bazıları “iyi güzel de biz bu hikâyenin neresindeyiz, bize ne ki” diyorlarsa hani, bir iki satır da oraya değinmek isterim.

O bir kavanoz reçeli rastgele alıp çantama attığımda tek sevincim, ertesi sabah kahvaltımı erik reçeliyle yapacak olmama dairdi. Sonra gözüm kavanozun üstündeki etikete takıldı ve derken masada duran şeyin sadece reçel olmadığını anladım. Beraberinde bir dayanışma hikayesini de alıp getirmişti mutfağımıza. Ve hatta ben de farkında olmadan bu dayanışmanın bir parçası olmuştum. Yani demem o ki Kadın Kadına Mülteci Mutfağı ve mutfakla dayanışma içinde olan tüm gönüllüler, bu mütevazı mücadeleleriyle aslında hepimize çok önemli bir şey hatırlatıyorlar: Dayanışma kültürü herkese aittir ve umutludur! Bu küçücük zahmet, şunun mutluluğuna değiyor inanın.

Hem biliyoruz ki sadece almak ve vermekle sorunlar çözülmüyor, birtakım işlerin ucundan da tutmamız da gerekiyor… Misal kurmak istedikleri mutfağın kirasına bağışta bulunabiliriz. Kavanoz, şeker, reçellik ve turşuluk ürünler götürebiliriz. Mutfaktaki bazı işlere el atarak bu dayanışmanın doğrudan içinde bulunabiliriz. Reçelleri zaten alacağımızı varsayıyorum.

Bu kadar mı?

Dahası da olsun isterseniz doğruca OKDER’e gidip onlarla birlikte çalışmak, atölyelere katılmak, ders vermek, hastane ve okul işlerine koşturmak, resmi işlemler sırasında yanlarında olmak, kendi uzmanlık alanınız dahilinde bir katkı sunmak, reçellerin dağıtımına aracı olmak, yeni satış mekanları bulmak, mutfağı tanıtmak için gönüllü olmak gibi seçeneklerimiz de var tabii. Sonuçta durum ortada, kaynaklar sınırlı ve slogan belli: Yan yanayken çok daha güzeliz!

Reçellere ismini veren ve Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nın galiba tek erkek üyesi olan Umut Dede’nin de dediği gibi; “Madem bu hikâyeye kulak verdik, o zaman bir şeyler iyiden yana değişsin, olduğu yerde kalmasın”. Mesaj bize.

Hadi madem, hazır bahar da gelmişken hazırlayalım hemen piknik sepetini, atalım içine bir kavanoz reçelimizi. Şu sıralar varsa üzerimize düşecek bir gölge, o da bir ağacınki ait olsun bari.

Nerelerden ulaşabilir, nasıl takip ederim derseniz? 

Unutmadan belirtelim ki bu reçeller herhangi bir katkı maddesi içermiyor. Haliyle üretildikten kısa bir süre sonra tüketilmesi gerekiyor. Sağlıklı bir depolama şansları olmadığı için de ancak sipariş üzerine üretim yapılıyor. İsterseniz Facebook sayfaları ve Instagram (@kadinkadinamultecimutfagi) gibi sosyal medya kanalları üzerinden gelişmeleri düzenli takip edip sipariş verebilir ya da belli başlı mekanlardan doğruca temin edebilirsiniz. 26A Kolektif, Tatavla Dayanışma Pazarı, Marika, Mai Kafe, Komşu Kafe Collective, Yeryüzü Kafe ve Kumbara Sanat İstanbul’daki duraklardan bazıları.

Bir de teşekkür! 

Buluşmamızda bize eşlik eden OKDER Başkan Yardımcısı Songül Yarar Dede ve çevirmenimiz Feride’ye teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s