Kardeşçe sevginin şehri: Philadelphia

     

philadelphia-skyline-background-image2-1800vp
philadelphiaift.org

     Amerika’ya taşınmaya karar verişim, tanıdığım pek çok insanın yurt dışı macerasından farklı olarak, okumaya gitmek için hayaller kurarak, uzun aylar planlar yaparak değil; beş dakika içinde oldu. Kariyerim için iyi bir adım olacak iş görüşmesinin üçüncü ayağından el sıkışarak çıktım. Kozyatağı Köprüsü’nün altından bir taksi çevirmek yerine, evime giden yolda yürümeye başladım. Kozyatağı pazarı kurulmuş olduğuna göre, cuma günüydü. Sevgilimi aradım, “tamam, geliyorum” dedim. Sonrası, o zamanlar Amerika vizesi almak için en kolay yol olan dil kursu kaydıydı; her şey çorap söküğü gibi gelişti. Bir ay geçmeden, bütün hayatımı sığdırdığım iki bavulu taşıyan uçağın tekerlekleri Philadelphia havaalanına değdi. Evimiz, takım elbiseli bir kapıcının bizim için kapısını açtığı ve bavulları taşımaya yardım ettiği çok güzel bir binadaydı. Çok heyecanlıydım yeni evimi göreceğim için. Sevgilim kapıyı açıp da içeri girdiğimizde gördüğüm manzara ise, ironinin resmedilmiş hâliydi. Üstünde nevresim takımı bile olmayan bir yataktan ve salonun zeminine serilmiş (bunca yıldır hâlâ sakladığım) sarı polar bir battaniyeden oluşuyordu tüm eşyamız. Bir de kağıt bardaklar, plastik tabaklar, çatal ve bıçaklar. Annemin tüm itirazlarıma rağmen, ne olur ne olmaz diye bavullarımdan birinin en üstüne yıkayıp ütüleyip, zorla koyduğu nevresim takımını geçirdik. Yıllarca her bankında bazen yalnız, bazen sevdiklerimle uzun uzun oturacağım parkın köşesindeki İtalyan restoranından sipariş ettiğimiz pizzadan iki dilim yedim o sarı polar battaniyenin üstünde. Sonra uyudum. 

index1
4wallsinphilly.com

     Philadelphia’daki hayatım özleyerek, büyüyerek, umut ederek, hayatımda kimlerin kalıcı, kimlerin gidici olacağını çeşitli sınavlarla karşıma çıkararak ve beni her gün öyle ya da böyle şaşırtarak devam etti. Türkiye’de aldığım eğitimle ve kariyerimle alakası bile olmayan yepyeni bir üniversiteye başladım. Tüm sevdiklerimi arkamda bırakıp geldiğim bu ülkede, hayatım boyunca içten içe yapmayı hep istediğim şey için deliler gibi çalışıp seneleri geçirdim.

     Bir paragrafta kolayca özetleyiverdiğim bu senelere başlarken, tabii ki korktum. Kozyatağı’ndan eve yürüyüşümden, sarı polar battaniyeye oturana kadar geçen günlerde Philadelphia hakkında okuyup durdum. Şehrin çok fareli olduğundan bahsediyorlardı, Philadelphia’nın Amerika’da suç oranı en yüksek şehirlerinden biri olduğunu yazmışlardı, şehir büyüktü ama merkezi küçücüktü, İstanbul’dan Philadelphia’ya gitmek için en az iki uçağa binmek gerekiyordu, ailem ve arkadaşlarım kolayca gelebilecek miydi? Gezip görülebilecek pek bir yeri yoktu, müzesi sınırlıydı, bir İstanbul çocuğu için kabus; afedersiniz deniz bile yoktu. O zaman Philly’yi, içinde geçirdiğim beş senenin bana verdiği yetkiye dayanarak, biraz da kendi gözümden anlatayım.

     Philadelphia’ya geldikten sonra gittiğim okullardan birinde asistanlık yaparken, yeni gelen öğrencilere layıkıyla sunum yapabilmek için Philadelphia tarihini hatmetmiştim; tarih dinlemekten hoşlanmayanları en sıkmayacak şekilde bahsetmeye çalışayım. Şehrin kurucusu William Bell (kendisinden bundan sonra Billy diye söz edeceğim) şehre Yunanca’da phileo yani sevmek/dostluk (love/friendship) ve adelphos yani erkek kardeş (brother) kelimelerinin birleşimi olan Philadelphia (brotherly love) ismini koymayı uygun görmüş. Londra bebesi Billy, iki nehrin (New Jersey’le arasındaki Delaware ve sadece dört kişinin doğru okuyabildiği Schuylkill) çevrelediği Philly’ye geldiğinde, oldukça karışık bir yerleşim düzeni olan Londra’dan ağzı yandığından olsa gerek, şehri aşağıda göreceğiniz şekilde, dikey çizgiler sayıları; yatay çizgiler de sokak isimlerini belirtecek şekilde bölmüş. Taksiciye 18 ve Chestnut Caddesi derseniz, benim eski eve ulaşabilirsiniz mesela, böyle de basit.

1807-5577
mapsofpa.com

     Philadelphia’nın çok ünlü iki tane spor takımı var. İlki basket takımı 76ers, diğeri de beyzbol takımı Philadelphia Phillies. 1871 yılında şehrin göbeğine bir belediye binası yapılıyor ve tepesine Billy’nin heykeli dikiliyor. Bu heybetli heykelle birlikte bina, şehrin en yüksek yapısı oluyor ve bir yarı-kanunla (Gentlemen’s agreement) bu binadan daha yüksek bina dikilmesi yasaklanıyor. Aradan yıllar geçiyor, ekonomik krizler, gökdelen eksikliği filan derken, 80’li yıllarda şehrin bu binadan daha yüksek ilk binası yapılıyor. Bir rivayete göre, işte o zamanlar müthiş başarılı olan 76ers ve Philadelphia Phillies üst üste maçlar kaybetmeye başlıyor. William Penn’in laneti kulaktan kulağa yayılıyor. Birkaç sene sonra da bir cengâver (biz kendisine Ulubatlı Hasan diyelim) belediye binasının tepesindeki William Penn heykeline çıkıp, bir parçasını koparıyor ve Philly stadyumuna gömüyor. Bu olaydan sonra galibiyetler geri geliyor.

133999_10151128838033131_2026086406_o.jpg
City Hall ve William Penn heykeli

     Şehrin bir simgesi de, Art Museum’un merdivenlerinin başında duran Rocky heykeli. Rocky’nin antrenman yaparken koştuğu, o hepimizin hatırladığı merdivenler de işte bizzat bu müzenin merdivenleri. Heykel dikildikten sonra sanatseverler uzun protestolar düzenliyorlar, zira şehrin en mühim müzesinin popüler kültür ürünü bir film karakterinin heykeliyle anılmasından nefret ediyorlar. Tabii Rocky yine kazanıyor. Heykelse heykel, o da sanat sonuçta diyerek yıktırmıyorlar. Bence çok da iyi oluyor, en azından beni ziyarete gelen arkadaşlarımı götürecek bir cazibe merkezi oluyor.

SONY DSC
associationforpublicart.com

     Philadelphia’da her gidenin görmeden dönmediği bir de Özgürlük Çanı var. Bu çanı Billy’nin dinî özgürlükle ilgili yayınladığı imtiyaz sözleşmesinin 50. yılı anısına Londra’da yaptırıyorlar. Çan Philadelphia’ya geliyor, dur bakalım sesi nasılmış diye vurdukları anda da, daha halka açamadan çan çatlıyor. Bu çan olmamış, dur bir de biz el atalım da sağlamlaşsın diye uğraşıyorlar. Fakat zamanla yenilenmiş bu çanın çatlağı iyice büyüyor ve mecburen yenisini yapıyorlar. İşte bu eski çatlak çan, Bağımsızlık Salonu’nda (Liberty Hall) hâlâ sergileniyor. Gittim baktım, bayağı da güzel çanmış.

Liberty Bell and Independence Hall. Independence National Historical Park. Philadelphia, Pennsylvania. USA
time.com

     Olur da bir gün Philadelphia’ya turist olarak giderseniz,

  • Philly cheese steak yeyin.
real-philly-cheesesteak-020b12.jpg
bigoven-res.cloudinary.com
  • Kırmızı otobüslere binip şehir turu yapın.
Philadelphia-Trolley-Tour.jpg
reallyrisa.com
  • Walnut Caddesi’ndeki dükkanlardan alışveriş yapıp, içinde çikolatanın milyon hâlini görebileceğiniz Max Brenner’a bir uğrayın.
  • 2. Cadde’de her haftasonu kurulan gündüz pazarını dolaşın, fotoğraflar çekin.
  • Tarihi hapishaneyi gezin (Eastern State Penitentiary)
Eastern_State_Penitentiary_-_Philadelphia_-_Pennsylvania_-_11
solitarywatch.com
  • Reading Terminal Market’ta dünyanın dört tarafından bir araya toplanmış mutfaklardan yemekler yeyin.
  • Drexel Üniversitesi’ne ait Academy of Natural Sciences’da dinazor fosillerine bakın.
  • Philly’ye giden her turistin olmazsa olmazı, LOVE heykelinin önünde fotoğraf çektirin.
1-love-philadelphia-bill-cannon
render.fineartamerica.com
  • Schyulkill nehri kenarında yürüyüşe çıkıp, Boathouse Row civarinda bir piknik molası verin.

636055510137345812-2145671105_boathouserowdaytime_edited1.jpg

Emilys-Site-Photos-043.jpg

     Philadelphia’nın, Caddebostan sahilde oturmayı her özleyişimde kenarına koştuğum Delaware Nehri’ni, gece gündüz her köşesinde müzisyenlerin insanın içine huzur zerk ettiği evimin dibindeki Rittenhouse Square’ini, her ayın ilk cuması kapılarını tüm halka ücretsiz açan sanat galerilerini, hayatımda görmediğim binlerce tür çiçeğin evi Longwood Bahçeleri’ni, arnavut kaldırımlı sokaklarını, her mevsim değişen ama bir yandan da hep aynı kalan kokusunu, çok sevdiğim bir dostumu özler gibi özlüyorum.

     O zaman şimdi Streets of Philadelphia açıp, bu cin toniği Philly’ye, Rocky’ye ve Billy’ye içelim.

Save

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s