Podcast dinleyin, dinletin

Processed with VSCO with a9 preset

Gününüzün ne kadar saati trafikte geçiyor? Peki ya yemek hazırladığınız, ütü yaptığınız, çorapları top top eşleştirdiğiniz, ayak tırnaklarınıza sürdüğünüz ojenin kurumasını beklediğiniz anlar? Yürüyüş yaptığınızda müzik mi dinliyorsunuz?  Ay yoksa dizi mi izliyorsunuz?  Bir şey söyleyeceğim: Podcast dinlesenize.

Her gün aşağı yukarı aynı şeyi yaptığım, nadiren değişik bir şey öğrendiğim dünyamda yeni şeyler öğrenmeye duyduğum dehşetli açlık, zamanımın azlığı ile birleşti, podcastler derdime derman oldu.

Son üç yıldır, sıkıcı işler yaparken kulağımı bana eski Hollywood yıldızlarının hayatlarını en ince ayrıntılarına kadar anlatanlara veriyorum. Adnan Sayed kız arkadaşını öldürdü mü öldürmedi mi diye merak ettiğim için eve yavaş yavaş yürüdüğüm oldu.  Dünyanın en iyi xiao long bao dumpling’ini yapan yeri veya Muppet Show hakkında bilmediklerimi  öğrenmek için aslında sarıda geçebilecekken kırmızıyı bekleyip arkamdaki arabanın şoförünü çok delirttim.

Sözde 2016 yılı podcast’lerin dünyada popülerlikten yıkıldığı bir yıl olmuş. Bir şekilde bu popülerlik çevreme sirayet etmedi ki kime bu alışkanlığımdan bahsetsem çok acayip bir şey yapıyormuşum gibi bakıyor yüzüme. Ben de dayanamadım, bari en sevdiklerimi listeleyeyim dedim:

  1. This American Life: Dünyada 2.1 milyon insanın dinlediği bir podcastten bahsetmek sanki “Coca Cola diye bir içecek var, pek serinletiyormuş“ demek gibi birşey oluyor, farkındayım. Yine de eğer bu podcast olayına tamamen yabancıysanız başlamak için nefis bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Her hafta aynı temada üç dört kısa hikayeden oluşan bir saatlik sürede çoğunlukla  insanların başına gelen acayip/ beklenmedik durumları nasıl karşıladıklarını öğreniyorsunuz. Bazen kısa stand up veya hikaye kısımları da oluyor.
  2. Serial: Podcast dünyasında Serial’dan önce ve Serial’dan sonra gibi milat oluşturacak kadar mühim, narrative journalism şaheseri Serial. Making a Murderer’i fenalıklar geçirerek ama bırakamadan izlediyseniz, bunu da seversiniz. İkinci sezonu da çok sevmekle birlikte ilk sezondaki bağı kuramadığımı söylemek istiyorum.  Serial’in karakterleri hep karmakarışık, haklarında hemen karar verip kesip atamadığımız ilginç tipler.  Üstelik hikayeyi öyle bir şekilde anlatıyorlar ki tam olaylar veya kişiler hakkında bir karar vermek üzereyken fikriniz değişiyor. Merak içinde saatler geçiriyorsunuz.
  3. S Town: S town yayınlanalı henüz on beş gün ancak oldu. This American Life ve Serial’ın editörlerinin yeni podcast’i olan S Town üstelik benim gibi dur durak bilmeden dinleyenler için bir seferde bütün bölümleri yayınlamasıyla da kalpleri fethetti. Yine Serial’daki gibi son bölüme kadar esas kahramanla ne yapacağımızı bilemediğimiz, kim yalancı kim değil karar veremediğimiz derinlikli bir hikayeyi  roman gibi anlatıyor S Town. Dinleyin, dinledikten sonra geri dönüp biraz da Lynyrd Skynyrd dinleyin.
  4. Freakonomics/ How Stuff Works: İyi de Kimircim, herkes senin gibi insanların halini izlemekten bu kadar zevk almak zorunda değil, GERÇEKTEN elle tutulur birşeyler öğrenmek istiyoruz, diyorsanız bu iki çok bilinen ama çok da iyi olan seçeneğe ne buyrulur? Toplantı aralarında zekice görünecek anektodlarınızın kaynağı bu iki podcast işte. Mesela neden hala nakit para kullandığımızı veya daha verimli olmanın yollarını mı merak ediyorsunuz, bırakın ekonomi profesörleri size anlatsın. Tamam, her söylediklerine inanmak zorunda değilsiniz ama yine de Survivor’a bakmaktan ya da radyoda 130. kere Ed Sheeran dinlemekten daha iyi bir alternatif olduğunu yadsıyamayız, değil mi?
  5. You Must Remember This: Herhalde en sevdiğimi en sona bıraktım. Karina Longworth podcastında Hollywood’un unutulmaya yüz tutmuş starlarından en meşhurlarına kadar pek çok karakterini neden o zaman star olduğu, o yıllarda Hollywood’da ve dünyada neler olduğuyla karşılaştırarak öyle güzel bir şekilde anlatıyor ki. Modern dünyadaki güzellik algımızı, meşhurluğa bakış açımızı değiştiren bu insanların nasıl yaratıldığını gördükçe hayretlerden hayretlere düşüyorum.

İnanın, kulağınızda bişiler anlatan bir insanla birlikte gülüp eğlenmek fasulye ayıklamayı, Zara’da o kazağın M bedenini binlerce kıyafetin arasından aramayı çekilir kılacak. Hem öğrendiklerinizi  etrafa anlatıp eğlenceli bir parti misafiri olabilirsiniz. Denemesi bedava.

Save

2 thoughts

  1. Ay ay ay podcast! usulca kendi favorimi bırakıyorum: Limetown. Sci-fi podcast aleminin Serial’ı diyebiliriz bence, ben dedim. S Town’u da derhal listeye ekledim, sabahları metro çilesi başka türlü çekilmiyor.

    Beğen

  2. Guilty feminist demek istiyorum ben de buyuk bi hevesle. Alemlerdeki her podcaste herhalde en az bir kez tıklamış biri olarak son zamanlardaki gonul şampiyonum.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s