Yeni pazarlama trendi: Zulümsüz kozmetik

cf

Yazar: Duygu Gönül

Son zamanlarda ülkece boykot damarımız kabarmış durumda. Politik olmaya zorlandığımız şu ortamda parasını nereye, kimlere harcadığını düşünmeyen hala varsa bile yavaş yavaş sorgulamaya başlıyor. Bana kalırsa bu kayda değer bir gelişme. Herkesin kendi görüş ve etiğine daha yakın bulduğuna yönelmesi çok doğal.

Boykot yiyenler de “herkesin kendi tercihi, saygı duyarız” diyerek olanlara kayıtsız kalacak değil ya. Gerekirse farklı müşteri profillerini kazanmak için her türlü manevraya hazırlar. Tıpkı aktivizm trend haline geldi diye “feminist” tişörtü tasarlayanların kadın düşmanı olabileceği, çevreci olduğunu iddia edenlerin toksik kimyasallar içinde yüzebileceği gibi. Kendimizi keriz gibi hissetmemek için uyanık olmaktan başka çare bırakmadılar.

Yıllardır hayvanlara zararı olan, sömüren ne varsa kaçınmaya çalışıyorum. Sadece pazardan sebze alarak bitmiyor tabii. Hayvan endüstrisinin yan sektörü deri ve yün giymeyerek de… Makyajımda, şampuanımda, bulaşık deterjanımda vs. hayvanlar denek olarak da kullanılmasın bir zahmet. Ama bunu kimse istemez değil mi? Eh, son yılların cruelty free modası sağolsun iyiye doğru gelişmeler var. Ama artan talebi görünce gözleri parlayan şirketler hem biz cruelty-freecilerden para söğüşlemeyi kafa koyup hem de bu konuda bir gıdım çaba göstermeye yanaşmıyorlar.

Eğer siz de hayvan deneylerinin ilkellik olduğu konusunda hemfikirseniz cruelty free markaları saptamayı az çok biliyorsunuzdur. Ambalajında tavşan logosu olur falan… Hayır! Logo görünce hemen durup gözlerimizi kısarak şüpheyle bakıyoruz. Neden? Markanın bu pek onurlu duruşunu tüm dünyaya sergilemek için gayet güzel ve pratik bir yol değil mi? Aslında bunun için bu logoların çıkış noktasına bakmak lazım.

Leaping Bunny ve Peta gibi kuruluşların hayvanlarda deney yapmayan marka tespitini kolaylaştırmak için yaptığı atılımla başlıyor her şey. Başvuruyorsun, eğer ürünlerini, içeriklerini hayvanlarda test etmiyorsan, hammadde tedarikçilerin hayvan deneyleri uygulamıyorsa ve hayvan deneylerinin mecburi olduğu Çin’de satmıyorsan sertifika veriyorlar. Böylece cruelty-freeciler, sertifikalı markalar listesini tarayıp markayı bulabilir. İsteyen kesenin ağzını açıp tavşan logosu da satın alabilir, böylece biz müşterilere kolaylık olur, listelerle uğraşmadan ambalajdaki tavşana bakıp hayvanlarda test etmediğini anlarız. Keşke işler hep böyle yürüse…

Türkiye’deki market raflarını şöyle bir incelersek ambalajında tavşan logosu bulunan, ‘hayvanlarda test edilmemiştir’ uyarısı bulunan, hatta işi bir tık ileri götürüp veganlara uygun olduğunu iddia eden marka dolu etraf. Halbuki hayvan hakları konusunda güya çok hassas bu markaların birkaçını araştırırsak altından bin türlü muamma çıkıyor. Hele yerli markalar bu konuda işi hepten vurdumduymazlığa dökmüş durumda. Türkiye’de hayvan deneylerinin yasaklandığı bahanesini öne sürüp “istesek de yapamayız” demeye getiriyorlar. Oysa geçerli alternatif testlerin mümkün olmadığı durumlarda hayvan kullanımını engelleyen bir yasa yok. Bu markalarla bağlantılı laboratuvarlar bu testleri yapıyor olabilir. Ayrıca hiç beklemediğiniz adı sanı duyulmamış firmalara bir de bakmışsınız Çin’e ihraç ediyor. Haydi bakalım önümüze bir araştırma süreci daha geldi, bu marka Çin’de hayvan testlerine tabi tutuluyor mu? Üstelik telefonla arayarak ya da mail atarak kesin bir cevap alıp almayacağınız muamma. 40 yıllık esnaf kişiliğine hakaret sayıp incinenler bile çıkabiliyor.

Peki güvenebileceğimiz kimse yok mu, Sephora, Gratis keyfi yapamayacak mıyız? Aslında birçok cruelty free (ve vegan seçenekli) marka var, sadece tarafsız kuruluşların listelerini gözden geçirmek gerekebilir. Benim gibi üşengeçler için mobil uygulamalar bile yaptılar.

Tabii ki bu “nasıl daha duyarlı olunur, şimdi size bunu öğreteceğim” yazısı değil. Birçok farklı etik kriter söz konusu ve hepsi de kişinin öncelik verdiği prensiplere göre değişebilir. Eğer bolca seçeneğe ulaşabildiğiniz, gelirinizin bunları karşılayabileceği bir coğrafyada yaşıyorsanız şans sizden yana. Ama şu gerçeği de unutmamak gerek, bazılarımızın olanakları kısıtlı ve hayatındaki her unsuru kontrol etmesi mümkün değil. Neyse ki herkesin elinden gelen bir şeyler mutlaka oluyor, sadece bunları yapmanın bile güzel bir başlangıç olduğuna inanıyorum. Kısa vadede pek meşakkatli işler gibi görünse de uzun vadede vicdanı çok rahatlattığını görüyorsunuz. Değmez mi dersiniz?

Duygu’nun blogu Etik Seçimler’den zulümsüz alışveriş hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olabilirsiniz.

2 thoughts

  1. Degmez mi beee!

    En son Londra’da Science Museum’da sanirim bir akilli kumaslar gibi bir bolum acilmisti (ufacik), iste leydiligine zeval gelmesin isteyenler icin ipek, deri vb hayvanin canina canina okuyan seylerin sentetiklerinin ne kadar da ayirt edilemeyecek seviyeye geldigi sergileniyordu. Yani tamam, kaz tuyu montumuz sicak tutuyor (herhalde?) ama ayni pahalilikta thermoball’lar cikti, simdi o kazi yolmaya degen nedir, o hakki kendimizde gormedigimiz icin mi buluyoruz acaba diye dusunmemek ayip degil mi? (Sonra ay iyi ki kimyagerler su bilmem ne sentetik bilardo topu yapmayi becerdiler de fildisi kullanimi azaldi diye sevinmek?)

    Gerci ben hala cruelty free-vegan-fair trade-sustainable-ecological ve genelde iste parabensiz aluminyumsuz bok pusursuz seyler alacagim diye cikiyor ve mutlaka birinden birinde faka basip eve aslinda almamam gereken bir seyle donuyorum. Eglenceli oluyor =/ Su app’lerin adini da bi citlatsa miydiniz acaba? Ben fb’taki calisan vegan grubunda arama yaparak kor topal ilerleme safhasindayim (cunku cok tembellik).

    Beğen

    1. Aynen, teknoloji bu kadar gelişmişken neden hayvan sömürüsü? Hem deri gibi materyallerle birebir görünümlü ve işlevli, hem de toksik kimyasallarla işlenmeyen ekolojik alternatifler bulmak mümkün dediğiniz gibi. Atık meyvelerden geri dönüştürülmüş deri fikrine çok heyecanlanmıştım mesela. Keşke biraz daha yaygınlaşsa.

      Çalışan Vegan vb gruplar iyi hoş da, yukarıda bahsettiğim (hatta beni bu yazıyı yazmaya iten) tuzağa düşebiliyorlar maalesef. Hayvanlarda deney yapan birçok marka vegan etiketi altında defalarca paylaşılmaya devam ediyor bu gruplarda. Logosu var diye ya hiç sorgulamıyorlar ya da başka sebeplerden dolayı kara listeye alıyorlar.

      Bunny Free, Cruelty Cutter ve Cruelty-Free app’leri alışveriş yaparken çok faydalı oluyor. Logical Harmony listesi de öyle. Bunları kaynak olarak kullanmak en güzeli bence ^_^

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s