Bütün kızlar toplandık – Big Little Lies

BigLİttleLies_Banner

Her şey son hızla dijitalleşiyordu, birinciliği sinemaya verdiler. Hemen her filmin, vizyon tarihinden hemen sonra, hem de tamamen kanuni yollarla izlenebilir hale gelmesi seyirciyi de bir parça tembelleştirdi. Belki de büyüyen ekranlar ve kısalan dikkat süreleri bizi kendi salonumuzun konforunu bırakmamaya teşvik etti. Godard “Le cinéma est mort” derken bugünleri öngörmüş müydü, bilinmez; lakin sinema seyircisinin hatırı sayılır bir miktarı sinemaya gitmek yerine filmleri evde izlemeyi tercih ediyor. Değişen dönüşen film izleme alışkanlıkları TV dizilerini de etkiliyor. Bir kısmı başından sonuna tek yönetmen elinden çıkmış, adeta çok uzun bir film gibi işleyen bu diziler, sinema perdesinde görmeye alıştığımız oyunculardan mürekkep kadrolarıyla göz dolduruyor. Son bir kaç ayda seyircisiyle buluşmuş, hikayenin merkezine kadın karakterleri koymasıyla gönlümüzü ayrıca çelmiş pırıl pırıl dizilerden bahsedeceğimiz bir kaç yazının ilki ile karşınızdayım, buyurun sizinle birlikte California’ya doğru uzanalım.

episode-01-1024

Kendimize söylediğimiz yalanlarla başlayalım, “Ben böyle iyiyim”, “Hayır, hiç üzülmedim”, “Kibiri babası ama burnu aynı ben”. Yakın çevremizle devam edelim, “Ay, Dilarasuuuuuu, ne güzel çıkmışsın”,  “Eminim o da çok üzülmüştür”, “Biz anlaşarak ayrıldık, şekerim, kendisine mutluluklar dilerim”. Yalanın küçüğü büyüğü olmaz derler, ama zaten günü bitirmenizi, geceyi devirmenizi sağlayan, kimsenin hayatını değiştirmese de kendinizle yaşamanızı kolaylaştıran, gerçeğin katlanılmazlığını azaltan minik rötüşlara yalan demek ne kadar doğru? Ama, yok! Tuzağa düşmeyelim, bunu da kendimize söylediğimiz yalanlar listesine ekleyelim.

Bütün dünyaya sürekli olarak nasıl da iyi, aman pek de mutlu olduğumuzu anlatmak zorunda olduğumuz yeni dünya düzeninde, küçük ama varlıklı bir kasabada kurulmuş olan sahnede geçiyor Big Little Lies. Başrol kadın yıldızları Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Laura Dern, Shalaine Woodley ve Zoe Kravitz’i Okul Aile Birliği’nin politik gerilimlerinin ortasında buluyoruz. Pinterest’e yakışacak dekor zorbalık, aile içi şiddet, türlü ego çarpışması ve kimlik bunalımlarını gizliyor. En büyük mücadelelerin fonunda Disney şarkıları çalıyor. Yetişkinlerin dünyasının çocuklarınkine izdüşümü ne kadar trajikse çocuk oyunlarının miadının dolmaması da o kadar komedi malzemesi aslında, sabun köpüğü hafifliğindeki orijinal metin senaryolaşırken adeta ayaklarını buluyor, koşmaya başlıyor. Jean-Marc Vallée sinemasının alamet-i farikası, karakterlerine gösterdiği mesafeli şefkat, Big Little Lies’ın da en büyük artısı. Vallée, bu diziyle gerçek bir maestro olduğunu gösteriyor, yıldızlardan mürekkep oyuncu kadrosunu bir orkestra gibi yönetiyor.

biglittlelies_cast

Bilmediğimiz bir şey söylemiyor aslında Big Little Lies. “Ben böyle mutluyum”lardan, “Beni sevdiği için böyle yapıyor”lardan hiçbirimizin azade olmadığını hatırlatırken kazıp da kendimizi koyduğumuz kuyulardan, önce sorunumuzu sonra da yardım alma zorunluluğumuzu kabul etmeden çıkılmayacağını tane tane anlatıyor. Bir sinema filminden süresi dışında pek bir farkı yok Big Little Lies’ın, giriş gelişme katarsis, hepsi yerli yerinde. Modern dünyada kadın olma meselesi üzerine, eh biraz üst orta sınıf, ama çok yerinde tespitleriyle senaryo saat gibi tıkır tıkır işliyor. Küçükten büyüğe bütün oyuncuların harikalar yarattığını söylemek boynumuzun borcu, çocuk oyuncu seçimlerinde tercihin şirinlik yerine gerçekçilikten yana olmasına ayrıca yıldızlı pekiyi. Baş rollerdeki kadınların, özellikle Nicole Kidman ve Reese Witherspoon’un televizyon ekranına sığmayan kimyaları ve birbirlerinin üzerinde yükselen performansları, yer yer bir kenara yazmak isteyeceğiniz diyalogları, hiç beklemediğiniz bir anda gelen şefkat anları ve Vallée’nin alamet-i farikası kusursuz müzik kullanımıyla neredeyse kusursuz bir seyirlik Big Little Lies,  ikinci sezon onayı henüz gelmemiş de olsa adını önümüzdeki yılın ödül törenlerinde bol bol duyacağız,  şüphesiz.

Ödül sezonu merakınız yoksa, kendi kız kıza sohbetlerinizi zenginleştirmek adına kendisine bir şans vermenizi temenni ediyorum ben. Barbie pembesi reklam renkleri sizi yanıltmasın, dizi boyunca görmemeniz gereken bir şeyleri gördüğünüz hissi yakanızı bırakmayacak. Kendinizle – değilse bile bir arkadaşınızla, gerilimi dozunda bir karşılaşma fırsatı Big Little Lies. Hitchcock izlese, muhtemelen, pek severdi.

One thought

  1. Kurgu hikayeler arasında ki geçişleri saygıyı hak edecek bir yapım olmuş başlangıç müziği bile insanı başka kentlere başkalarının hayatına götürüyor.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s