Annelerimiz bize ne yapmaya çalışıyor?

Aslında dün ofiste, “Annesinin Instagram’da yaptığı yorumu sildiği için, annesinden trip yiyen oğlanın reklamını” izlerken, oldukça duygulandım. Çünkü benim annem de bazen fotoğraflarımın altına, “Kuzum benim. En güzeli sensin.” filan yazar. “Anneniz sizi ararsa, açın.” diyen Vodafone reklamını izlerken duygulandım. Çünkü benim annem de onu ne zaman arasam, açar. Sonra hızımı alamadım, hasta oğlunun evine gelip 15 dakikada evi mum gibi yapan anneyi gördüğümüz reklama da duygulandım. Çünkü benim annem de ne zaman bana gelse, salonum çabasız bir düzenlemeyle birden derli toplu bir hâle bürünür.

firdevs
Bırakın artık dolap düzelten, kendisine hediye gelen gülden reçel yapan anneleri. Damadınızın üstüne hisse yaptırtacak gücü olan, yalının yönetimini ele geçiren annelere odaklanın!

Derken bu sabah uykudan yeni uyanmışken, genç kızların sevgilisi Mert Fırat’ın şarkılar söylediği reklamı izlerken, bir tiksinme, bir ürperme geldi. “Nasıl anneler tarafından yetiştiriliyoruz biz lan?” diye bağırdım. Kahve fincanımı yere sinirle fırlattıktan sonra camı açıp tüm Beşiktaş’a, “Allah kahretsin, anneniz sizinle oyun oynuyor salaklar!” diye haykırdım. Anneleriniz sizi terörize ediyor, sizi yapmak istemediğiniz şeylere yönlendiriyor, sizin düşüncelerinizi manipüle ediyor, kendi fikrini sizinmiş gibi göstermeye çalışıyor! Onlar bunu yaparken, markalar bu yapılanlar en doğru ve en sıcak iletişim şekliymiş gibi göstermekte beis görmüyor. Neler oluyor?

Her Anneler Günü olduğu gibi, bu Anneler Günü’nde de “Vefakar / Cefakar Analarımız” çatısı altında herrr markadan birbirine benzeyen onlarca reklam izliyoruz. Annesini-babasını kaybetmiş veya annesi-babası hiç de o reklamlardakine benzemeyen ebeveynler tarafından büyütülmüş insanların, Anneler Günü – Babalar Dünü özelinde hazırlanan bu tür reklamlardan nefret etmesinin durumu değiştirmeyeceğini biliyorum. Çünkü ümmetçisinden, “laik”ine, yeşil sermayesinden, Atatürkçüsüne tüm markalar senelerdir şu anne içgörüsünü gıdıklamaktan bıkmadı, yorulmadı. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç sene içinde (458 sene filan) herhangi bir Türk markanın, “Ya arkadaşlar, tamam anladık, cennet annelerin ayakları altında filan, ama abartmasak mı? Yani olan var olmayan var, sene olmuş 2453, artık insanlar aile kavramına kendi istediği gibi yaklaşsa mı? Ne dersiniz?” filan demeyeceğini tahmin edebiliyoruz.

Sene 2017, biz her sene, ataerkil toplumun cefakar analarını teklifsizce geldiği evde temizlik yaparken, birer “gelin” sembolü olan potansiyel kız arkadaşları kıskanırken, yeterince ilgi görmedi diye trip atarken görüyoruz. Köy hayatı içimizde, televizyonumuzda. Oğlunun evine teklifsizce gelerek hayatına müdahale etmeyi bizzat hakkı zanneden anneler, oğluna akıllı telefonundan, herhangi bir programı olup olmadığını sormadan “Akşam dayınlardayız, gel.”  mesajı atan, cevap gelmeyince trip atan anneler, oğlunun potansiyel kız arkadaşını sosyal medyada stalk eden, o kızdan haberi olmadığı için trip atan anneler, çocuğuna dayısını aramasını salık veren, aramayınca trip atan, bizzat çocuğunun karar verme sürecine müdahale eden anneler, evladının kendinden bağımsız bir yaşamını kabul etmeyen anneler izlemekteyiz. Bu anneleri markalarımız olağan gösteriyor, biz bu anneleri sempatik bulmaya zorlanıyoruz. Ve tabii ki vicdan yapmaya…

Konuyu kafaya taktıktan sonra izlediğim onca reklamda, birçok hikayenin “erkek çocuk” üzerinden anlatılması ise güzel ülkemizin biricik sosyolojik gerçeklerinden biri olsa gerek. En son bugün izlediğim Samsung markası örneğinde, teklifsizce akşam yemeğine davet ettiği oğluna, ıslak çamaşırları çamaşır makinesinde unutmaması gerektiğini hatırlatan, mesajına cevap alamayınca trip atan bir anne örneğiyle karşı karşıyayız. Bahsi geçen oğlan muhtemelen oy kullanabiliyor, çiftleşirken korunmayı ihmal etmiyor, muhtemelen vergi dilimi sebebiyle yılın son 3 ayı düşük maaş bordrosuyla karşı karşıya geliyor filan… Ama anneciğinin gözünde hep küçük, hep serseri, ah bu erkeklerin ev işlerini kotaramaması ne tatlı… Adeta annesi, kadınlığını bir kez daha anneliği üzerinden hatırlasın diye bu çocuğun varlığı!

anayuregi2
“Bende yiyecek hâl mi kaldı? Kuzularıma bakar, bakar, doyarım ben.” (Ah Nerede, 1975)

Gözyaşlarımızı sele dönüştüren, Anneler Günü reklamlarındaki cefakâr, vefakâr ve tripkâr anneler bilhassa “Türk erkeği” annesi profilini muazzam yansıtıyor.‬ Oğlunu kıskanan, çocuğunun hayatına bu derece müdahil, kızını manipüle eden, oğluna hiçbir kızı yakıştıramayan, mütemadiyen çocuğunun vicdanına oynayan, duracağı yeri bilmeyen analar… Analarımız… Markaların ellerinden sıkarım. Bu sene birbirinizden habersiz dev bir sosyolojik çıkarıma imza atmışsınız.

Bu vesileyle, her sene olduğu gibi bu sene de en sevdiğim ve örnek aldığım anne olan Sibel Can’ın Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.

700x172181_sibel-can_1

4 thoughts

  1. Çok güzel bir yazı okudum, “annelik her geçen gün azalması gereken bir sorumluluk, eğer artıyorsa bir şeyi yanlış yapıyorsunuzdur” minvalinde. İlgili yanlışları buraya listelemişsin, ne iyi etmişsin.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s