Instagram detox’u 1-2

Merhaba ben Bahar Taşkent. Bir Instagram bağımlısıyım ve 8 gündür temizim.

Mesleğe fotoğrafçılıkla başlayan ben, daha Instagram yokken saatlerimi kâh flickr‘da, kâh satın alamadığım stok fotoğraf sitelerinde harcardım. Görüşüm gelişsin, daha çok şeye bakayım diye gözüm kanayana kadar ekrana bakardım. Sonra bir gün Pinterest çıktı. Aklımı yitirecek gibi oldum. İlk açıldığında referans yoluyla beni kullanıcı olarak kabul etmeleri için sabırla bekledim, kendime türlü türlü board‘lar açıp saatlerce gözlerimi şenlendirdim. Hâlâ müptelasıyım onun yeri ayrı.

Facebook‘um yok, Twitter‘ım hiç olmadı ama Instagram benim kanımı emdi, tanıyamadığım bir insan haline getirdi. Geçen hafta sonu telefonda kendimi kaybetmiş bir şekilde bir ünlünün altındaki 92. yorumu okurken korkunç bir mide bulantısı ve ben şu an tam olarak ne yapıyorum farkındalığı sonrasında uygulamayı telefonumdan sildim. “Eski erkek arkadaşımın yakın kız arkadaşı neden beni takip etmediği halde bütün story’lerime bakıyor? Dur bakayım son koyduğuma kadar bakmış mı?” derken kendimi buldum zaman zaman (çok utanıyorum).

Bununla da kalmadım takip etmediğim halde, keşfet bölümünde çıkan anaların bebeklerine nasıl uyku eğtimi verdiğinden tutun, ünlülerin fotoğrafları altındaki kavgaları tek tek okudum. Kafamı milyonlarca gereksiz bilgiyle doldurdum durdum. Saatlerimi binlerce yemek tarifi videosu izleyerek harcadım, hepsini kaydettim ama hiçbirini pişirmedim. (ok, yalan olmasın bir kısmını pişirdim) Gece yatağıma girdiğim anda ekranı suratıma yapıştırıp 1,5-2 saat ordan ona ordan ona geçtim, bakmaya kimden başladığımı unuttum. (yatakta telefona bakarken 3 kez yüzüme, 2 kez göğsüme telefonu düşürdüm ve acısı günlerce sürdü) İnsanlara kendi kendime hakaret ettim. “Aaay paçoz ne biçim giyinmiş” (sanki ben Olivia Palermo’yum), İtalya’nın Chiara’sına “kezbana bak sanki bilmiyordu evlenme teklifi alacağını” dedim. Acımasız, dedikoducu bir pisliğe dönüştüm. Negatif enerjiyle doldum.

Bu arada ben ne paylaştım. Durmadan yediğimi, içtiğimi, pişirdiğimi, selfie‘lerimi, aşırı depresif yazılarımı tabii ki. Aramızdan ayrılan canım dayımın doğum gününü kutladım mesela. Neden ya neden? Manyak mıyım? Ya da bir anne belki de çocuğunun asla Instagram‘da görmeyeceği doğum günü kutlamasını neden “Canım yavrum iyi ki doğdun da hayatımıza girdin” diyerek paylaşıyor? Arkadaşlarımızla masaya oturduğumuzda neden birbirimize paylaşılan fotoğrafları gösteriyoruz? Neden “bugün paylaştığım story‘e baktın mı” diyoruz? Neden “aaaa görmedin mi” diye şaşırıyoruz? Konuşacak milyonlarca şey varken niye bunu yapıyoruz? Neden sürekli birilerine bir şeyleri gösterme manyaklığımız? Hepimizin etrafında ailesi, ailesi yoksa arkadaşı, kardeşi, sevgilisi, eşi bir şeyi yok mu? Önemli olan onlarla paylaşmak değil mi? Niye tanımadığımız insanlar görsün? Kimler hangi story‘me baktı bilgisiyle ne yapmamız gerekiyor? Niye birilerinin bizi beğenmesine ve sevmesine bu kadar açız. Acımızı niye göstermeye çalışıyoruz? Neden birilerinin bize üzülmesine ya da merhamet duygusuyla “canııııım” (kalp, dua eden eller) yorumu yapmasına ihtiyacımız var? Story’mde paylaştığım bir yemek fotoğrafına “ay baahaaar yine neler neler pişirdin” diye mesaj atan canım arkadaşıma “yaaa evet neler neler” diye cevap vermemdeki anlamsızlık… Muhabbetin bir yere varmaması. Zaten nereye varabilir ki? ama yine de bi garip değil mi sizce de?

Tüm bu soruları sorduğum bir arkadaşım “Ama işte dünya böyle bir yer oldu ve sen de ayak uyduruyorsun, böyle bir zamanda yaşıyoruz” diye cevap verdi. Ayak uydurmak zorunda mıydım? Instagram‘ı delirmiş gibi kullanmayan bir sürü kullanıcı var ben de onlar gibi olmak istiyorum. Çünkü kendimden müthiş rahatsız oluyorum.

Sizi bilmem ama ben bir süre devam etmek istemediğime karar verdim. %90 geri döneceğim. Geri döneceğim çünkü maalesef bir sürü faydasını da görüyorum ve kendimi bunlardan mahrum etme duygusu içimi kemiriyor. Mesela son 5 gündür en çok aradağım şey köpek sahiplenmeye karar verdiğim şu günlerde ilanlara bakamamak oldu.

Henüz görmeye başladığım faydalarından birkaçı ise gece yatarken kitap okumaya yeniden başlamam, zaten 8 saat iş yerinde ve en az 2-3 saat evdeki ek çalışmayla mavi ekrana maruz kalan gözlerimin daha güzel uyuması ve şarjımın daha uzun süre gitmesi oldu.

Yapabildiğim kadar uzunca bir müddet girmeyerek, çılgınlığa ulaşmış alışkanlığımı azaltmış, cool bir kullanıcı olarak geri dönmeyi planlıyorum (endişeli surat, dua eden eller).

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s