Amele yanığı şenlikleri

Mahmut editörüm beni kafasında Göksel Kortay gibi, Ayşen Gruda gibi yaşlı ama bir şekilde anlattığı anıları kısmen dinlenebilir bir köşeye oturttu. Yaşlanmakla ilgili çok da bir problemim yok ve anlamsız derecede berrak bir hafızam olduğu için olan biteni etrafta en iyi hatırlayan kişiyim. Dolayısıyla 19 Mayıs anılarım sorulduğunda hemmen olaya atladığım gibi ekledim, ‘aslında benim bu konuyla ilgili bir yazım var’.

Editörüm benimle tanıştığı zamana lanet etse de kibarlığından ödün vermiyor.  Ben de emektar, iyi bakılmışsa da taponlaşmış yazımın tozunu aldım, burunlarından biraz ezilmiş, biraz da modası geçmiş ama iyi kalite olan rugan ayakkabılarımla kombinledim, tekrar sunuyorum.

“Yıllarca Şişli Terakki Lisesine vurmayan bu 19 Mayıs piyangosu bize vurduğunda ben orta okulun son sınıfındaydım.  Nisan ayından Mayıs’in 19’una kadar pazartesi, çarşamba, cuma günleri  Anadolu Hisarı’nda, Spor Akademisinin sahasında çalışacağımız için belediyemiz bize bir adet koruklu otobüs tahsis etti. Çalışmaların ilk gününde biz deli danalar gibi azıtarak o otobüslere doluştuk, itiş kakış eğlenmeye başladık. Pek çok sınıf arkadaşımın hayatlarındaki ilk (belki de tek) belediye otobüsü macerası, otobüs Anadolu Hisarı’na dönen virajı alırken lunapark kıvamına geldi. Körüklü otobüsün içinde viraj alırken kim ters yöne doğru koşabiliyor yarışması yaptığımıza göre, henüz yeterince ergen değildik. Arkada otobüs hareket halindeyken uzun eşşek oynamaya çalışan arkadaşlarım bugün belki büyüyüp ciddi adamlar oldular, ama ben onları unutmadım, unutamam.

Çalışma alanına vardığımızda deli gibi sinirlenmiş kel bir adamın bizim beden hocasının üzerine yürüyüp kadıncağızı azarladığını çok net hatırlıyorum. Yok efendim geç kalmışız da, herkes bizi mi bekleyecekmiş de, böyle nasıl örnek olacakmışız bizi televizyondan izleyecek gençliğe de, disiplin provalardan başlarmış da…. Zavallı hocamız zaten habire kusuyordu ve bayılıyordu o zamanlar hamile olduğu için. O sinirle kusmaya koştu, biz de o ağzından köpükler çıkan adamın eline kaldık.

İşte o an benim bittiğim andır. O güne kadar sağ ve solumu ayırt etmenin çok önemli bir meleke olduğunu düşünmemiştim. Amca bize sağaaa Dööönnnn! dedi, ben bir yöne doğru döndüm, yanımdaki adamla yüz yüze geldim. Neyse, dedim, olur böyle. Doksan tane adamın içinde ben dikkati çekecek değilim ya. Amca biz bu sefer de geriii dööönnn! dedi, ben de hemen bir yerlere döndüm. Anaa, yine herkesin tersi yöndeyim, nasıl oldu bu? Adam zaten sinirliydi, benim bulunduğum sıraya kadar kalabalığı yararak geldi, beni eşofmanımdan tutup, böğürmeye başladı. Kızım, dedi bana – ki en nefret ettiğim hitap şekli- komik mi sanıyorsun kendini? Yoo dedim ben, vallahi bilinçli yapmadım ben, oluverdi işte. Amca bu sefer daha da delirip yüzüme çemkirdi; Salakmışım, sağımı solumu ayırt edemediğim için, bu yasa, bu sınıfa kadar nasıl gelmişim, oymuşum ve hatta buymuşum. Yerin dibine girdim tabii, kalan seksen dokuz kişinin sırada benim azarlanmamı izlediği yetmiyormuş gibi, diğer okullar da tribünde oturup beni ve deliren bir adamı izliyordu. Titrek titrek özür diledim, ne demeye dilediysem, sonra da bedencimiz kusmaktan geldi, kurtardı beni.

Sonra muhteşem koreografiye uygun hareketleri öğrenmeye başladık. Biz okulcak ‘Ulusal Egemenlik Panosu’nda rol alıyorduk batı tarafından ülkeye saldıran siyah oklar olarak. Dolayısıyla elimizde şemsiyeler, hulahoplar falan olmadan dümdüz ileri ve geriye yürümek, birkaç kere de ellerimizi kollarımızı hızla çırpıştırma marifetiyle numaramızı tamamlıyorduk. Gelin görün ki, ben ve allahtan bu sefer benimle birlikte birkaç dans özürlü ibiş daha, bu basit koreografiyi beş provanın sonunda öğrenerek bedencimizin delirmesine, üstlerinden azar işitmesine, gidip habire kusmasına sebep olduk.

Provaların son haftasına geldiğimizde artık yanımdaki adamın bir görevi de beni kontrol etmekti, şimdi bu yana dön, şu yana dön diyerekten. Sonra, son hafta giysilerimiz geldi. Biz batı cenahından saldıran hain askerler olarak nispeten karizmatik kıyafetlere konduk: Dönem Refah+Dyp koalisyonu dönemi olduğu için ayak bileklerimize kadar siyah tayt, siyah atlet, üzerine de kıçımızı kapatan gri, naylondan iğrenç bir etek… Yalnız, yanımızda konuşlanmış, cennet vatanımızı temsil eden Ar- El kolejinin yeşil giysilerini görünce olaylar çok başka boyutlar aldı. Bizim oğlanlardan biri onlara ‘hıyarlar’ diye isim taktı, bu bizim çok hoşumuza gitti, onlar çok sinirlendi. Sonuçta iki okul da çıkan kavganın sonunda cezalandırılarak, turlarca koşmak zorunda kaldı.

Sonra gösteri günü gelip çattı. O sabah bedencimiz beni ve birkaç kişiyi kenara çekip bu işi elimize yüzümüze bulaştırmamızın onu ne kadar etkileyeceğini, ona da yazık olduğunu anlattı, hadi göreyim sizi dedi. Biz de, aa dedik, tabii merak etmeyin siz. Vallahi de kıvırdık o gün bir şekilde, hata falan yapmadım, paşalar gibi tamamladım gösteriyi.  Sonra o zaman bile artık popüler olmayan bir Burak Kut gelip, biz geleceğin umudu olan gençlere terlerini akıta akıta şarkı söyledi. Zorunlu olduğumuz için acı çekerek izledik.

Eve gelip atletimi çıkardığımda muhteşem bir amele yanığına sahip olduğumu gördüm. Bir ay boyunca güneş altında çeşitli giysilerle prova yapa yapa kollarım her boydan tshirt izi ile dolmuştu tabii. O gün de atletle saatlerce dolaşınca, bütün sınıfça zebra kadar desenli, sağlıklı, Türk gençliğine yakışır, terbiyeli bir bedene kavuştuk. Yaşasın 19 Mayıs!”

Bu yazıyı 2005’te yazmışım. O zamandan bu zamana beklenmedik bir şey oldu ve sağımı solumu öğrendim. Bugünlerde bana çok aceleyle sormazsanız sağımı solumu karıştırmadan gösterebilirim.  Ama lütfen hala bir yerlere dönmemi, bir dizi hareketi takip etmemi beklemeyin.  Yaratıcı ruhum böyle kısıtlamalara gelemeyecek kadar özgür.

One thought

  1. Bizim sinif 19 Mayis torenlerine bir kere dahil oldu, galiba sadece orta sonlari aliyorlardi torene. Haftanin bilmemkac gunu prova yapacagimizi ve bilumum derslere girmeyecegimizi ogrenir ogrenmez ayaklarim popoma vura vura doktora gidip “katilamaz” raporu aldim, ne dedim de o raporu verdi adam su an animsayamiyorum. Gencler prova yaparken ben de bahcenin duvara bitisik, ustune golge dusmus banklarinda oturup kitap okur, kulagimda kulaklik, dizimin yaninda discman, takilirdim. Benim icin de 19 Mayis torenleri boyle. Good days.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s