Kaş: Gece, gündüz ve bizim çocuklar

puslu

Bir varmış, bir yokmuş. Bundan çok uzun seneler önce cennet gibi bir coğrafyada birbirine delice sevdalı iki genç yaşarmış. Bu gençlerin aşkları o kadar büyükmüş, o kadar güçlüymüş ki ünü kulaktan kulağa yayıla yayıla bulundukları coğrafyayı aşmış, cihana yayılmış. Hayatı boyunca elde edemediği tek şey aşk olan kötü büyücü de işte bu yüzden düşmüş peşlerine. Aşkı yayan insan ağzı, nefreti yaymaz mı hiç? Büyücünün kötü sihriyle birlikte gelmekte olduğu, bizim âşıkların kulağına ulaşmakta gecikmemiş. Çok sevdikleri bu cennete veda edip çareyi kaçmakta bulmuşlar. Günler aylara, aylar yıllara bağlanmış. Dünya kazan, büyücü kepçe dağlar, denizler aşmışlar. Gün gelmiş, âşıklar kaçmaktan yorulmuş. Aşklarının başladığı yere dönmeye karar vermişler. Erkek bir dağa, kadın da onun karşısındaki adaya saklanmış. Büyücü ise onların çok uzağında, görebildiği en yüksek dağın tepesine çıkıp, yıllardır cebinde taşıdığı ay taşını alıp, büyüsüne başlamış. O okudukça taş parlıyor, büyüyor, yükseliyormuş. Sonunda taş büyüye yüksele, dağların üzerinden aşıp âşıkların tam ortasına, denize, büyük bir hızla düşmüş. Düşer düşmez ışığı âşıkları kör etmiş, gözlerini alıp içine hapsetmiş. Birbirlerine uzanıp sarılamadan taşa dönüşmüş; sonsuzluğu beklemek üzere, yan yana, ayrı düşmüşler.

IMG_0926
Uyuyan Dev ve Uyuyan Hanım (temsili)

Derler ki, bu olaydan sonra taşı toprağı, hatta anagramı aşk olan bu cennet kasabada aşkın kıymetini bilmeyen kimse barınamaz olmuş. İçlerindeki habislik dışarıdan görülmese de, dağın tepesinde Uyuyan Dev ve karşı adadaki Uyuyan Hanım gerçeği görür, ne yapar eder bu kişilerin ayağını başka coğrafyalara çevirirmiş.

kapak

Birazdan şu virajı döneceğiz ve Kalkan’ı göreceğim. İçimde allegro perküsyonlar çalmaya başlayacak ve denizin sükunetine mi dalsam, kalan virajları mı saysam, bu kez hangi şarkıyla Kaş sınırından gireceğime dair radyodan fal mı tutsam bilemeyeceğim. Yunan radyoları dahil hiçbir radyonun çekmediği o dört dakikalık yolda, önce depderin bir nefes alıp gözlerimi kapayacağım, çok özlediğim rüzgarı parmak uçlarımdan avuç içime, koluma, oradan yüzüme değsin diye pencereden sarkıtacağım kolumu. Gözümü her açışımda sağımda mavilik, solumda dağlar, işte birazdan Kaputaş’ın turkuaz suları.

kaputasin merdivenleri
Çık çık bitmeyen Kaputaş basamakları
IMG_3998
Kaş Kamping. Bu zeytin ağacının altında London Grammar’dan Hey Now kaç yüz kere dinlendi acaba.

Önce Kamping’e mi gitsem hiç merkeze girmeden? Leo biraz daha şişmanladı mı acaba, yine güneş altında yatıp semeleniyor mudur? Bir cin toniklerini içerim, Mustafa nasıl içeceğimi bilir; içine mis gibi yeşil Kaş limonlarından sıkar iri bir tane, sıktığı limonun kabuğunu da bardağın içinde bırakır. Masalardan birine otururum, herkes hep tanıdık, “Oo Ceren nerelerdesin ya!” derler, “New York nasıl, özledin mi buraları?” diye sorarlar. Bu dostâne sesleri, zeytin ağaçlarının kokusunu, denizin rengini içime çekerek yanıtlarım ben de hepsini. Artık kalkayım, daha yerleşeceğim, akşam bir yerde karşılaşırız zaten mutlaka, Kaş dediğin bir avuç.

P1030354

Yeni Marina tarafından girmek istemedim bu kez, amfi tiyatroyu selamlamadan geçmeyeyim. Bu amfi tiyatroda kaç güneş batırdım dağların arkasına doğru, kaç kez inip çıktım basamaklarını, en üst basamağında ne hikayeler değiş tokuş edildi, ne kahkahalar atıldı… Buraya gelmişken köşedeki eczacı teyzeye de bir el edeyim; hafif bir kırıklığım var diye gidince, “İlacı boşverin yavrum, spor yapın bak her yer doğa” diyen tatlı eşi de oradadır belki.

IMG_3178

Deniz daha ısınmamıştır ama sezon açıldı artık, Kaşlı dediğin sezon açılır açılmaz o suya ayağını sokar. Kütükten Kaşlı olmasam da, kalpten öyle olduğuma göre benim de bir seçim şansım yok. Çantalar eve atılsın, istikamet İnceboğaz. Bu mevsimde en sıcak su burada, Limanağzı da ısınmıştır ama merkezden kalkan tekneler daha çalışmaya başlamamıştır belki. Bilal’in yerine gidip, Bilal Ağbi’nin yıllardır değiştirmediği wifi şifresi heryertaksim‘e telefonumun kendiliğinden bağlanmasını bekleyip, bir sade kahve söylemek de vardı, ama artık yaza.

bilal 2
Bilal’in Yeri

İnceboğaz, Çukurbağ Yarımadası’nın hemen girişinde. Yürüyerek gideyim, şimdi yeni dünyalar basmıştır ağaçları hep, biraz toplayıp sudan çıkınca yerim. Sessiz, her yer çok sessiz. Cırcırböcekleri ve kuş sesleri var, bir de denizin sahildeki çakıllara değdiğinde çıkardığı hafifçecik şırıltı. Güneş alçalana kadar burada durayım, sonrasına bakarız.

bilal

Eve gidip hızlı bir duş, en güzel, en hafif giysiler, bir de ince bir hırka, akşam serin olursa. Güneş batışına yetiştim. Ayı’da mı batırsam, Deja Vu’da mı ikilemimde, bu akşamlık ilk gözağrım Deja Vu ağır basıyor, Ayı’ya yarın akşam giderim. Deja Vu, where everybody knows your name. Buranın bir ünü var, ilk kez gelen turistler bile haberdarlar güneşin burada batırılması gerektiğinden. Barın arkasında oturan, Kaş’a giden herkesin aşina olduğu gülümseyen yüz, Anıl, yine en güzel müzikleri çalıyor. İlknur Abla’yla sarılıyoruz, bara oturuyorum. Eskiden burada Tekinciğimiz de vardı, masalar arasında fişek gibi koşturur, neşesiyle, güzel enerjisiyle herkesi hoş tutardı.

20150928_184102
Deja Vu

Az sonra daracık sokağın karşı kaldırımına Bi’ Lokma’nın Sabo’su lokma tenceresini çıkarır. Minicik çıtır lokmalar gözümüzün önünde dökülecek, kokusu bütün sokağı saracak. İnsanlar sırada bekleyip yıllardır sordukları soruları soracaklar Sabo’ya, “Tarifi veriyor musunuz? Her akşam burada mısınız? Kaça kadar yapıyorsunuz lokmaları? Kaç senedir buradasınız?” Sabo da günündeyse en baştan anlatacak hikayesini o bir tencere lokma dökümlük on dakikada. Kaçıncı dinleyişim olduğunu artık bilmesem de, az geride durup gülümseyerek dinleyeceğim ben de.

voyn
“Yine gitsek ya Kaş’a, otursak bi’ taşa, ağaçlara hayranca baksak”

Karnım acıktı. Midem, Deja Vu’nun yanındaki Kaşım Ev Yemekleri’ne gidip nefis manzaraya karşı hemen bir tabak lahana sarması götürüver, hadi hadi hadi diyor, ama şşt’leyerek susturuyorum. Kaş’ta meyhanecilik mühim, hele bu sezon elinizi sallasanız yeni bir mekana çarpıyor. Bahçe Balık yıllardır popülaritesini kaybetmiyor, ben artık eski yılların lezzetini bulamasam da. Hemen yanında eskinin Üzüm Kızı’nın yerinde Ruhi Bey Meyhanesi. Kaş’ın ilk meyhanesi olan hakiki Üzüm Kızı ise üç sene önce geri döndü. Sıla’nın Bezgin Meyhanesi, Arla’nın Nereid’i, Emrah’ın yeni açtığı Çakır’ı, kışın sığındığımız Hayta Meyhane, Piraye her zaman harika alternatifler rakı, meze, balık için. Geçen sene Sardelaki Greek Tavern girdi bir de hayatımıza; sıcak ot kavurmasını, karidesini damağımdan silemiyorum – hemen Asmaaltı’nı geçince, solda. Sezonda en az dört beş gün önceden rezervasyon yaptırmak gereken, popülerliğini ve ününü sonuna kadar hak eden müthiş etçi Zaika’ya gideyim diyorum. Zaika’da yediğim hiçbir şey beni bunca yıldır üzmedi, bir de üstüne güleryüzlü çalışanlar, kocaman, tatlı bir bahçede ağaçların altında yemek yemek de eklenince ilk akşam için ideal bir tercih oluyor.

gercek kaslilar
Gerçek Kaşlılar denize değil, dağa bakarak otururlarmış.

O son çöp şişi yemeyecektim. İkram ettikleri çay da şişkinliğimi almadı, biraz yürüyüp kendime geleyim. Normal şartlarda ara sokaklardan kıvrıla kıvrıla caminin oraya çıkar, dümdüz yürüyüp ya Noel Baba’da bir çay daha içer, ya da Kaş’ın cazibe merkezlerinden Mavi’nin karşısındaki duvarda oturup gelen geçene bakardım; ama Kaş belediyesi çalışıyor – artık ne Noel Baba yerinde, ne de duvar duruyor, ikisini de yıktılar bu kış.

IMG_7410

yagmurunla camurunla
Biz seni sisinle bulutunla, yağmurunla çamurunla da severiz Kaş

Biraz ara verip Kaş’a gittikten sonraki ilk günler hep böyle geçiyor, özlediğim her şeyi ve herkesi bir anda görmek istiyorum, önce hangisine koşsam karar veremiyorum. Oysaki Kaş’ta telaşa, koşturmacaya pek yer yok. Mis gibi kokan yaseminlerin, capcanlı renkleriyle güzelim begonvillerin altından huzurla yürürken ayaklarımız bir yere götürecek nasılsa.

dunyanin en guzel banki
Dünyanın en güzel bankı. Çünkü pazardan dönerken begonviller altında, Kral Mezarları’na bakarak dinlenmek gibisi yok.

Saat ilerledi, herkes yemekten kalkıp bir-iki kadeh bir şey içeceği, sakince müzik dinleyeceği veya hop hop dans edeceği mekanlara doğru yol alacak artık. Kaş’ın konser mekanı Echo’ya bu sezon kimler gelecek acaba? 16 yaşımdan beri yaklaşık 50 konserine gittiğim Bülent Ortaçgil kesin gelir bence yine, Birsen Tezer de gelir hem, Erkan Oğur da. Echo’nun hemen yanındaki Smileys restoranın içinde tarihi sarnıç var, içkili kafayla gözünüzden kaçsa da ertesi günün gündüz gözüyle bir uğramak istersiniz belki. Dans etmek isteyenler için en popüler seçenekler; Mavi’nin hemen arka sokağındaki tatlı balkonlu Fırt, 90’lar Türkçe Pop’un pîri No11, daha popüler şarkılar isterseniz Red Point, veya Deli Bakkal’ın meşhur shot’larından içerken herkesin bir sokuluverdiği Hi Jazz. Dünya tatlısı Dane’nin her gün bir masasını domine ederek saatlerce kitap okuyup, bulmaca çözdüğümüz Just’ı geçen sene yalnızca gündüzleri açıktı, bu sene akşamları da açık, hadi yine iyiyiz. Bir de çok sevdiğim Gagarin var, eve dönerken yol üstünde uğrayıp geceyi bitirmelik. Böyle isim isim yazınca da insana çok yer varmış gibi geliyor, üstelik bir kısmı da eksik bile kaldı ama demin de anlattığım gibi; Kaş dediğin bir avuç.

arnavut kaldırımı ferforje

Kaş’ın iki sahilinden biri olan Büyükçakıl’a kalpten bağlılık diye bir kavram var. Meteorlar yağmur olur yağar, Büyükçakıl’da izleye izleye sabahı edersin. Yazın sıcağından bunalır, Büyükçakıl’ın içinde soğuk su kaynakları olan denizine dalarsın. Ay kocamandır, Hıdırellez gelir, doğum günündür, veya günün hiçbir özelliği yoktur ama ateşin başında sevdiklerinle şarabını, rakını paylaşmak istiyorsundur, Büyükçakıl’a gidersin. Bazen sadece herkesten kaçmak için de gidersin, kimse dokunmaz.

Screen Shot 2017-05-19 at 11.09.38 AM
Büyükçakıl (nam-ı diğer Gocaçaal)

Eskiden denize girmek için Çukurbağ Yarımadası’ndaki Hidayet Koyu’na da giderdik. Beyaz plastik sandalyelerde oturur, anne kızın işlettiği minicik büfeden doyururduk karnımızı. Çay istediğinde demliği uzatırdı, patates kızartması istediğinde gözünün önünde keserdi patatesleri abla. Bunlar dışında pek de seçenek yoktu zaten menüde; yıllardır tadını özlediğimiz çıtır çıtır mis çibörek, buz gibi bira filan işte. Carettalarla, çeşit çeşit balıkla yüzdüğümüz akvaryum berraklığındaki denizden çıkınca mavi bir hortumdan akan suyla tuzumuzu atar, Kaş sıcağında vaha gibi gelen ağaçların altındaki püfürtüye çöker, mırıl mırıl kitabımızı okurduk. Neden -di’li geçmiş zaman? Çünkü artık orası Hidayet değil, Blanca Beach. Hem girişine, hem şezlonguna, hem şemsiyesine ayrı para istenen, sezonda 11’den sonra gidince rezervasyonsuz yer bulunamayan bir yer. Denizi belki hâlâ aynıdır, bilmiyorum, iki yaz önce ilk ve son gidişimde plajdaki ağır parfüm kokuları ve tuvalette denizden çıkıp gözaltı kapatıcısını ve rujunu sürüp güneşlenmeye dönen kitlesiyle pek uyuşamadığım için bir daha gitmedim.

sualti

Bir de Kaputaşımız var, turkuaz rengine kurban, dalgasına hayranız. İş makineleriyle 2015 yazında tanıştı, belediye çalışa çalışa yakında ağızlara layık bir beach de dikiverir diye diken üstündeyiz. Doğallığı, huzuru, enerjisi daha da bozulmadan bir dolunayda daha gece vakti kendimi serin sularına bırakma düşüncesi her zaman mutluluk verici.

kas dolunay

Gece sonunda “Haydi yarın görüşürüüz!”ler eşliğinde tıngır mıngır evime yollanıyorum. Dalgakıranın ucundaki fenere, Yarımada’nın hatırlattıklarına, Meis’in tek tük ışıklarına bakarak balkonumda biraz daha oturacağım. Otururken de yıllardır bu anlar için biriktirdiğim Kaş, balkon, cintonik şarkılarımı dinlerim belki.

Yaseminimiz bol olsun.

WhatsApp Image 2017-05-19 at 10.31.45 AM

Not: Bu yazıda kullanılan fotoğrafların tümü yazara ve Batıkan B. Ünsal’a aittir.

Save

6 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s