Dedesinin kaymağı

Yazı ve Fotoğraflar: Bahar Taşkent

Üstünden en az 15 yıl geçmesine rağmen daha dün gibi dedemin Koy kızım Tanju Okan’ı kasetçalar’a dediği. Sadece Tanju dinlemezdik dedemle yanlış anlamayın. Emel Sayın da dinlerdik, Esin Engin’in tangolarını da, Selami Şahin de. Ankara’nın Bahçelievler semtinin belki de en güzel sokağında dedemle balkonda karşılıklı oturur, müziğimizi açar, karpuzlarımızı yerdik. Bütün torunlarıyla yapmıştır bunu.

Benim yazlarımın çoğu dedemlerde kalarak geçti. Zaten ben hiçbir zaman çok dışarı çocuğu olmadım. Aslına bakarsanız annem bir gün “Sen ergen olmadın çocuğum” diye de itiraf etti. Sakindim ben. Olay yapmadım bunalımlarımı.

Çok severdim dedemi. Anneannemi erken yaşta kaybettik. Belli etmezdi ama çok üzülürdü erkenden gidişine. Kendisinin hastalığı ortaya çıkana kadar hep dükkanının başına gitti. Akşamları annemlerle balkonda çay saatimizin sonuna yaklaşırken karşıdan gelişini görür hemen serinlemesi için bir bardak suyunu daha o kapıyı çalmadan hazır ederdik. Çizgili pijamalarını giyer otururdu balkondaki köşesine. Başlardı eskilerden bahsedip bizi güldürmeye. Hep de güldürmezdi, “O günlere selam olsun” diyerek ağlardı bazen de annesinden bahsedince.

Kışları, her cumartesi sabahın köründe onlara gider kahvaltı ederdik. Dedem, teyzemin kahvaltı ısrarlarına aldırış etmeden koşa koşa işe giderdi ama çıkmadan mutlaka elini öptürür, cebinde önceden hazır ettiği haftalık harçlığımızı vermeyi asla unutmazdı.

Pazar günleri sabahtan akşama kadar Trt 4 izlerdik. Ayşe Taş çıkınca sevinir, bak bu kadın çok güzel okuyor derdi. Türk Sanat Müziği repertuvarımı dedemle geçirdiğim tatlı günlerime borçluyum.

Akşamları aile yemeği yenecekse dedem pişmaniye getirirdi. Biz de 4 torun olarak yemeğin sonunda pişmaniyeden bıyık yaparak kahkahalara boğulurduk. Bir de yemek masasının altına girip annelerin terliklerini babalarınkiyle değiştirir kıkırdardık. Torunlarını çok severdi dedem. En küçük halimizden büyüdüğümüz zamana kadar her başarımızla övünürdü.

 

 

 

Bir yaz dedemin hastalığı atak yaptı. Her yaz olduğu gibi o yazımı da dedemle geçirdim ama bu sefer daha farklı. Balkonda pek oturamadık. Bu sefer yatakta yanına yattım. İyi misin dedem dedim, bir isteğin var mı dedim, ağrın çok mu dedim…

Bir gün yine böyle konuşurken kendine iyi bak kaymak, görüşürüz dedi ve gitti. Vedalaştık dedemle bundan tam 10 yıl önce.Dedemin hayatımdaki anlamını ve o günlerimizin güzelliğini tabii ki onu kaybedince daha iyi anladım.

Ben o yazlarımı ve dedemi çok özlüyorum. Boğazımda kocaman bir düğümle Tanju Okan’dan Hasret şarkısını size de armağan ediyorum, belki dinlersiniz diye şuraya koyuyorum.

O günlere selam olsun.

Not: Ben ne zaman çok özlesem ve bir işaret beklesem bir yerlerden Tanju Okan sesi gelir. Yani aslında kimse tam olarak bir yere gitmiyor sanırım. Yani umarım.

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s