‘Vahşi Kadın’ şehri ziyarette: Kurtlarla Koşan Kadınlar okumalarına dair izlenimler

Clarissa Pinkola Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı ile yolum bundan 3 sene evvel, tek başıma yapacağım bir otobüs seyahatinden önce kesişti. Daha öncesinde kitapçılarda sürekli elim gidiyor ama bir türlü alamıyordum. Hediyeydi bu kitap ve bir kadın tarafından hediye edilmişti bana. Arkadaşım içine bir not yazmış, her satırının bana ilaç gibi gelmesini ve içimdeki vahşi kadını bulmama yardımcı olmasını dilemişti. Çıkacağım yolculuğun çok bilinmeyenli denklemleri içinde bulundurmasının yanı sıra, 26 yaşımın ortasındaydım; şimdi anlıyorum ki gerçekten de kitaba en çok ihtiyaç duyduğum anda gelmiş bana. O yaz altını çize çize, notlar ala ala ve defterime kitabın hissettirdiklerini yazarak okudum ve birçok kadın gibi ben de onu başucumda bana aradığım cevapları bulmama yardımcı olan bir yakınım gibi tuttum. Hatta şimdi yazarken hatırladım: O yolculuğun başında, otobüste oturmuş kalkmasını beklerken yanıma bir kadın oturmuş ve o da çantasından Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı çıkarmıştı. Sonra göz göze geldik, ben güldüm, o da kitabımı gördü ve “Şimdi, yolda başlayacağım okumaya. Nasıl gidiyor, güzel mi?” diye sormuştu. Gece yolculuğu yaptığımız için ikimiz de bir saat geçmeden uyuklamaya başlamıştık ama çok güzel bir tesadüf olmuştu bence.

Kitabı okuyanlar bilirler; illa ki başından sonuna bir sırayla okumanız gereken kitaplardan değildir KKK. İçinde vahşi kadına dair öyküler, psikanalist ve şair Estés’in bu öyküler ve mitlerin ışığında kadının gerçek doğasına dair çözümlemeler içerir ve adeta bir ‘rehber kitap’ niteliğindedir. Doğamızla bağımızı koparmamamız, iç sesimizi dinlememiz, yaşam-ölüm-yaşam döngüsüne kendini bırakmanın ne denli özgürleştirici olabileceğine ve daha nicesine dair yazarla bir sohbetteymişsiniz gibi okursunuz. O gün, o ay, o yıl artık nelere ihtiyacınız varsa.

Velhasıl, geçtiğimiz Mart ayı sonlarında Facebook’ta bir etkinlik ilişti gözüme: Kurtlarla Koşan Kadınlar Okumaları diye. Epey ilginç geldi. Biraz inceleyince bunun daha evvel de yapılmış olduğunu (2016 Şubat’ından beri), yolu sanattan üretimden geçen bazı ‘vahşi kadın’ların bu okumalarda önceden seçtikleri öyküleri okuduktan sonra herkesin üzerinde konuşabileceği bir platform sağladığını gördüm ve bir sonraki etkinlik için ben de kayıt yaptırdım.

IMG_6637

Nisan’ın 3’ünde, Asmalı Mescit’te yer alan Adahan Oteli’nin upuzun ve güzel salonunda onlarca kadın (ve bir iki erkek) buluştuk. Gerçekten çok kalabalıktı ama ilk defa geldikçe gelen insanlara yer açmak içimden geliyordu. Benimle birlikte iki arkadaşım daha vardı yanımda. O gün okumaları masal anlatıcısı Roza Erdem ile Bilge Kadınların Yaşam Döngüsü Merkezi’nin kurucusu ve yoga eğitmeni Gizem Onay Collet yaptılar ve Roza Erdem ‘Elsiz Kız’ öyküsünü anlattı. Gizem Onay Collet’den ise Bilge Vasalisa’yı dinledik. İkisinin de ardından dinlemeye gelenler arasından söz alanlar oldu, bana kadınların bir arada olup o öyküleri dinlemeleri esnasında yanlarında olmak bile iyi geldi. İki saat süren etkinlik dolu dolu geçti diyebilirim.

IMG_6646

Adahan’dan çıktıktan sonra tek başıma Taksim’in ara sokaklarında gezindim, çok sevdiğim ama artık neredeyse hiç gitmediğim Urban’da havanın da yumuşacık olmasını fırsat bilip dışarıda, o ufak taburelerden birine oturup bir bira söyledim. Gelen geçeni seyredip, kadın olmanın – her ne kadar çileli hale getirmek için dünya seferber olmuş olsa da – ne kadar güzel olduğunu düşünüp, soğuk biramı yudumladım. Sonra yine ara sokaklardan Çukurcuma, Cihangir ve el mahkum Taksim meydan yapıp, dolmuşa atlayarak karşıya geri döndüm.

Etkinlik beni tatmin ettiği için bir sonraki okumanın başka bir yerde, Cihangir’deki ARK Kültür’de olacağını gördüğümde, aynı ekibin düzenleyip düzenlemediğine çok da bakmaksızın, “Giderim,” dedim kendi kendime. Saati biraz tersti bu defa işten çıkıp gelecekler için. Bir evvelki etkinlik 19:00-21:00 saatleri arasında yapılmış, hatta biraz da sarkmıştı. Bu seferki için 18:00-19:00 yazıyordu; garip geldi ama kitabımı attım çantama, düştüm yollara. Vapurda bir ferahladım, ardından İtalyan Yokuşu’ndan çıkarken bir ter bastı, merdivenlerde soluklandım.

Processed with VSCO with f2 preset

ARK Kültür, Cihangir Batarya Sokak 10 numarada, çok güzel bir bahçe içinde bir binada. İçeride Bize Ait Bir Oda isimli karma bir sergi de var şu sıralar, gidip gezebilirsiniz.

Processed with VSCO with f2 preset

 

Processed with VSCO with f2 preset

Bu etkinlikte okumayı bir kişi yaptı. Başta kim olduğunu söylemediği için Facebook etkinliğini açıp, baktım o sırada. Küratör ve yazar Nazlı Gürlek olduğunu öğrendim. Yaklaşık 15-20 kişi kadardık. Orada söylesem muhtemelen linç edilirdim ancak mekanda bebek olması sebebiyle çoğu zaman okunan metne odaklanamadım. Fakat bununla ilgili bir şey söylesem, kadınların gözlerinden yakıp kavuran ateşlerin çıkacağını tahmin ettiğim için bu hislerimi kendime sakladım.

Processed with VSCO with f2 preset

Nazlı Gürlek üç öykü okudu: Kelebek Kadın, Mavisakal ve İskelet Kadın. Kelebek Kadın ile ilgili hiç konuşulmadı. Mavisakal ve İskelet Kadın üzerine de çok kısır bir sohbet döndü. Bu tür etkinliklerde anlatıcı ya da okuyucunun dinleyicilerden bir geri dönüş almak istiyorsa birkaç ‘yem soru’ ile onların ilk-konuşan-olma-gerginliklerini azaltmasının faydalı olabileceğine inanıyorum. Yani, “Ee, bu öykü size ne hissettirdi?”den ziyade, “Beğendiniz mi? Neleri beğendiniz? Buna benzer hisleri tecrübe ediyor musunuz? Siz ne yapardınız? Ben şöyle şöyle hissettim / Bunu ilk okuduğumda şunu fark etmiştim,” gibi yorum ve sorularla, zaten sesini çıkarmayı çok sevmeyen dinleyicileri biraz açabilirdi. Sustuk, üçüncü öykü bitince bize teşekkür edildi geldiğimiz için. Ve finito. “E ben tek başıma da okuyorum bu kitabı zaten,” hissi oluştu bende biraz, Karaköy’e doğru ağır adımlarla ilerlerken.

Processed with VSCO with f2 preset

Bana öyle geliyor ki, bu okumalar için bir saat yeterli gelmiyor ve belki de okunacak öyküler önceden duyurulup, okuyarak gelmemiz istenebilir ve böylece üzerine daha derinlikli, daha doyurucu sohbetler edebiliriz. Çünkü gerçekten başkalarının ne düşündüğü, neler hissettiği benim için duymaya açık olduğum deneyimler ve o odadan çıkacak her fikrin kafa açıcı bir yanı olabileceğine inanıyorum. Ne yapalım, bir iyi bir de o kadar iyi olmayan deneyimim oldu. Üçüncüye de katılmaya varım, biraz da iyi organize edildiği sürece.

One thought

  1. Harikasın. Bu kitap yıllardır kitap rafımda, bana göz kırpıp duruyor. Açıkçası, bazen gerçekten korkar ya insan, başlamaya korkuyorum. Bir kere daha kitabı hatırlattığın için teşekkürler. Belki üçüncüye beraber gideriz :)

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s