Atina’da yazın geldiğini gösteren 10 işaret

Biricik Mahmut’un Atina muhabiri olarak bir zamanlar Reha Muhtar’ın TRT için yerine getirdiği görevi ara sıra ben de üstleniyorum. Daha önce size “Atina’da 1 drink alınacak 5 bar”, “Atina Fotoğraf Festivali” ve Yunan ahalisinin gıybetini yaptığım “Yunanistan dosyası” yazılarıyla yaşadığım şehirden / ülkeden bahsetmeye çalışmıştım. Bu sefer başka bir açıdan, kapımızı çalan güzelim yaz mevsimini de bahane ederek yine yaşadığım şehir hakkında iki kelam edeceğim.

Atina, coğrafya derslerinden hatırladığımız yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimine sahip. Geçtiğimiz kış beklenenden kapalı ve soğuk geçse de genelde güzel havasıyla ünlü bir şehir. Yaz mevsimi ise ben diyeyim Mayıs, siz deyin Haziran’da başlayıp Ekim sonuna kadar sürüyor neredeyse. Baharın gelişi biliyorsunuz cemre isminde bir arkadaş ile tanımlanıyor, kendisi bi üç kere neresi olduğunu bilmediğimiz yerlere düşüyor. Yaz içinse böyle bir emare yok. Ancak Atina’da belli başlı bazı şeyler var ki bunları gördüğünüzde, yaptığınızda ve bunlara tanık olduğunuzda yaz mevsiminin gerçekten geldiğini anlıyorsunuz. E hadi buyrun o zaman, Atina’da yazın gerçekten geldiğini gösteren 10 işarete teker teker göz gezdirelim.

1) Balkon Yıkama Sesleri

Atina’ya geldiğinizde ilk dikkatinizi çeken şeylerden biri şehrin balkonları olacaktır muhtemelen. Balkonsuz ev neredeyse yok gibi, kentsel dönüşüm denen lanet şey burada olmadığı için 3 yıldızlı salak otel mimarisine sahip balkonsuz apartmanlar da yapılmıyor. Atinalılar balkonda olmayı, komşusuyla balkondan balkona muhabbet etmeyi, bitkilerle o balkonları süslemeyi çok seviyor. Yaz geldiğinde ise günün neredeyse her saatinde biri balkon yıkıyor. Sürekli bir şırıltı, sürekli bir süpürme sesi. Hem serinlemek hem de günün çoğu saatini geçirdikleri yeri temiz tutmak için canla başla uğraşıyorlar.

2) Masmavi Gökyüzü

Aranızda “Bu ne biçim madde?” diyenler olabilir, haklısınız. Yazın genelde gökyüzü mavi olur zaten ama burası Atina;haftalarca, tek bir bulut bile bulunmayan, maviliği gözünüzü alan bir gökyüzünden bahsediyorum. Atina göğü mavisi diye bir renk boya kataloglarına konulmalı, ayrı bir renk olarak değerlendirilmeli.

3) Sandaletler

Hayır efendim parmak arası değil, içine beyaz çorap giyilen, trekking yapan emekli Alman Hans sandaleti de değil; has deriden yapılan, güzel ayaklara pek yakışan, birbirinden zarif sandaletlerden bahsediyoruz. Artık atalarının geleneğini sürdürmek mi hoşlarına gidiyor yoksa bu sandalet olayını kültürlerinin bir parçası mı olarak görüyorlar bilmiyorum ama Yunan ahalisi sandalet seviyor. Çok çabuk üşüyen ve hava iyice ısınmadan ince montunu çıkarmayan ya da denize girmeyen insanlar oldukları için diyorum ki; eğer sokakta yürüdüğünüzde çoğu Yunan sandalet giyecek cesareti bulduysa işte o zaman tamam, hava gerçekten ısınmış, yaz gerçekten gelmiştir.

4 ) Açık Hava Sinemaları

70’lerde Türkiye’de de oldukça yaygın olan ama nedense şimdilerde sadece alışveriş mezkezlerinde bulunan ve tonla para ödediğimiz açık hava sinemaları Atina’da şükür hâlâ var, hem de neredeyse her semtte. Kış boyunca kepenkleri kapatan bu işletmeler eğer kapılarını açmışsa, tatlı bir akşam buz gibi biramızı içerek 60’lar klasik Hollywood filmi izliyorsak yazın gelişini de kutlamalıyız bence.

5) Siesta sebebiyle kapalı dükkanlar

vacations

Geldik Atina (ve aslında Yunanistan) hakkında en çok geyik yapılan maddeye. Tembel bu Yunanlar, öğle arasında uyuyorlarmış. Mış. Evet arkadaşlar, yaz gelmişse, gerçekten gelmişse, artık öğleden sonra hava 37 derece olmuşsa şehrin merkez / turistik bölgeleri dışındaki semtlerde, öğle saatlerinde küçük esnaf dükkanı kapatıyor. Kimse, güneş insanın ağzına ağzına girerken gidip de mahalle kasabından et almıyor çünkü. Az çalışmıyorlar, tembel de değiller. Siestaya kadar dört saat, siesta sonrası da en az dört saat çalışıyorlar. Akşamüstü 4’te açtıysa dükkanı 8’den önce kapatmıyor yani kasap Yorgos.

6) Şehir Plajları

IMG_2520

Atina merkezine çok değil, 8 kilometre uzaklıkta bulunuyor şehir plajları. Kimisi halk plajı, kimisine küçük bir ücret karşılığında giriliyor. 2004 Olimpiyatları ve AB’den gelen maddi destekle 2000’lerin başında temizlenip düzenlenmiş. Mis gibi plajlar. 4 milyon insanın yaşadığı bir şehirde girip girebileceğiniz en güzel deniz Atina’da. Bu plajlar açıldıysa, plajlara giden yollarda trafik arttıysa, tramvaya ıslak mayosuyla binenler varsa bingo! Hoş geldin yaz.

7) Athens & Epidaurus Festival

festival-athinwn-2017-poster-e1491313444329

50 yılı aşkın bir süredir yaz gecelerini daha anlamlı kılan, Atinalılar’ı müzikle, tiyatroyla, dansla büyüleyen bir festival bu. Akropolis eteklerinde bulunan ünlü antik tiyatro Odeon’un 2000 yıldır sapasağlam duran taşlarında oturup nefes aldığınız, hayata şükrettiğiniz, sanatla ruhunuzu hafiflettiğiniz zamanlar. Sadece Odeon değil, Atina’nın çeşitli performans salonlarında da farklı sanat aktiviteleri mevcut. Yaklaşık iki ay süren bu muhteşem festivalin afişlerini Atina sokaklarında görmeye başladıysak, programa göz gezdirip biletler alıyorsak yazın gelişini de resmen kabul etmişiz demektir.

8) Kapalı tenteler

İlk maddede bahsettiğim balkonların çoğunun tentesi vardır şehrimiz Atina’da. Tentesiz balkonu olan bir daire varsa, büyük ihtimalle orada sürekli birileri yaşamıyordur. Atina güneşi, yazın ortasında kendini göstermeyi çok sever, önlem alınmazsa insanı yakar kavurur. Yaz gelmişse Atina ahalisi güneş  batana kadar tenteleri kapatır, kendini ve balkondaki bitkilerini korur. Sabah saatlerinde tente kapama sesleri, güneş battıktan sonraysa açma sesleri duyuyorsanız, evet. İşte o yaz demektir.

9) Hayat Sokakta

Daracık kaldırımlarda minik minik, yan yana masalar. Masaların üstünde birbirinden güzel mezeler, kadehler… Bir masanın etrafında toplanıp hararetli tartışmalar yapan, kahkaha atan, hüzünle dertleşen Yunanlar. Atina’da yazın hayat sokakta geçer. Hangi semtinde bölgesinde olursanız olun yazın Atina’da yürürken kendinizi asla yalnız hissetmezsiniz. Bir yerde açık bir cafe, taverna, onların sokaktaki masaları, o masaların etrafında ise Atinalılar vardır.

10) Soğuk Kahve

Diyelim Temmuz ayında geldiniz Atina’ya, bir taksi çevirdiniz yoldan, direksiyonun sağında duran haznede plastik şeffaf bir bardak göreceksiniz, içinde bir pipet; artık frappe mi içiyor, freddo espresso mu şoförümüz bilemeyiz ama soğuk kahve yazın gelişinin en en önemli habercisi. Mahalle kahvesinde her zamanki sandalyesinde oturan 80 yaşındaki Yorgos amca da, sebze meyve almaya girdiğiniz manav da, yanınızdan hızlıca yürüyerek geçen mimarlık öğrencisi Stavroula da soğuk kahve içiyor olacak. En çok içilen soğuk kahve türlerinin ne olduğunu bu yazıda okuyabilirsiniz, şimdi uzun uzun burada yazmayayım ama sizin de yaz aylarında Atina’ya yolunuz düşerse siz de o kahvelerden birini elinize alıp, yazın ve şehrin tadını çıkarın derim.

 

 

2 thoughts

  1. Reha Muhtar senin kadar güzel ve ilginç haberler hiç vermemişti. Hepsi güzeldi yazdıklarının ama bu bal kaymak olmuş çocukum. Devamını bekleriz. Anlatımın çok akıcı ve sımsıcak.
    .

    Liked by 2 people

  2. Okurken balkonu hortumla fışır fışır yıkamışım da hem balkonum hem de ayaklarım serinlemiş gibi geldi Ozancığım. Oooh, aman diyelim evin içine ıslak terlikle girmeyelim. Öptüm.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s