Hayatıma çok erkek girdi.

Bir gün, kalbimi -nedenini asla anlayamadığım şekilde- defalarca kırma teşebbüsü gösteren bir adamın paylaştığı bir yazıyı gördüm. Yazı “ideal erkeğin x davranışı” gibi, 98934801 örneğini gördüğümüz listelerden biriydi ve “kızın kapısına çiçekle gittim”den, “o anlatırken dikkatle dinledim”e kadar, hoşluklarla temel insanlık gereklerinin birbirine karıştığı örnekler içeriyordu. Kendine ideal demek isteyen erkekler için yelpaze epey genişti sizin anlayacağınız.

Bizimki kendini övmek fırsatını elbette kaçırmamıştı ve yapıştırıvermişti yazının üstüne erkeklik puanlamasını, “10 üzerinden 8 #kıps” gibisinden. Aynı adam, birkaç yıl önce benimle planlı programlı görüşmesinde boynundaki morluğu saklama zahmetine bile girişmemiş, Ankara ayazında bir atkı takıvermemişti mesela, işte o kadar düşünceli, nazik ve kibardı. Bundan uzun zaman sonra, belki artık büyümüştür (artık büyümüştür de beni seviyordur değil, artık büyümüştür de hissetmediği şeyleri söylememeyi öğrenmiştir) dediğim bir zamanda, “Seni özledim”lerle uçarcasına gelip, kaçarcasına ayrıldığı anlardan sonra kayıplara karışmak, bir ertesi gün mesajı dahi göndermemek de büyümemiş halinin yapacağı işti tam. O yüzden çok şaşırmadım, talimliydim. Aradan bir süre geçince kendisine neden ideal erkek olmayabileceğine dair fikir verdim, o da beni anladı. Güzel.

Sıradaki! Pek de samimi olmadığı bir kadının da bulunduğu (ve onu bir ihtimal duyabileceği) bir ortamda erkek arkadaşlarına akşam bir kızla sevişeceği müjdesini veren 30+ yaşındaki erkeğin davranışını hangi doğa olayıyla açıklamalı mesela? Ergenlik belki… Peki ya o ortamdaki kadın kendisinden hoşlanıyorsa ve o da bunu biliyorsa ne demeli bu harekete, zevzeklik mi yoksa acımasızlık mı? Hayatı insanları gözlemlemekle geçen, beden dilinin inceliklerine dikkat eden, hiçbir hareketi ve lafı öylesine olmayan biriyle karşı karşıya olduğunuzu bildiğinizde, taşlar yerine daha kolay oturuyor.

(Birine bir şey borçlu olmamanız ya da üzerinizde hak iddia edememeleri, onları kırmak için yeterli sebep midir? Buyrun sohbete…)

Sıradaki! Günün 18 saati hal hatır sorduğu insanı “iyi geceler”le bırakıp, ertesi gün tanımamacasına boşvermek örneğin, “herhalde bunların rüyalarında bir şeyler oluyor” diye düşündürüyor. Sonra bunu “erkek dengesizliği işte…” diye açıklamak da biraz kolaya kaçmaktı bence, hemcinsleri ne der bilemem tabi.

Sıradaki! Bir mesajlaşmanın orta yerinde, hiçbir şey söylemeksizin uzaklaşmak, ne bileyim mesela hünkar beğendinin bu denli lezzetli oluşu kadar akıl almaz bir durum benim için. Hele de ertesi sabah konuşmaya siz arada hiçbir şey söylememişsinizcesine devam etmek, tam da “bana ne senin anlattığın zırvalardan” demek değil mi?

Sıradaki! Beni öptükten sonra çalan telefonunu çıkarıp “bir saniye, karım arıyor” diyerek uzaklaşan erkeğin, sonradan evde iki çocuğunun başında beklediğini öğrendiğim karısı için üzülmediğimi söyleyemem doğrusu.

Sıradaki! “Seni aramıyorum, çünkü evde depresif depresif oturup 31 çekiyorum” diyen meczuba da yardım eli uzatmadım (pun intended canım).

Yukarıdaki erkeklerin tümünün ortak noktası incelikli, saygılı ve sıradan çinko karbon pillerden daha iyi olduklarını düşünmeleri. Size kapıyı tuttukları, konuşurken arada bir gözünüze baktıkları ya da günaydın mesajı attıkları için sıradışı varlıklar sanıyorlar kendilerini. Siz de bir süre öyle sanıyorsunuz. Ben sandım. Belli ki insan sarrafı değilim ama o kadar da aptal sayılmazdım halbuki… Şimdi daha akıllı mıyım bilmem, ama en azından karşımdakinin bir şey söylemesi için öyle hissetmesi / düşünmesi gerekmediğini biliyorum.

Eh, madem… Sıradaki!

 

 

Not: Yukarıdaki yazı sadece yazıda bahsi geçen kişileri bağlar, genellemelerin sorumluluğu genelleyene aittir. Tekrarlayan yorumlar yazının ve yanıtların okunmadığını düşündüren cinsten olduğundan, yazı bundan sonraki yorumlara kapatılmıştır.

Yazar: bellatrixbegins

twitter, instagram: @bellatrixbegins kişisel blog: www.bellatrixbegins.blogspot.com Daha ne diyem, Mahmut mu diyem? (DEDİ)

11 thoughts

  1. Sevgiliniz olmayan hiçbir erkek size bağlılık borçlu değil. Kesintisiz ilgi göstermeye, kesintisiz mesajlaşmaya, tutarlı duygular hissetmeye ve ona olan hislerinizi gözetmeye mecbur değil. Kimse size bunlar için birer açıklama da borçlu değil. Siz hangi hakla, hangi yüzle bunları talep edebiliyorsunuz? Kendisiyle konuşan veya ilgilenen her kadının seks borcu varmış gibi davranan erkeklerden hiçbir farkınız yok. O halde başınıza gelenleri de zamanında sevişmeyi reddettiğiniz erkeklere sayın ve hesap kapansın.

    Beğen

    1. Yazının meczuplara dair kısımlarını bırakıp, sadece “sevgiliniz olmayan erkek size bağlılık borçlu değil” kısmına takılmanız neden anonim olarak yorum bıraktığınızı açıklıyor gibi :) Bağlılık değil nezaket ve dürüstlük istediğimi açıklayacaktım ama amaaan, gerek yok. Sizin cevap şu: Olur, onu ona sayarım, yine de açık kalırsa başka bir yazıda görüşürüz — tabi ki themahmut.com’da!

      Liked by 5 people

      1. Kesintisiz ilgi göstermedikleri, sizinle ciddi düşünmedikleri ya da sizden vazgeçtikleri için mi dürüst değiller? Bu prenses kafasından çıkmazsanız canınız daha çok yanacak. Benden söylemesi.

        Beğen

      2. Hayır, hayır ve hayır. Okuduğunuzu pek anlamamışsınız, bakalım açıklamayı anlayabilecek misiniz, bu son denemem: Bana hiçbir borçları olmadığı halde, çok basit bir “daha az görüşelim” lafını ya da mesaj sıklığını azalta azalta bitirmek gibi nezaketen hoş duracak bir davranışı, özetle insancıl bir bitirişi beceremedikleri için tutarsız ve basiretsizler. Üstelik çoğuna, davranışlarının ne denli manasız olduğunu iletme fırsatı buldum ve onlar da haklı olduğumu kabul ettiler, o yüzden tepeden tepeden bana beni öğretme çabanız boşa gitti. Fakat prenseslik lafına çok güldüm, eyvallah :)) Şayet bu yazdıklarım bir şey ifade ettiyse ne mutlu size, yoksa bu prenslik anlayışınıza aynen devam…

        Liked by 2 people

  2. Sorunlular buluyorsa seni paratoner etkisi yaratıyorsun… Hacı hacı’yı Mekke’de, deli deliyi dak’kada bulurmuş. Öyle düşün birde? Evet karşına çıkanlar -bahsettiklerin- problemli, ama bir özeleştiri yaptın mı? “İnsan sarrafı değilim, aptal sayılmam” tarzı bir özeleştiriden bahsetmiyorum… Kendi kendini kırarcasına…

    Beğen

    1. “Onun orada ne işi varmış?” diyorsunuz yani? :) Evet özeleştiri yaptım ve yapıyorum. Aksi takdirde bunları yazıya da dökemez, köşemde nedennn nedennnnnn diye ağlıyor olurdum.

      Liked by 2 people

      1. Bu da bir şekilde ağlama değil mi? “Neden ayrıldık, Aman Allah’ım aşkımdan ölürken neden ayrıldım.” değilde; “Neden beni böyleleri buluyor? Aman Allah’ım neden ben.” olmuş. Serzeniyorsun sadece haklı olarak ;)

        Beğen

      2. Yok, neden ben demiyorum çünkü ne ilk ne de son olacağımı biliyorum. Bir erkek çıkıp çok benzer bir yazıyı kadınlar için de yazabilir, bunun da farkındayım. Beni hayatta en çok rahatsız eden şeylerden biri tutarsızlıktır ve kim yaparsa yapsın hakkında olumsuz bir düşünce oluştururum. Bu, bu düşünceden doğan bir yazı. Sanırım yeterince açık olmuştur.

        Liked by 4 people

  3. buradan bakınca hiç özeleştiri yapar gibi bir haliniz yok. tahmin ediyorum “ouvv nasıl da kendine güveniyor” ya da “ouvv ne kadar hisli” diye kaba saba ve dengesiz adamlara meyledip sonra da neden böyle çıkıyorlar diye şaşırıyorsunuz.

    sorunu neden cinsiyetleştirdiğinizi de çözemedim. bence bu kadarcık kırılmaktan bu kadar etkilendiyseniz yatın kalkın her gün erkek doğmadığınıza şükredin. hemen her erkek çocukluğundan itibaren bu yazdıklarınızın yaklaşık elli katını tecrübe ediyor.

    Beğen

    1. Sorunu cinsiyetleştirmekten kasıt erkeklerle ilgili birtakım şeylerden bahsetmekse, cevap çok basit: Heteroseksüel bir kadınım. Kurgu yazmadığım sürece kadınlarla ilgili ilişki tecrübelerimden bahsetmem söz konusu değil.

      Kim ne tecrübe ediyorsa oturup yazmakta serbest, buyursun. Ama yorum olarak değil yani. Hele yazılmış başka bir yazıya sırf erkeklik gururu incindi diye “bence öyle yapıyorsanız şöyle yapın”, “aman o da bir şey mi” gibi hiç değil. Bayağı, dümdüz yazsın, biz de merakla okuyalım. Okuyalım ve “yukarıdaki erkekler/kadınlar” diye yazılmış bir yazıyı üstümüze alınıp altını doldurmayalım.

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.