Apple Tree Yard feminist bir dizi mi?

Yazı: homurrhomur

(DİKKAT: Diziye dair spoiler içerir.)

Sıkıcı hayatınızın ortasında Antonio Banderas gibi havalı biri sizi gizli şapellere götürüp, sonra “Bak buradan süfrajetler geçti, sen seversin” dese ne edersiniz? Sadece soruyorum. Yvonne bence coolluğunu şahane korudu. Biz terzi mukadder satıp sattı malı mülkü ile büyümüş bir neslin ahvadıyız, bilemiyorum neler yapabilirdik?

Dogville’deydi değil mi o, hani kadının adam için, rakamları yanlış okuyuşu? Öyle istiyor diye. Hani büyüklerin ağzıyla konuştuklarını şıp diye anlayıverdiğimiz küçük çocuklar vardır ya, bir kadının kendi vücudunu bir jöle olarak tanımlaması da benzer bir şey değil mi? Toplum bataklığının bize verdiği sıfatları ne de güzel benimseyip, sarmalayıveriyoruz öyle. Oysa kadının söylediği gibi değerli hissetmeye ve heyecana ihtiyacı vardı, ama arkadaşına dediği gibi dışarıda/içeride gerçekten korkunç adamlar var. Paşa oğullarımızın kırılgan egoları uf olmasın diye, yok yok sana demedi yapıyoruz ya hepsine hani. Mark da onlardan farklı değil, olsun istiyoruz. Olduğuna da inanır gibi oluyoruz hatta ama tam orda bir “çıt” sesi geliyor.

aty mahmut kesin

Mark’ın avukatının ağzından Apple Tree Yard sözünü duyar duymaz bir damla akıvermiyor mu gözümüzden? Benimkinden aktı. Kadın, adam ona “Bana güven” dediği için ağzını bile açmadığı, ondan bir an şüphe etti diye kendini suçladığı halde, adam anlatıverdi her şeyi. Sahneyi hatırlayın. Mahkemedeyken, Gary’nin Yvonne’a bebeği haber verdiği, kadının ona gözünün içinin gülerek bakmasını Mark’ın donuk bir yüz ifadesiyle izlediği o sahneyi. Tam o an karar verdi ilişkilerini deşifre etmeye. Aptal erkek egosu ile, ötesini berisini anlamadan kendini pışpışlamaya o an karar verdi. Hiiiç son sahnede “aman da yanlış anlamış, yazık hasta adam” oltasına gelmeyin. Kadının iç çamaşırının olup olmadığını sordu avukat kadın. Bayılıyorum bu son anda “ama bak az da bunu anlamayalım mı” temalı erkek sevgisine. Onu da söyleyeydin ya ne olacaktı, güzelim bir elma bahçesini mahvettin sen, üç beş de biz yatardık nedir? Hiç! Bu son anda çevir kazı yanmasın iadeleri, içimdeki eli maşalı kadını nasıl dürtüyor anlatamam. Senin lütfuna muhtaçtık sanki, it!

Bilmem benim gibi hep böyle hukuk okuyup, kadın davalarında vur vur inlesin tipi cezalar verme fanteziniz var mı sizin de? O avukat abla, muazzam bir nefret nesnesiydi şimdi, allah var. İnkâr edemeyiz. Ama pek bir çiğdi sanki, bakın yani kadın kadının kurdu işte azizim diyen entel dantel adam iştahı için yapılmış gibi. Neyse, bu malzemeye atlamak için hazır bekleyen sazanların notunu alır, daha da ne yazdılarsa bakmayız bile. Öyle hazır metafora prim yok, metafordan ibretlik çıkarmak var. Attenşın piliiz!

Yvonne’nin kızına yaptığı “hukuk kadınların işine yaramıyor, öyle görünmesi de büyük numara” temalı konuşmasını hatırlayın. Ah dedim bacım ah, sen oralarda öyle diyorsan biz buralarda ne edelim. Başka bir kadının taciz hikâyesini anlatmak zorunda kalması daha korkunçtu, aynı sorularla aynı muameleyi ona da yaptılar. Kim olduğunuz, ne olduğunuz fark etmiyor; kadın olmanız yeterli koca bir salon dolusu insan karşısında sizi bunca dağıtan şeyi anlatmaya zorlanmanız için.

appletree yard

Bir de etraftakiler mevzusu var. Bakın bu önemli. Öncelikle o yakın kadın arkadaşı. Sen ben hapse düşmüşken bana kocamın ne kadar iyi biri olduğunu ve benim bunu neden düşünmediğimi mi söylüyorsun? Dedim, kadın “canım o kadar beğeniyorsan kendine mi alsan acaba” diye masa sandalye yıkacak. Yok, evlilikler dışarıdan göründüğü gibi mükemmel değil, dedi sadece. Ya ablacım sen bu erkek mevzusunda bir dikiş tutturamadın diye benim bu hımbıl hocam sana altın kaz gibi görünüyor olabilir mi acaba? Kocası ayrı bir vaka elbet. Mark ile ilişkisi ortaya çıkınca, hassas lohusa kızı bununla görüşmek istemiyor bir süre. Kadın da kocasına bu durumla ilgili bir şeyler söyleyince, bu abinin asistanıyla gönül macerasını bilip bilmediğini soruyor kızlarının. Adam ne yapıyor bilin? İntikam ve ödeşme tiradı atıyor tabii ki. Lafına “Her ikimizin de yanlışlarını bilmesi iyi olur diye düşündüm, çünkü sen kızının gözünde sarsılmaz birisin” diye başlayan Yvonne, “senden özür dileyebilirim istediğin kadar, istediğin kere” diyor. Lan oğlum böyle olmaz diye sallandım burada bir süre. Anamızı çarmıha gerdik ama babamız o kadar duyarlı ve mağdur ki, onun meselelerini karıştırmanın ne anlamı var, değil mi? Zeytinyağı gibi üste çıktı bir de kılkuyruk! Biri de demiyor ki, canım sen böyle hostes gibi sürekli valizlerdesin, konferanstasın, âşık öğrenciler sarhoş kapıda. Sen hayırdır?! O akıllı kadın bu zarfı nasıl yer bilemiyorum, az geri çekil deyiverse, ah deyiverse! Ama hep söylerim, insanın “Minik kuşum bak bu böyle olmaz, gel biraz dolaşalım” diyen bir kadın arkadaşı olmalı. Bu hayati gerçekten.

Son olarak, bu feminist bir dizi değil kanımca. Daha az kadın düşmanı bir dizi o kadar. Kocaman falsolarla ilerliyor çünkü. Ya da ben daha vurucu bir şeyler arıyorum. Hani şu feminizmin tanımını yapan tişörtler var ya. Kadınların da insan olduğunu savunan radikal bıdıbıdı yazıyor üzerinde. Hah, mesela o evet, burun kıvıran gerizekalı senin bile diye devam etsin istediğim gibi. Erkeğe son anda paye biçilmeyen, twist son’a prim vermeyen bir dizi mesela. Kocalardan değil, kadın arkadaşlardan medet umulan bir dizi. Daha gelişmiş ülkelerdeki sistalarımız gri yönleri, hukuk ve adalet üzerine teatilerde eğleşe/düşünedursunlar, en azından şimdilik, bir kadın için yıkımını garantilemenin en kesin yolu, bir erkeğe inanmaktır. Bunu böyle avaz avaz söyleyen bir şeylere ihtiyacımız var.

 

(Fotoğraflar: IMDb, bbc.co.uk)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s