Yavaşlayan moda

 

SONY DSC

Geçen gün üstümdeki elbiseyi dört yazdır severek giydiğimi fark ettim. Kaliteli, defalarca yıkanmış ama boyası solmamış, tek bir dikişi atmamış… En az dört yaz daha giyerim. Çok tatmin edici bir his. Tek seferlik giyinip atacak kadar zengin değilim, değiliz. Doğa da o kadarını sunacak durumda değil zaten. Kaynakları hunharca tükettik. 90’ların sonu ve 2000’lerin başında “modanın demokratikleşmesi” olarak servis edilen hızlı modanın yavaş yavaş sonuna gelmemize bu yüzden seviniyorum. Farklılıklarını kaybeden, birbirinin aynısı insanlar olmamız bir yana, elimizde düzinelerce parçayla maaşımızın yarısını bırakmış olarak mağazadan çıksak da tatminsizdik.

Hiç giyilmeyenler, birkaç kere giyilip unutulanlar, pişman olunanlar ama iade etmeye de üşenilenler, mutlaka bir gün giyeceğimizden emin olduklarımız, mutlaka bir gün kilo alıp/verip giyeceğimizi düşündüklerimiz, sırf fiyatı uygun diye, sırf kesimi farklı diye, sırf kumaşı kaliteli diye aldıklarımız… Yatak odası bitişiğine giyinme odaları eklenmeye başladı. Yatak altı bazaları doldu, konsollara kat çıkıldı. Buna rağmen her indirimde mağazalarda yerimizi aldık, savaş çıkacakmış ve hiç kıyafetimiz kalmayacakmış gibi yedekledik. “Bulunsun, lazım olur” dürtüsüne çoğu kez yenildik.

Neyse ki yavaşlama geldi, yani yavaş ve etik moda. Sizde durum ne bilmiyorum ama benim çevremdekilerin pek çoğu o tıklım tıklım dolaplarını boşalttılar. Bense son birkaç yıldır sayıca çok az sayılabilecek eşyayla yaşıyorum, taşınmaların da bunda etkisi oldu. Yani biraz da mecburen sadeleştim. Paris’te yaşamak sanılanın aksine bu durumu kolaylaştırdı. Burada stili markalar değil ama detaylar, incelikler oluşturuyor. Bir broş ya da desenli çorap. Mümkünse en özgün olanlarından. Böyle olunca çok alışveriş yapmak değil, alışverişin niteliği önem kazanıyor. Sahip olunanlardan alınan tatmin artıyor. Kısacası yaşasın yavaş moda, az ve seçici tüketim!

(Not: Bu yazıyı Deryik ile beraber yazalım istemiştik, sonra araya zaman girdi başlayamadık, başlayınca fark ettik ki aslında söylenecek çok şey var, tek yazı yetmeyecek. Aşağıdaki maddeleri de daha çok o yazdı, söylemesem olmazdı. Diğer yazılarda görüşmek üzere…)

 

Neden “yavaş moda”?

slowfashionlogo

  • Yavaş moda, tüketimi yavaşlatıyor, böyle olunca hammadde tüketimi de azalıyor, o beğendiğimiz tişörtün 5 farklı rengini birden almamak sadece cüzdanımız için değil doğa için de önemli.
  • Yavaş moda, temelde beğenilere takla attıran yeni bir değerler seti oluşturuyor: Fiyat, kalite veya biriciklikten öte, örneğin karbon ayak izi, adil maaş garantisi, çocuk işçi kullanılmaması, üretimde minimum su harcaması, yerel üretici desteklemesi vb. Etikete bakmayacak kadar zengin değiliz elbette; ama fiyat yerine kullanım başına maliyete bakarsanız, 2 kere giyeceğiniz 200 liralık ayakkabı yerine, 50 kere giyeceğiniz 500 liralık ayakkabı çok daha anlamlı bir tercih oluyor.
  • Moda devleri yüzünden kendini gösteremeyen bağımsız tasarımcılar ve yerel ürünleri keşfetme şansımız oluyor. Bu da daha özgün olmayı beraberinde getiriyor.
  • Seçerek, üretim koşullarını, hammaddenin cinsini gözlemleyerek ve emek faktörünü gözeterek alışveriş yapıyoruz. Bu da uzun vadede çalışma şartlarının daha insancıl olacağı, yavaş yavaş pek çok markanın bu konuda duyarlılığını arttıracağı anlamına geliyor. ILO raporuna göre dünyada şu anda 170 milyon civarında çocuk işçi var ve onların da ciddi bölümü tekstil alanında çalışıyor. Türkiye de bu konuda maalesef ki kara listedeki ülkelerden.

fa8c1754eaa2d89bac0568c4f96c4773

  • Sosyal adaletin ucundan kıyısından tarafı olmaya, etrafınızdakileri de bilgilendirmeye başlıyorsunuz. Mesela kot kumlamanın dünyada ilk kez işçi ölümüne yol açtığı ülkenin Türkiye olduğunu biliyor muydunuz? Kullanılan kimyasallar yüzünden Silikozis hastası olan işçiler kısa sürede ölüyor. Türkiye’de kot kumlama 2009’da yasaklandı; ama sektör yok olmadı. Şimdi Bangladeş, Hindistan, Mısır gibi tekstil firmalarının gözbebeği ülkelerde her sezon başka bir taşlanmış, yırtılmış kot can alıyor.
  • İkinci el kıyafet kullanımıyla ilgili gizli bir önyargı vardı ama neyse ki eskide kaldı. Çok uygun fiyatlara iyi durumda ve şık kıyafetler bulabilirsiniz. Kendi iyi durumdaki kıyafetlerinizi de satabilirsiniz. Pop up mağazalar, pazarlar, vintage butikleri bu günler için. Son yıllarda alıcı ve satıcıları bir araya getiren online platformların olması da güzel ve kolay bir çözüm.
  • Küçük bir gardırop ve birkaç minik çekmece yetiyor. Sığmayan, taşan kıyafetler yüzünden fenalık geçirmeye, IKEA yollarına düşüp alternatif saklama önerileri aramaya son. O kadar kıyafet yok, hem o kadar kıyafet gerekli de değil(miş).
  • Yırtılanı hemen atmayıp çözüm bulmaya çalışmak, sökük dikmek, etek boyu kısaltmak gibi şeyler “yavaş moda”ya dahil ve meğer hiç de zor değilmiş. Buna temel “styling” becerilerini de ekleyebiliriz, bluzlara vatka dikmek, ceketleri düğmelerle, elbiseleri kuşaklarla, kemerlerle farklılaştırmak, eskiyen kotları şort yapmak, şortun yanına renkli yama iliştirmek, bluza yaka eklemek, ayakkabı bağcığı değiştirmek gibi minik tatlı uğraşlar…

Screen Shot 2017-07-11 at 15.15.54

  • Kendi kumaşını alıp elbisesini dikebilmek imrenilesi ama o bizler için ulaşılmaz bir aşama olabilir, zaman ve beceri açısından. Ancak siz kendinize güveniyorsanız düşünebilirsiniz, biçki dikiş kursları geri döndü. Örgü de ikinci baharını yaşıyor; youtuberlar sağolsun, öğrenmek için arkadaşların anneannesini kovalamak gerekmiyor artık. Hiç olmadı mahalle terzinizle, tadilatçınızla kafa patlatıp en azından emek sömürüsüne değil, küçük esnafa destek olmuş olursunuz.
  • Yavaş moda aslında paylaşım ekonomisinin bir parçası. Arkadaşlar arasında gardırop değiş tokuşu da olur, partnerinizle giysi paylaşmak da. Yani yalnızca yeni alırken seçici olmak değil, eskiyi de mümkün olduğunca değerlendirmeyi içeriyor.
  • Hediye portföyünüz genişliyor. Son dakika doğumgünü hediyesi olarak Mango, Zara, H&M gibi bir mağazadan bir şey alıvermek yerine, daha ince düşünülmüş, daha özenli hediyeler seçiyorsunuz. Olur da size hediye gelirse de çözümü kolay: Alan kişinin iade etmesi. Böyle şeyler pek kolay teklif edilemiyor gibi gelse de aynı parayla (örneğin) sizin yerinize bir STK’ya bağış yapabileceğini söylerseniz, neden olmasın ki?
  • Malzeme ve giysi bakımı bilginiz hızla genişliyor. Yine internetler sağolsun, bu konuda onlarca farklı kaynak var. Kumaş ağırlığı, dökümü, kesimi, dokuma-örgü kalitesi vb istemediğiniz kadar bilgi mevcut. Yani kendi kendinize keşfetmenize gerek yok; burada yapılmışı var.
  • Kuru temizleme tekniklerinden evde pratik leke çıkarma çözümlerine, lostracıların ayakkabıları baştan yaratma becerikliliğinden örücülerin titiz işlerine kadar tonla işlemle tanışıyorsunuz. Türkiye’de bu işlemler hala gayet ucuz ve kaliteli. Üstelik artık Türkiye’de birçok online / mobil aracı sayesinde bunları kendiniz kovalamak zorunda değilsiniz; bir kurye sizin yerinize kuru temizlemeciye, terziye uğrayabiliyor.

 

Kapak görseli: https://theworldofgood.com.au/

Diğer görseller: Pinterest

2 thoughts

  1. Gecen yaz dogumgunumde bazi arkadaslarima ve kardesime bana hediye almamalarini, kullanmadiklari ama atmaya/vermeye kiyamadiklari bir esyalarini hediye etmelerini istedim. Bence harika bir fikirdi bayildim hediyelerime hala severek kullaniyorum onlar da hem para harcamadilar hem bana sahane hediyeler verdiler hem de kullanmadiklaei esyalari kullanima acildi. Bu sene yine aynisini yapacagim. Dikkat ettigim bir suru sey var. Ama hala sadece gerektigi kadar tuketiyorum diyemeyecegim. Orda biraz daa yolum var maalesef.

    Liked by 5 people

    1. Çok güzel bir fikirmiş Zeynep, ben de deneyebilirim :) Yolumuz var doğru ama en azından gitgide azaltıyoruz, daha seçici oluyoruz. Kıyafetlerin nerede, kimler tarafından, nasıl koşullarda üretildiğini bilsek ve ona göre alışverişlerimize yön versek, o bile önemli bir farkındalık.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s