Sanatçı olmayanlar için san’at

Dünyamızdaki bazı genel kültür konularına, sırf o konularla özdeşleşmiş aşırı fanatik profillerden dolayı mesafeli durmuşluğum vardır. Aslında bir konuyu ve fikri geliştirmek için gayet zenginleştirici bir deneyim olan ‘tartışma’ eylemi ülkemizde yer yer yanlış anlaşıldığından, ayarı azıcık kaçtı mı ivedilikle o ortamdan ruhen, imkânım varsa da fiziken uzaklaşarak yıpranma payımı asgari düzeye sabitlemeye gayret ediyorum. Fikirlerini, yavrusunu koruyan anne kedi hırçınlığı seviyesinde savunan işbu çılgınlardan ve hararetli tartışmalardan oldum olası hiç hoşlanmadım. Özellikle öznel ve yoruma açık konularda tarafına sıkı sıkı sarılmanın ve baskın çıkmanın yüksek dozda önemsenmesi hep itici, hatta gülünç gelmiştir. Kendi çemberinde araştırıp öğrenmek, dinleyebilene anlatmak, paylaştığında büyütebileceğin birileriyle konuşmak varken ne diye kendimizi paralıyorsak… Neyse, aklınıza hemen siyaset meydanları tarafsız bölgeler gelmesin. Bugün dersi dışarıda işleyeceğiz ve sizlere bugüne kadar soyutluğunda ve pahalılığında kaybolduğum için mesafeli durduğum modern sanat ve güzel sanatçılarla yaşadığım ateşkesin tesadüfi ve serinletici detaylarını anlatacağım. İşte başıma gelenler:

Geçen yaz okuduğum Ali Nesin söyleşisi kitabında (bkz. Matematik köyünün delisi) ‘hangi ressamları seversiniz?’ diye bir bölüm vardı. Baktım adam genelin kepçeyle kabul ettiği kavramları bünyeye almadan önce, Yale’li, St Joseph’li şık süzgeçlerden geçiriyor, neyi neden sevdiğini biliyor, fikirlerini hayata geçirmiş yaratıcı bir aktivist; kolaya kaçtım ve (artık yaşım da geldiği için) sanat zevkimi keşfetmeye Ali Nesin’den feyz alarak başlayabilirim dedim. Kitapta teker teker sevdiği ve sevmediği ressamları nedenleriyle açıklarken Malevich bölümünde yükseliyor ve ‘Malevich’in beyaz üstüne beyaz karesini gördüğümde resmen olduğum yere çakılıp kaldım ve dakikalarca resme baktım!’ diyor. Nasıl heyecanlandım, hemen ben de büyülenmişlikle aydınlanıp, çakılıp kalmak üzere Google’ladım resmi. Baktım, düşündüm, kitaba dönüp belki neden etkilendiğini de yazmıştır diye sayfaları karıştırdım. Yok. Yan anlam düz anlam estetik açılar yok yani bomboş benim için. ‘Bunu ben de yaparım’cılardan olmamak için ilerleyen günlerde malum resimle ilgili birkaç makale de aradım bu kareleri bugünlere kadar getiren neymiş diye, sonra da ipin ucunu bıraktım, küstüm ve defteri kapattım. Belki de daha zamanım gelmemişti.

Aylar sonra güzel bir şey oldu. Bir arkadaşımla Oyun Atöyesi’nde Pencere’yi izlemeye gitmiştik. Haluk Bilginer’i uzun süredir canlı canlı izlememiştim, sahneye çıktığında nefesimi tutmuş bile olabilirim. Tamam ben duygularımı biraz abartılı yaşayabiliyorum ama adamın kesinlikle kosskoca bir aurası var. Haluk Bilginer’le ilk diyaloglar başladığında iyi ve empatik bir izleyici olarak diğer oyuncular adına biraz gerilmeyi de ihmâl etmedim. Oyun zaten üç kişilik, esas kadın da Esra Bezen Bilgin. Benim oturduğum yerden bile o çıt çıkmayan salonda Haluk Bilginer’in karşısında oynamak müthiş zor, replik unutturucu ve dil dolandırıcı gibi görünüyor. Neyse ki korktuğum kimsenin başına gelmedi, son derece akıcı, doğal oyunculuklarla dolu ve akılda kalıcı bir oyun izledik. Esra Bezen Bilgin hakikaten çok güçlü bir oyuncuymuş. Oyun çıkışında arkadaşım, Esra Bezen Bilgin’in performansını Haluk Bilginer gibi kendini ispatlamış biriyle oynama ölçüsü üzerinden değerlendirirken ‘siyah üzerinde beyaz olmak kolay da, beyaz üzerinde beyaz olmak ne kadar zor aslında değil mi, bravo kadına!’ deyivermesin mi! Malevich’in sanatını kendi soyutluğumda anlamlandı, iki sanat öpüştü, pek de güzel oldu.

Sanırım sanatın içgözlemcilik ve bireysellik durumuyla en bilinçli deneyimim bundan sonra oldu. Sonrasında okumalara, araştırmalara doyamadım. Gittim bir de üstüne resim kursuna yazıldım. Şu kadarcık öğrendiğimle sizlere diyebilirim ki: Bir resmin- hatta sanatla ilgili bir parçanın- neden iyi olduğuyla ilgili çok bilmiş yorum yapanlardan uzaklaşın, kimsenin sizi bilgisiyle dövmesine izin vermeyin. Siz de yorumunuzun sonuna ‘bence’ ekleyin. Girişimler asıl o zaman zenginleştirici oluyor. Ben henüz hiçbir ressama körü körüne tutulmadım ama aşağıda özellikle teknik olarak ilginç ve fikir olarak orijinal gelen resimleri paylaşıyorum:

 

 

İlgilenen Mahmutterlar için kitap önerileri:
Beş yaşındaki çocuk bunu neden yapamaz- Açıklamalı Modern Sanat (Susie Hodge) The Art of Confidence- Wendy Lee

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s