Rock Werchter 2017 – Müzik bize gelmiyorsa biz müziğe gidelim

Emre-RockWerchter-8

Yaklaşık 15 yıldır gitgide baskısını arttıran bir hükümetle yaşıyoruz. Alkollü içeceklerin etkinliklere sponsor olmasının yasaklanmasından sonra sevdiğimiz müzisyenleri izleyebileceğimiz büyük bir festival kalmadı. Son hatırladığım büyük festival 2009’daki Rock’n Coke’du. Aradan 8 sene geçti ve Türk izleyicisi tek tük konserler dışında, ki bir çoğu da son 2-3 senedir terör olayları yüzünden iptal edildi,  kafasını dağıtabileceği bir konser bile izleyemedi. E dindar nesil yetiştiriyoruz haliyle, neyimize bizim festival!

Bu kuraklıktan sıyrılmak için 5-6 sene önce senede en az bir yurtdışı festivali görmeye karar verdim. Standart şuydu, sınırlı bütçeyle gittiğim festivalde maksimum grup izleme olanağı. Primavera 2 gün sürüyor, bundan dolayı izlenebilecek grup sayısı düşüyordu, elendi. Glastonbury para birimi dolayısıyla tuzlu geliyordu, elendi. Sziget gereğinden fazla uzundu, çalışan bir insan olduğum için elemek zor olmadı. İki seçenek kalmıştı, Benicassim Festivali ve Rock Werchter.

Line-up’ları da değerlendirince en son Rock Werchter’de karar kıldım. 2016’da Berlin Lollapalooza’ya gidişim haricinde son 5 senede 4. Rock Werchter’imi yaptım bu gidişimle beraber. İzlediğim 3-5 tane isim sayayım gerisini siz düşünün; Metallica, Green Day, Blur, Muse, Radiohead, Foo Fighters, Pearl Jam ve daha fazlası… Gelelim hikayesine ve info’suna.

Emre-RockWerchter-2

Rock Werchter 1975’te kurulmuş bir festival. Bu köklü festival Brüksel’e 25 km uzaklıktaki Leuven şehrinin yakınında Rotselaar beldesinde yapılıyor. Festivale ulaşım Leuven’den 24 saat devamlı ring yapan bedava shuttle’larla sağlanıyor. Aynı zamanda festival size Leuven’e gelip dönmeniz için birer tane bedava tren bileti hediye ediyor. Çarşamba günü ilk kampçılarına kapıları açan festival kaynaşma ortamı için her gece konserlerden sonra sabah 4’e kadar süren partiler veriyor. Festival alanındaki North West Walls başarılı sanatçıların graffitileriyle dinlenme şansı, festival sponsoru içki firmasının standı ise Belçikalı dansçılar eşliğinde gün içinde dans etme şansı veriyor.

Her gün 100 bine yakın katılımcının iştirak ettiği festivalin çadır alanları uçsuz bucaksız. Festivalin sürekli aynı yerde yapılması ve 42 yıllık tecrübe avantajıyla Rock Werchter kampçılar dahil bütün festivalcilere büyük bir konfor sağlıyor. Özellikle bu sene 15 yıllık festival hayatımda görmediğim kadar temiz tuvaletler ve duşlarla karşılaştım. Uçak tuvaletlerindeki vakum sistemi uygulanmış ve festival ekibi tarafından tuvaletler sürekli olarak temizlendi. Ayrıca sürekli tuvalet kağıdı vardı ve oturağı plastik değil, evlerimizdeki vitrifiyedendi. Artık tecrübe sahibi olduğum için duş ve tuvaletlere çok yakın, çıkış kapısına da çok uzak olmayan bir yere çadırımı kurdum bu sene. Daha fazla konfor isteyenlere havuzlu-yataklı Rock Village’da kalmak da mümkün, bütçe işi.

Biraz da sanat kısmına geçelim. 2017 line-up’ı her sene olduğu gibi cuma günleri tek isim verilerek kasımdan mayısa kadar tamamlandı. Radiohead ismini görünce bileti almıştım, sonradan gelen Arcade Fire, Foo Fighters, Kings of Leon, System of a Down, Linkin Park ve diğerleri 2017 Glastonbury line-up’ının önüne geçti. Glastonbury pazar günü headliner’a Ed Sheeran koyduğu için eleştirilirken Rock Werchter kusursuz bir liste yaptı. Bu sene eleştirdiğim nokta zaman çizelgesi oldu. Bazı grupların sahne seçimleri çok yanlıştı, Oscar & The Wolf, Radiohead’le aynı saatte çakışmışken Alt-J dolduramadığı ana sahnede Foo Fighters’ın altında çaldı. Arcade Fire festivalin abonesi Kings of Leon’un altında, System of a Down anlamsız bir şekilde Linkin Park’ın altında gündüz slotlarında çaldı. Gündüz diyince tabi havanın 22:30 gibi karardığını unutmayalım Belçika’da. Neyse, derdimi sevdiğinizi görür gibi oldum.

Emre-RockWerchter-1

Bu seneki performanslarla ve deneyimlerimle devam edelim. Perşembe, ilk günün ilk saatleri keşif yapmakla geçti. Festival alanına yeni eklenen The Slope üstüne oturan insanlara konforlu bir takılma alanı sunarken, altında kalan boşluk da değerlendirilip hamaklar atılmıştı. Yağmurlu geçen ilk 3 gün cankurtaran oldu bu noktalar. İzlediğim ilk grup Cigarettes After Sex oldu. Bu sene keşfettiğim grup festivale alıştırma konusunda başarılıydı. Yaşadıkları teknik aksaklıklara ve heyecanlarına rağmen kalabalık tarafından kucaklandılar. 1-2 saat eşantiyon şapka, gözlük vsç kazanarak geçirdiğim zaman sonrasında Prophets of Rage için ana sahnede yerimi aldım. Tom Morello sahnedeydi, bazen gözlerimi ovuşturarak izledim seti, bu gerçekten oluyor mu diye. Rage Against The Machine’in ve kendi albümlerinin bütün hitlerini kusursuz çaldılar. Rüya gibiydi. Acıkan karnımı Belçika’nın müthiş patatesi, mayonezi ve birasıyla susturup Imagine Dragons’ı arkadaşlarımla izledim. Çok etkileyici olmayan bi sahne sonunda kendimi The Barn sahnesine attım, Lorde setine başlamış ve çadırı gerçekten sallıyordu.

Seyircinin yaş ortalamasının düşüklüğü ve topluluktaki kız çoğunluğu bu actlerin çok işine geliyor, muhteşem bir geri dönüş aldı Lorde. Önceki gün Twitter’da hasta olduğunu yazmıştı, sesi çatallıydı, biraz da düşük başladı setine fakat seyirci taparcasına alkışlayıp ayağa kaldırdı ve o da kayıtsız kalmayıp seyircinin içine attı kendini. Görülmeye değerdi.

Arcade Fire kalabalığının içine girdim, şanslı bir şekilde sahne önü hala açıktı. Sahne önü Türk festivallerindeki gibi paralı değil -black, diamond, gold gibi ayırmıyorlar biletleri- istediğiniz gruptan önce sıraya geçip sevdiğiniz sanatçıyı 10 metre yakından izleyebiliyorsunuz. Arcade Fire yeni single’ları Everything Now’la açtığı sette The Suburbs ağırlıklı çaldı, büyük bir fanları olmadığımdan ve albümlerini çok iyi bilmediğimden sahne şovlarını izleyerek iyi vakit geçirdim. Günün kapanışını festivalin gediklisi, neredeyse gittiğim her festivalde çıkan Kings of Leon yaptı. Belçikalılar KoL’dan bıkmış durumda, özellikle her sene Werchter’de çaldıkları için enerjisiz geçiyor konserleri. Berlin’de gördüğüm coşku yine yoktu, ertesi gün seyircinin pankartlarına yansıdı; “Kings of Leon was so good, said noone ever.”

Emre-RockWerchter-5

Cuma festivale Tamino’yla başladım. Müthiş bir yetenek, adeta yeni Jeff Buckley’miş bu arkadaşımız. Festivalin en büyük keşfi oldu adıma. Uzaktan Slowdive izleyerek hamak keyfi yaptım, 3-4 şarkı için Future Islands’a kaçtım ve sonra White Lies için sahne önüne geçtim. Grup enerjisiyle erken saatte ana sahneyi doldurdu, performansları da başarılıydı. Gelecek Werchter’lerde muhakkak yer bulacaklardır. Sonrasında genç jenerasyonun en başarılı ikilisi Royal Blood sahneye çıkıp ana sahnenin tozunu kaldırdı. Moshpit, pogo, crowd surfing yok yoktu, davulcu Ben seyircinin arasına yürüyerek inmese stage diving bile olabilirdi. 4. kez Royal Blood izledim ve her seferinde üstüne koyuyorlar, mükemmeldiler. Festivalin yıldızları benim için. James Blake sevmediğim için Oscar & The Wolf da Radiohead’le çakıştığı için Radiohead’e kadar telefon şarj etmeyi seçtim. Radiohead’i de geçen sene izlediğim için önlere kasmayıp arkadan izledim. Elektronik bir setle çıktı Radiohead. Thom Yorke Glastonbury’de çok dağıldıklarını, Rock Werchter’de daha iyi olduklarını söylemiş. Gerçekten iyilerdi. Asıl hitleri sonradan çıkardılar, Encore’da dağıldık. No Surprises, Paranoid Android, en son da Karma Police’le terkettiler. Geçen sene çalmadıkları Pyramid Song benim için hediye oldu. Onun dışında bu sette eksik şarkı çoktu. Herkes bir gün Radiohead konseri izlemeli, son diyeceğim budur.

Cumartesi ve Pazar benim için zayıf günlerdi. Cumartesi ergenlik şarkılarıyla ünlenen ama şimdi o enerjiyi pek taşımayan iki grup Jimmy Eat World ve Blink 182 arka arkaya çaldı. Tatsızdı. Uzaktan Kodaline izledim, gerçekten sıkıcıydı. Linkin Park’tan önce çıkmasına anlam veremediğim System of a Down’sa festivalin adına yakışır müziği çaldı, şovunu yaptı. Serj ve arkadaşları daha önce izlediğim konserlerinden daha formdalardı. Forest çalmasalar da ilk albümden Sugar geldi. Werchter seyircisinin sevdiği grup türü olunca enfes konser oldu. Önceki senelerdeki Rammstein-Volbeat-Metallica setlerindeki coşkunun devamıydı. Linkin Park çok vasattı. Yaşlanmamayı tercih eden grup elemanları yeni girdikleri pop janrına pek ayak uyduramamış gibi geldiler bana.

Pazar günü kişisel favorim Nothing but Thieves’in gaz performansıyla açıldı. Alternatif rock müzik yapan yeni grupları görmek ümidimizi kaybetmememizi sağlıyor. İlginç bir şekilde sabah saatine konan Cage the Elephant’ı çakışma yüzünden izleyemedim, oradan gelen duyumlar güzel bir set olduğu şeklindeydi. Rae Srummund’un seti için çadıra geçtim, izlediğim en gaz hiphop sahnelerinden biriydi. Çılgın attılar. Rag’n Bone Man’de ise aynı keyfi bulamadım, kendisi bunalım bir abimizmiş. Tabi albümünü bilmediğim için sürpriz oldu. I’m only human’ı bile beklemeden kaçtım. Ana sahnede Alt-J büyük bir kalabalığa çalmanın heyecanını yaşıyordu, bu heyecan onları negatif etkiledi. Hala çadır grubu olduklarını gösterdiler bir nevi.

Emre-RockWerchter-3

Festivalin kapanışında 2.5 saatlik setleriyle Foo Fighters vardı. Klasikleşen Rock Werchter havai fişek gösterisiyle biten şovun bazı kısımları muhteşem, bazı kısımları ise grubun seyirciyle çok fazla konuşmasından sıkıcı geçti. Sonunda Dave Grohl da patlattı, “zaman geçirdiğimizi düşünüyorsunuz belki ama ben buradayım ve bu set ben bitti diyene kadar bitmeyecek, gerekirse sabaha kadar çalacağız” dedi. Peki ne oldu, saatinde konser bitti, 1 dakika bile uzamadı. Yarısını Dave’in muhabbetiyle geçirdiğimiz bir konser oldu. Yine de Foo Fighters’a tik atmak güzeldi. Kısa bir setleri olursa görüşürüz belki bir dahakine. Festival ilk 3’üm Royal Blood, Prophets of Rage ve System of a Down oldu. Her biri birbirinden iyiydi.
Son olarak bu yaz olsun, ilerideki yazlar olsun yurtdışında festival görmek isteyen Mahmutlar için bir maliyet hesabı çıkartayım. Onlar gelemiyorsa biz gideriz. Kazanmak istemeyen devletimiz kaybetsin.

Festival bileti 235 euro ~ 900 TL

Kamp bileti 15 euro ~ 60 TL

Uçak bileti gidiş geliş 900 TL -Geçen sene 550 TL’ye almıştım, euro :( –

Yeme içme 100 euro ~ 400 TL

Yaklaşık 2500 TL ile hatta masrafları biraz daha kısarsanız 2000 TL ile 4 gün boyunca güncel müzik sahnesinin en iyi isimlerini görebilirsiniz. Ya da o parayı vizyonsuz şekilde Bodrum’da lahmacunlara 50 lira vererek yiyebilirsiniz. Seçim size kalmış. Ne kadar erken karar verirseniz o kadar ucuz ve planlı bir festival deneyiminiz olur. Rock Werchter güvenli ve oldukça başarılı bir festival, müzik hastası Mahmutlara gitmeleri önerimdir.

Not: Fotoğrafların çoğu tarafımca çekilmiş, bazıları Rock Werchter resmi sitesinden alınmıştır.

Sevgiyle kalın.
Emre Yersen

twitter.com/blacktables

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s